ÇEYREK ASIR GEÇTİ!
Eklenme: 28.02.2022 00:00:00

28 Şubatın Sene-i devriyesi! Hazin bir hadise!.. Ne yazık ki, Türkiyenin siyasi tarihi benzer, bir çok vakayı bağrında, yaşatmıştır.. Ne ilk ne de son olandır; 28 Şubat ihaneti!! Darbeler, vesayetler, sivil iradeye yönelik muhtıra ve kumpaslar, tarihin derinliklerine dayanıyor! İttihat Terrakiden başlayıp, günümüze gelirsek! 27 Mayıs mı, 12 Eylül mü, 28 Şubat mı, 27 Nisan mı, 15 Temmuz mu?.. Hepsi, Türkiyenin demokrasi tarihinde birer kara leke olarak, kanlı şekilde duruyor!

***

O dönemde; mebzul miktar mağdur yarattı. On binlerce kişi okullarından atıldı. On binlerce kişi işsiz kaldı. Binlerce derneğin, vakfın, okulun, Kuran Kursunun kapısına kilit vuruldu. Binlerce kişi uyduruk delillerle yargılanıp mahkm edildi. Ki, üzerinden çeyrek asır geçtiği halde, hl içeride yüzlerce hükümlü bulunuyor ve iade-i muhakeme taleplerine cevap bekliyor.

***

Kimi çevrelerin ısrarla ulusalcı darbe dedikleri 28 Şubat, evet, ulusalcı bilinen çevrelerin korkularını kullanarak bir meşruiyet alanı oluşturmuştu ama tipik bir CIA darbesiydi. Patronaj koltuğunda İsrail-ABD oturuyordu. Bu o kadar böyleydi ki, her türlü İsrail-ABD karşıtlığı anında cezalandırılıyordu. Kudüs Gecesini hatırlayalım... Kudüse sahip çıkmak suçtu.

***

Netice itibarıyla o günden, bugüne ne değişti sorusuyla, mevzumuza dahil olursak!.. Ya da, 28 Şubattan nasıl bir ders-i ibret alarak, tarihimize, kültürümüze, medeniyetimize, yaşam değerlerimize, adapte edebildik En önemlisi de, yarınlar açısından, bir daha yaşamama adına; neler yapabildik?. Sorular çok ve çoğaltabiliriz.. Ama velakin yanıtlar noktasında ülkenin mevcut hali, siyaseti ve gidişatı pek de huzurlu kılacak şekilde, dile gelmiyor

***

28 Şubatın bugün itibariyle, üzerinden çeyrek asır geçti Koca bir 25 yıl Post Modern darbe olarak, Türkiyenin siyasi tarihine not olarak düşen 28 Şubat için, birileri bin yıl sürecek dediğini hatırlarsak!.. Her ne kadar sürmediyse de, zihniyet ve anlayış henüz kökten temizlenmiş, ya da bir daha yeşermeme adına söküp atılmış değil, Türkiye üzerinden vesayet üretmek isteyen mahfiller!.. Bir direnç, bir pusu kurucu hal-i fikri dün olduğu gibi halen de kendini idame ediyor Yoksa, hala darbecilere sözcü kesilenler olur muydu?!

***

Hep ifade ediyorum; demokrasiyi yaşatan, dirilten, güçlendiren ya da onu yerle yeksan eden tek güç vardır; o da milli iradenin ta kendisidir.. Yani bu ülkenin, milletidir Laiklik ve Kemalist anlayış üzerinden kendilerince süreç başlatan, yürüten ve bir noktaya getirip sonuçlandıran o zorba, o aşağılık, o ırkçı, o şoven ve o İslam düşmanı 28 Şubat akımına, eğer ki direnç gösterip milli ve yerli bir duruş sergilemiş olsaydık, ne çevik Birler, ne de onun zihniyetiyle hareket edenler; başarıya ulaşamazdı?

***

Ama yapılmadı.. Milli İradeyi temsil eden siyaset o cesareti ortaya koymadı.. Özellikle muhalefet, milli irade varken siz kim oluyorsunuz diyemedi, bilakis deme adına cesaret dopinginde bulundu. Şapkasını alıp gitmede rekor kıran dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel işbirliğine odaklı zihni hiç değişmedi? Özellikle medya, asli misyonunu yerine getirmeyip bilakis şakşakçılık yapıp, Genelkurmayın ışıkları sönmedi, Ordu rahatsız, Kanlı mı olacak deyip hain anlayışa kahramanlık libası, giydirmeye çalıştı..

***

Bir kesim Sivil Toplum Örgütleri vardı ki!.. Yandaşın da yandaşı! Üniversiteler.. Eli kalem tutan, fikir üretenler, devletin bizatihi halkın güvencesi olabilme noktasında misyon ortaya koyma yerine, tıpkı Abdulhamit Hanı tahttan indirme adına şeriat isterük sloganı atıp, Selanikten yürüyen devşirmelerin sinsi planından beter noktada, faaliyet gösterdiler.. Bir ketumluk, bir rıza göstermişlik, sergilediler.. Bir onbaşıya, bir astsubaya ülkenin Başbakanını kurban verecek kadar, zilletleştiler!

***

Peygamber Ocağı diye görülen, kabul edilen bu ülke insanının bağrından çıkan Asker ocağını halkın düşmanı pozisyonuna sokanlar, sahne aldı!!.. Kışlalar biat etti.. O şerefli kutsal üniformayı giymiş, ama ABD ve ABnin zihninin ürünü olan laiklik kisvesi altında, sömürü ve ülkeyi milleti gerileme, kendilerine biat edici politikaya biz niye alet oluyoruz deme cesaretini gösteren, paşalar olmadı!.. Sahada var olanlar hep; maşalardı!?

***

Ya Hakimler.. Ya Savcılar Kısacası Yasama, Yürütme ve Yargı mekanizması Hiçbiri üstlendiği, üstlenmesi gereken görevi bir bütünlük içerisinde sergilemediler Bilakis ikna odalarında, toplantılarında, konferanslarında biat edici oldular.. Eğer ki, zorbaca atılan adımlara küçük bir karşı koyuş ortaya koymuş olsalardı; 28 Şubatın piyon aktörlerinin hiçbiri, Milli İradeye karşı bu kadar hainlik sergileyen organizasyonun içerisinde bulunmanın cüretkarlığını gösteremezdi!..

***

Güruh bir kesimin iştahını kabartan en büyük etken; yancılıktı ve eyyamcılıktı?.. çünkü, keyfi zorbalığa, işkenceye, yargısız infazlara, despotik uygulamalara yönelmelerini tetikliyordu? Andıçlamaları da, brifinglerdeki estirilen rüzgarları da; bir resmi görüş, bir sivil görüş diye; pısırıklaşılan, demagoji duruşu vurucu kılıyorlardı! Postmodern bir dikta anlayışı..

***

Tek kullandıkları sözcük irtica.. Ki irtica bahaneydi çünkü Laiklik şahaneydi, onlar için!!!.. Bugün bile laiklik kendini idame ettiği gibi; bir kesim de aynı yerde hala da duruyor 15 Temmuz sonrası bir kesimi bükemediği bileği öpme noktasına gelmişse de, eski günlerin özlemiyle yanıp tutuşanlar da, siyasi kulvarın her alanında konuşlandırmanın gayreti ve mücadelesi içerisinde oldukları da tartışılmazdır

***

Yoksa, başörtüsüne, türbana, giyim kuşama dair dil uzatma müdahale edici fikir ve beyan ile fiziki haller cereyan, süreklilik arzıyla cereyan etmezdi!?..

***

25 YIL SONRA

Peki, 28 şubatın üzerinden geçen zaman dilimine rağmen bir ders-i ibret noktasında çıkarılan dersler ve alınan önlemler var mı? Cevaplar hiç kuşkusuz ki, bu şıklar üzerine olurdu?..

***

Bugün dahi, Bir daha askeri zorbalık mı asla diyebiliyor muyuz?

***

Bugün dahi Gücü gücüne yetene anlayışı mı asla diyebiliyor muyuz?

***

Bugün dahi Sivil ve milli irade temsiliyet olmasın mı asla diyebiliyor muyuz?

***

Bugün dahi İnsan hakları ve eşitlik, özgürlük herkes için diyebiliyor muyuz?

***

Bugün dahi Seçilmişler, öz iradelerine sahip olmalı diyebiliyor muyuz?

***

Bugün dahi Hak, hukuk, adaleti 84 milyon ülke nüfusu için istiyorum diyebiliyor muyuz?

***

Bugün dahi Irk milliyetçiliğini, sınıfsal üstünlüğü kabul etmiyorum diyebiliyor muyuz?..

***

Bugün dahi Siyasi, sosyal, kültürel eşitlik herkes için diyebiliyor muyuz?

***

Bugün dahi Temsiliyette adalet ve özgürlük diyebiliyor muyuz?

***

Sizce diyeceğim!..

Ama velakin olması gereken, hakikat şudur..

Ülkenin milli sorunlarının çözümünde bir olmalıyız

Ülke kardeşliği fikrinde ortak paydada buluşmalıyız..

Uzlaşı içerisinde, birliği, dirliği, bütünlüğü koruma adına, elbirliği içerisinde olmalıyız

En samimi ve en halis olanı da; bugün dahil olmak üzere;

Yasama, Yürütme ve Yargı erkleri bağımsız, hür ve güçler noktasında, milli ve yerli bir zihnin çatısı altında; somut duruşa sahip olmalı!.

Özü itibariyle

Katilin, caninin, katliamcının, işkencecinin, faşistin, zorbanın, despotun, terörün, teröristin, yalancının, yağmacının, eyyamcının, hainin, kalleşin, rüşvetçinin, uçkurcunun ne milleti ve ne de ırkı olmaz, olamaz

çünkü, iyilik ya da kötülük milli bir özellik taşımıyor; taşıdığı ulvi değer; insani oluşudur

***

28 ŞUBATIN BİZE YAŞATTIKLARI?..

çok Unutulmaz bir, zulümlük? ağır da bir cefa çektik

çatık kaşlı, nice hakimlerin ve savcıların mahkemelerinin müdavimi olduk?

Adliye koridorlarını epey arşınladık..

Gözaltılar..

Sorgulamalar..

Andıçlamalar

25 gün içerisinde, üç farklı fraksiyonun üyesi diye; JİTEMin sorgu odalarında epeyce, insanlık dışı muamelelere maruz kaldık

Günlerce, ağırladılar

Dönemin kudretlisi(!) Nuh Mete Yükselin hışmına mı uğramadık?..

DGMlerdeki, keyfi uygulama ve kararların tacizine mi uğramadık?..

Kürdüm dediğim için..

Şeyh Saidin kıyamında ona kumpas kuranlara işbirlikçiler dediğim için..

Yüksekova çetesini yazdığım için..

İşkencecileri yazdığım için..

Urfa kapıda, bir tuğla fabrikası sahibinin oğlunun Özel Harekatçılar tarafından öldürüldüğünü gün yüzüne çıkardığım için

Yani, 28 Şubatın karşısında duran, sürecin şirretliğini ortaya koyan olduğumuz için!

Faili meçhul cinayetleri..

JİTEMi..

İtirafçıların, gündüz cezaevinde gece eylem ve meyhanelerde mükafatlandırdıklarını ortaya çıkardığımız için

Kısacası sürecin sefa çekenleri değil, cefa çekeni olduk hakikatlerin peşinde olmadığımız için!

Ama, boyun eğmedik!..

O gün de, bugün de, ömrün zaman dilimiyle yarın da; 28 Şubat gibi zihniyet ve anlayışın zalimlerine, dik duracağız, karşı olacağız, mimli ve sivil iradeyi sahipleneceğiz!

İnanışı, ideolojisi; ne olursa olsun.. Ya da siyasiliği...

Tarihin en alçak, sonuçları itibarıyla en yıkıcı ruhu teşkil eden ihanetin sene-i devriyesinde bir kez daha; lanetliyorum!..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Geleceği merak etme, nasıl olsa gelecek. Ama geçecek olanı iyi düşün, çünkü aklından silinmeyecek.