Başkanlık sistemi! Şimdi; Diyeceksiniz ki bu sirat-ı müstakimde "Başkanlık sistemi" polemiği de nerden çıktı? Ankara; Komplike 12 Haziran'da yapılacak Milletvekilleri seçimlerine... Ve ardından; Hayat tanımasına "söz" verdiği Sivil Anayasa meselesine odaklanmışken... Yargı reformu. Siyasi tahliyeler. KCK davasındaki "Kürtçe savunma" krizi, halen beyin kemiriyorsa. Başbakan Erdoğan, Ülke dışı seyr-ü seferde bulunduğu esnada neden "Başkanlık sistemi tartışabilinir" dedi. Ve bu fikir; Bir anda ülkenin "tartışılan" hadisesi durumuna geldi? Doğrusu, "Hikmeti" garip...
***
Şimdi tartışma mevzu üzerinde; İki eksenli, hatta üç diyebileceğim bir "fikri" bakış ortaya çıktı. Her ne kadar; Muhalefet "kesin" bir üslup ortaya koyarak, tepki gösterdiyse de... Asıl; Çalkantı, AK Parti'nin bizatihi kendisinde vuku buldu. Çünkü; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül "zaman ve süreç müsait" değil deyip, karşı tez ortaya koydu. Ki partinin; Ağır topları tabir edebileceğimiz, M. Ali Şahin ve Bülent Arınç başta olmak üzere "A takımındaki" isimler, "Türkiye şu an kaldıramaz" dedi. Yani Başbakan Erdoğan'la ayrı düşüncede yer aldı. İki cepheli bir tartışma. Tabi; Burhan Kuzu gibi bazı isimler de, "halkımız başkanlık sistemini tartışmalı" diye fikir beyan ettiler.
***
Malum; "Başkanlık Sistemi" dünya ülkeleri içtihadına baktığımızda, ilk göze çarpan işleyiş birçok yapının oluşumuyla mümkün. Ki bunların başında gelen oluşumlar; Eyalet sistemine geçmek. Yerel yönetimleri güçlendirmek. Ve merkezi iktidarı, bölerek "ülkenin" sath-ı mailine yaymak. Türkiye'de, Şu an ki genel yapı bu durumu icrada müsait olabilir mi? Şimdi; Başbakan Erdoğan'ın "olmazsa olmaz" olan Başkanlık sistemine ikmal eden bu yapılara bakışına geldiğimizde, "ters köşe" olunuyor? Zıt kutup hâkim. Bildiğiniz üzre; Özellikle Kürt meselesiyle alakalı, Başbakan farklı bir mecrada. Mesela; "İki dilli yönetime" ve "Anadilde eğitime" kesin bir fikriyatla karşı ve inkârda. MGK'nın genel yapısı. Sayıştay. Ordu nizamı. Ve Yerel Yönetimler yasasındaki "bazı" maddelerin içtihadına, "budama" getirmediği gibi. Son; Dönemlerdeki ifadelerinde "koruma ve kollama" kalkanı, konumuna gelmesi. BDP'nin, Yerelde "özerklik" önerisine, gösterdiği tepki. Tabiatın; Kabul edilmez yapısıyla "ters" bir fikriyat oluşuyor. Başbakan'ın söylemleri Ve Başkanlık sisteminin getirdikleri.
***
Bu durumda; Şunu ifade edebiliriz... Acaba; Başbakan, "Başkanlık sistemi" değil de, "Başkan" yani "tek adam" olma düşüncesini taşıdığından dolayı mı, bu fikri ortaya attı... Takdir edersiniz ki; Yer küresinde bulunan birçok ülkede uygulanan "Merkezi" yönetimdeki "Başkanlık" sistemi pek hayır icra etmediği gibi; sonuç vahim olmuştur. Hepsinde; Yönetimsel içtihat tamamen "totaliter" bir yönetim anlayışına dayanmaktadır. Aslında; Başkanlık sistemini zamanında, Özal'da, Süleyman Demirel'de, hatta Ahmet Necdet Sezer döneminde dahi, "bir noktada" dillendirmişti. Ama; Sonra "yalnızlığın" dergâhına düşüp, Çankaya'da zaman tükettiler. İşte; Bu noktada duruma baktığımızda. Erdoğan, şuan ki siyasi güç. Ve muhtemel; 12 Haziran'da çıkacak "salt" iktidar olabilme, çoğunluğunu kullanmak istiyor. Bu çoğunlukla; Hem Anayasal değişimi yapabilmek, hem de Çankaya'ya çıkma "yolunu" garantileme, hesabıyla hareket etme planında mı? Yalnız, Kalma ve Köşk'te "yaptırımsız" bir misyonla, kalmayı sindiremeyeceği için olsa gerek bir şeyleri değiştirmek istiyor.
***
Daha doğrusu; Aynı akıbeti yaşamak istemiyor. Peki, "Tek adam" olma hissiyatı, AK Parti'de nasıl bir "güç ve güçsüzlüğe" vesile olabilir. İşte, Asıl kırılgan nokta burası... Çünkü; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresinin, bitmesine az kaldı. Eee. AK Parti'de Erdoğan'ın Genel Başkanlığı'na göz dikenler de var... Gül, Bu saatten sonra ikinci adam ya da kabine üyesi olmaya "rıza" göstermesi biraz zor. Nitekim! Bu "zor" olabileceği ifadesini, Başkanlık sistemine gösterdiği "tepkide" hissettirdi.
***
Bir diğer; Kırılgan nokta ise, Erdoğan'ın şimdiden "bu yola" tevessül etmesiyle, parti içerisinde çıkan "tepki" sesleri. Bu sesler; Zaman içerisinde parti içerisinde yayılma gösterirse, Erdoğan'ın partideki "etkin" konumunu hızla zayıflatır. Hele bir de; 12 Haziran'da yapılacak olan seçimlerde mevcut vekillerin 160'ına yakını "saf dışı" edileceği söylentisi. Üzerlerine, Kırmızı çizgi çekilmesi durumunda, AK Parti'de, tıpkı "Başkanlık sistemi" polemiği gibi sarsıntı bir çok, yıkıma neden olacaktır. Bence; Başbakan Erdoğan, hedeflerim ve ana stratejim 2023 yılına yöneliktir planı, "tek adam" alma gayesine yöneliktir. Bu da; AK Parti'yi süreç açısından hayli "yoracak" ve güç kaybına yol açacağa benziyor. Bekleyip göreceğiz; Şu "Başkanlık sistemi" zaman tüneli içerisinde, "neye kâmil" olacak?
***
Tabi şunu da ifade etmek istiyorum! Şahsi noktada, "Başkanlık sistemine" karşı olmadığım gibi; destekleyenim.. Özelliklen de; Türkiye Avrupa-i düzen nizamı içerisinde "Başkanlık sistemini" hayata geçirmesi... Ülkenin ve milletin; Salih-i selameti açısından, "hayırlara" vesile olacağını düşünenlerdenim. İnanıyorum ki, Özellikle biz Kürtler için bir çok hadisenin de "çözümünü de" sağlamış olacak. Ama, AK Parti ve Başbakan Erdoğan'ın bu "fikrin" samimiyetinde, nerdeler o meçhul! Güzel bir hafta sonu dileğiyle.