Sahi; Size göre "CHP'de neler oluyor?" Doğrusu; Yansıyan "tablo" noktasında bu soruya farklı cevaplar icra edilebilinir? Ama; Benim algıladığım nokta ki genel kanının da bu yönde olduğuna inanıyorum. CHP'de "olan" durum; "eksen" oluşumudur. Malum; CHP'nin "geçmişe" dair siyaset profilinin "neye" hikmet içerdiği, "az da yaşı" kamil olanlar bilirler. Şöyle ki; Yarım "asrı" bulan zaman dilimi içerisinde CHP "iktidar" yüzü görmüş değil. Hep; Muhalefette kalmış. Tabi; "muhalefette" kalması, nadasta kalması misali bir güç kazanım olmamış. Bilakis sürekli; "erime" kaydetmiştir. Çünkü; Siyasi konseptini, "hizipçilik" üzerine kurguladığı gibi; aynı profilde parti içi iktidar savaşıyla hep "beyin" yormuş. Ve tabanının huzuruna böyle öne çıkmıştır. Durum böyle seyr-ü sefer edince; CHP "Küçülen" büyük bir parti olarak kimlik almıştır.
* * *
Dikkate şayandır; CHP'nin "aslında" bu düşüncenin yolunu kullanan sol cenahın tümünde bu "hizip ve iç iktidar" anlayışı vardır. Hatırlayalım; SHP'yi, DSP'yi ve de CHP'nin 1950'den buyana "birleş-dağıl" misali; çekil ve boğuş fikriyatı. Ki bu bahse konu tarihten 2002 yılına kadar Cumhuriyet'le gelen bu parti "ancak ve ancak" koalisyonlarda "iktidarın" yüzünü görmüştür. O da; "aylar" düzeyinde olmuştur. Öyle de; İkili koalisyon da değil, "üçlü" koalisyonda bir saç ayağı olabilmiştir... Velhasıl; CHP bir türlü "siyasal konseptini" ve lider kadrosunu "demokrat" olarak benimsemiş değil. Boşuna denilmemiş; Kendisiyle "barışık" olmayanın çevresiyle "barışık" olması beklenilemez diye! Ne yazık ki; CHP de "bu barışıksızlığının" üstünü hep "yaldızlı" demokrasi ifadesiyle örtmüştür. Ama; Hiç "demokrat" ve demokrasi savunucusu olamamıştır. Bilakis; Anti demokrat ve anti demokrasi "havarisi" kesilmiştir. Yönetim kadrosundaki zevat; Yıllardır "iktidar olmayışını sineye çekmiş sadık oy tabanının" rantıyla "kendisine" özgü siyasi alan yaratmıştır. Bu zihniyete göre; Siyaset ve üstün kılıcı olabilmek salt iktidarın "açıklarını" sert sözlerle eleştirmek olarak görülüyor.
* * *
Peki; Bu siyasi anlayış felsefi olarak belki yönetim kadrosunu "mutlu" etmeye yeter, ama gel gör ki tabanı mutlu etmeye yeter mi? Hayır! Etmediği içindir ki; 60 yıldır "kör-topal" İsmet İnönü ve Baykal'a uzanan zaman dilimindeki; "sol" cenah. Yeryüzünün hiç bir coğrafyasında görülmüş değil; muhalefet partilerinin "oy kaybına" ve mum gibi siyasi erime gösterdiği. Türkiye'de, CHP bu alanda "tek örnek" ve öncü parti. Gelelim; CHP'nin "şu anki" hal-i ruhiyetine! Doğrusu; Burda da "ciddi manada" kuşkuların duvarını ören arızalar var. Ki bu arıza "partinin yönetim" kadrosunda.. Burda bir ayrıntı vermek istiyorum. Sonra; "son bir hafta" içerisindeki seyr-ü seferin "arıza" durumunu konuşuruz. Bildiğiniz gibi; 2011 Milletvekili seçimlerine "siyasetçi için kısa" sayılabilecek bir zaman dilimi var. Bir taraftan; Seçim kadrosunu oluşturmak. Diğer yandan; "seçim" bütçesine sahip olmak. Yani; "hayli" akçeli bir muazzamlığa sahip şuanda CHP. "Ya birileri kaparsa".
* * *
Şimdi gelelim; Dün itibariyle tavan yapan CHP'de "hakikaten" neler oluyor sorusunun cevabına. CHP; Bugün "gelenekçi" ile "yenilikçi" çatışmasının içerisinde bulunuyor. Yani "eski ile yeni". Daha açık bir ifadeyle; "yaşlı ile gençlerin" kavgası. Önder Sav! "Ergenekonvari" bir siyasi kimliğe sahip. Baykal'ın "ayağının altına" sabunu koyan; "malum" yatak odası kasetini servis eden kişi. O; Baykal giderse ben Liderim düşüncesi vardı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Birileri "Kılıçdaroğlu"na koltuğu sağladı. Evet. Savdaki fikir şu; "Ben yoksam gerisi tufan." "Siyasi" dümen de bende, kapitalin kasasının anahtarı da bende; olsun diyen biri. Hatırlarsak; Ergenekon'un "en baba" avukatlığını yapandı. Yoksa; Yargı'dan gelen "uyarı" yazılarını hasıraltı etmezdi. Yargıtay Başkanına "güç planı" noktasında; açıklama getirtmezdi? Velhasıl; "eski ve köhnemiş" bir düşüncenin sahibidir, Sav!
* * *
Gelelim; "Yenilikçi" ve değişimi isteyen Kılıçdaroğlu'na. Sav için; "Korku imparatorluğunu yıktık" diyor. Kılıçdaroğlu "kendi" düşüncesiyle mi? Yoksa Gürsel Tekin'in "fikrine mi" ibadet edecek? İşte bu da; CHP'nin "önümüzdeki" süreç açısından "omurgasını" teşkil edecek. Eğer; Yeni maratonda CHP "siyasi" stratejisini, "geçmişteki" SHP rotasına alırsa. Tek adam, tek dikta "fikriyatını" dayatırsa. Parti içi demokrasiyi "lafta" bırakırsa. Laiklik "maskesiyle", inanca, başörtüsüne ve toplum değerlerine düşman kesilirse. Ergenekon'a ve onun zihniyetine "kol-kanat" germeyi sürdürürse. İktidar olmayı; Milli iradeden değil de, "milliyetsiz" iradelerden medet umarsa. İşte o zaman; CHP var olan "tabanı da" dinamitleyeceği gibi; eldeki avuçtaki, evdeki bulgur da elden gider. Yenilikli ve genç olma ünvanına "hainlik" yapmış olacağı gibi;
* * *
Ama yok; İktidar alternatifi olma anlayışıyla hareket ederse. Bu yol da; "koltuk" hesabı görülmezse; "sen-ben" kavgasına girilmezse. CHP'de şuan vuku bulan "Şer" durum; Ülke ve parti açısından "hayra" vesile olur. İnanıyorum ki; Bu hayırla gelişecek siyasi kavram "Türkiye'nin" ciddi manada önünü açacaktır. Çünkü; CHP'siz "süreç" Türkiye'nin sorunlarını çözme noktasında hep bir "eksik" yan bırakıyor. Ne diyelim; "Parti" kazanı hayli kaynıyor. Bekleyip göreceğiz; süreç ve yeni yapı nasıl bir "siyasi doğum" yapacak. İnşallah; "Hayırlı" bir doğum olur. Ülkenin ve milletin bu doğacak sağlıklı bebeğe ihtiyacı var.