"Diyarbakır
Terörün,
Hırsızlığın,
Ve mafyacılığın merkezi konumunda-imiş-!
İstanbul.
Ankara gibi Büyükşehirlerde bile.
Hırsızlık yapanlar, Diyarbakır'dan gidenler-miş-?".
***
Aman ha.
Bu sözler bana ait değil.
Peki diyen kim?
Resmi kayıtlara göre diyen;
Diyarbakır Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri.
Yani Doç. Dr. Muhammet Güzel Kurtoğlu.
***
Potansiyel suçluyor
Şehr-i azam-ı,
Enva-i "suçun" merkezi diye!
Maşallahı var.
El insaf, diyelim.
****
İyi de..
Tüm bunları ne için söylüyor?
Araç "ihalesindeki" usulsüz işlemlere ilişkin yürütülen soruşturmadaki savunmada söylüyor.
Sahi unuttuk..
Öyle ya, kaç gündür gündemde.
Audi marka makam aracı ve Personel taşıma aracı ihalesi.
Kiralanan toplam dört aracın "ihalesine" ilişkin şikayet mevzuusu!
***
Konuşulan..
Ve BİMER'e şikayet edilen konu..
Fahiş fiyat ve rekabet ortamının olmayışı!
Bilahare, müfettişlik olunmuş.
Müfettişin tahkikatına göre şu ifade ediliyor.
İihale pazarlık usulü yapılmış.
Üç'te firma "davet" edilmiş.
***
İhale teklif dosyaları alınırken;
Birinin belgesi eksik olduğu için zarfı kabul edilmemiş,
Diğeri de yasaklı çıkmış.
Geriye tek bir firma kalmış.
İhaleyi de ona vermişler.
Tabi, bunlar "tesadüf mü" yoksa adrese teslim mi?
Bilmem..
***
Mevzuu hayli kapsamlı.
Aynı zamanda da çetrefilli
Bende, kapsamlı dosyası var.
Bilahare, "deşebiliriz" hepsini buradan
Özetlersek, zaten, olup-biten şikyetle birlikte müfettişte.
Yasal işlemi halen sürüyor.
Nitekim İl İdare Kurulu tarafından da yargılansın diye "soruşturma" izni verilmiş.
Anlayacağınız;
"Eli kulağındadır" dosyanın Cumhuriyet Savcısına intikali.
***
Dosya bütünlüğüyle çok gerekçeyi içeriyor.
En net iddia şu;
Görevi kötüye kullanma var.
Yetki dışına çıkma var.
Yeterince, "ihale" sorgusu yapmama var.
***
Tabiri caizse, var da var deniliyor.
Enva-i desise mevcut!
Peki.
Bu kadar konuşulan.
Müfettişlik olan, ihale nasıl yapılmış.
Bakarsak.
İhale kaça alınmış, sonra ne gibi indirimler yapılmış?
***
İsterseniz, önce buna bir bakalım.
Bir makam aracı,
Bir kamyonet,
İki de personel taşıma aracı.
Toplamda 4 arac kiralanmak istenmiş.
3 yıllığına kiralama!
***
Muhammen bedel; 740 bin lira olarak belirlenmiş.
Hayli yüksek.
İhaleyi alan firma ilk teklifin de; 644 bin 400,00 TL vermiş.
Bilahare ikinci teklifte indirime gitmiş.
18 bin lira..
Toplam da; 626 bin 400,00 TL'ye gelmiş.
Üçüncü teklif istenilmiş.
Ancak, firma o gün ve ihale anında "indirim" teklifini kabul etmemiş.
İnmem demiş!
***
Ne var ki, bilahare büyük bir meblağda indirime gidiliyor.
Yani haftalar sonrası.
Kurtoğlu'nun savunmasına göre.
Kendisinin telkiniyle, indirime gidilmiş.
Firma cömert davranarak;
Tek kalemde 100 bin 800,00 lira daha indirim yapmış.
Yüzde 20'e varan bir indirim.
***
Sonuçta.
İhale 525 bin 600,00 liraya gelmiş.
Müfettiş, Diyarbakır Şoförler odasından, rayiş istiyor.
Ona göre, fiyat 540 bin lira.
Not; Dört aracın peşin topyekn alım fiyatı iddiaya göre 400 bin civarında...
Tabi işin kokusu çıkınca!
Hal-i vaziyet, konuşulmaya başlanıp, şikayet edildi.
***
İşte bu keyfiyet arzı, bugünlerde ciddi baş ağrıtıyor.
Ağrıttığı gibi.
Bir de müfettişe verdiği savunmadaki "ifade".
Kamuoyuna yansıyınca.
Ortalık toz duman!
Hiç tartışmasız ki "suçlayıcı" ifadeleri yenilir-yutulur değil.
***
Ki yazının girişinde, bire bir aktardım.
Özellikle.
İnfial ve tepki uyandıran ifadelerini.
Kurtoğlu'nun ağzından çıkan sözcükler "hamuru çok su alacak" gibi görünüyor.
Doğrusu, kendimi zor tutuyorum.
Aslında buradan söylenecek çok söz var.
***
Velhasıl.
Yorumu sizlerin ve şehr-i azama bırakıyorum.
Diyeceğim;
Sayın Kurtoğlu.
Siz, Diyarbakırlı değil miydiniz?
Bu şehirde büyümediniz mi?
Eş-dost akrabanız burada değil mi?
Elbette ki öyle.
***
O zaman.
Bu potansiyel suçlu ilanı neyin nesi.
Kendini kurtarmak için,
Diyarbakır'a bu "yakıştırma" kabul edilir mi?
El insaf..
***
Buarada,
Dün, basın karşısına geçti.
Savunma yapmak üzere.
Kendisine has bir üslupla...
Müfettiş raporunu ve ifadelerini "inkr" etti.
Yok böyle bir şey diyerek.
***
Peki.
İfadenin; "kupürü" yanda.
Neler söylemiş?
Müfettiş de söylediklerini nasıl kayda almış.
Hepsi, dökümde.
Derler ya.
Görünen köy kılavuz istemez.
***
Ortaya çıkanlara da.
Gazetelere yansıyanlara da ilginç bir savunması var.
İfadesi aynen şöyle.
Diyor ki.
"Özellikle Sayın Başbakanımızın Demokratikleşme paketi sonrasında bu tarz yıpratıcı haberlerin ortamı germe ve barışı sabote etmekten başka bir amacı olmadığını düşünüyorum.
Üstelik bu sabote işi şahsım hedef alınarak yapılıyor."
***
Neyse.
Fazla söze gerek yok.
Tabi ki, şimdilik.
Bakalım, gelişmeler neyi gösterecek.
Pozitif.
Ve negatif bazda.
O zaman, belki "daha bir detaylanır" dosyaların muhtevası.