Deriz ya; İki yanlış bir doğru etmez.
Hiç kuşkusuz.
Tabi ki, ikisi de, "birbirini" düzeltemez. Yanlış bir kere yanlıştır.
Ötesi yoktur.
Onun için de üzerine inşa edilecek nevinin de "sağlamlığı" söz konusu olamaz.
Hal-i hazırdaki DEDAŞ ve Ahali'nin "çekişmesi de" böyle bir hal içerisinde.
İki tarafta "yanlışa" odaklanmış vaziyette "sinir" harbi yaşatıyor.
Ve iki tarafta, "toplumsal" muzdaripliğe neden olmaktadır.
***
Şöyle ki; DEDAŞ "kaçak" elektrik kullanımından şikyetçi.
Bu şikyet hal-i yeni değil.
Özelleştirilmeden önce de vardı, şimdi de.
Yıllar yılıdır; "mevzubahis" bir durum.
Bölgenin; "sosyo-ekonomik" gelir düzeyi malum.
Yoksulluk. Fakr-ü zaruret, yüksek bir seviyede.
Salt şehirde, varoş semtlerde değil. Kırsalda da, bu yoğunluk, tartışılmazdır.
***
Nüfus yüzdeliğine vurulursa.
Sanmıyorum ki, "ekonomik" düşüklük yüzde, 40'ların altına düşsün.
Yani daha işin başında nüfusun yüzde 40'ının "elektrik faturasını" ödemede, güçlük çektiği ortaya çıkıyor.
Buna ek olarak, DEDAŞ'ın yıllar yılıdır bir adım öteye götürmediği, yenilemediği "Alt yapı'daki" vahim hantallığı da eklersek.
TEİAŞ'in de hatları.
Pek tabi ki, "açık-göz" hileyle beslenenler.
Rüşvetle. Adamcılık "kayırmasıyla" göz yumduranlar.
DEDAŞ'ın içine çöreklenmiş; "çıkarcı çeteleri de" eklersek buyrun size; "kaçak elektrik" kullanım oranı, yüzde 70!
Ki bu oran, "mevsimsel" olarak, artış gösterebiliyor.
Ama azami; "yüzde 70."
***
Şimdi, tüm bunlar, bilinmesine rağmen çözüm üreten yok!
Daha önce çok kez, buradan ifade etmişimdir.
Şu yoksulluk yüzdeliği olan, kesim için.
Yani yüzde 40.
Nasıl ki, Yeşil-Kart, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı.
Yaşlılık. Yoksulluk "aylığı" gibi.
Sosyal Devlet sorumluluğu noktasında bir "projeyle" imkn yaratılabilinir.
Belli bir kilovat oranında "elektrik kullanımı" bedava olsun!
***
Hatta elektronik "sayaç" sistemiyle!
Tanınan kilowat oranı kadar elektrik kullanabilecek.
Arttı mı, "bedelini" karşılayarak enerji alabilecek.
Ödemeden kaçınıyorsa, imtina ediyorsa o zaman da otomatikman "elektrik kesintisi" uygunacak?
Önerdik bunları.
İlgili, yetkili, siyasiler "önce beyin fırtınası" yapalım dediler.
Ki tartışıldı, bizden de farklı ve alternatif çözümler istendi.
Sunduk, ama sonra "kime dersin" misali unutuldu.
***
DEDAŞ özelleştirildi, mevzu ve sorun aynı.
Yani değişen bir şey yok.
Şimdi; "aynı tezi" öneriyorum, çözüm istiyorsanız buyrun.
Ha bir de zaten, şuan için "adına kaçak elektrik" denilen oranın yüzde 25'ini Devlet bizzat karşılıyor.
DEDAŞ'a bu bedeli ödüyor.
Eklesin buna, yüzde 15'i de sorun biter. Ama nerde o devlet aklı?
***
Sulama'da kullanılan enerji.
Buradaki "enerji" kullanımı da, yılların Politize olmuşluğuna sahip.
Bildim bileli kavga yaşanıyor.
Sulama'da; Kaçak trafo, kaçak enerji hattı ve kaçak elektrik kullanımı konuşuluyor.
Ve yine biliyorum ki, DEDAŞ hep "göz yummuştur."
Ki, "rüşvet, usulsüz işlem" birçok kez gündeme gelmişti.
DEDAŞ'ı yakından takip eden biri olarak, bu çarkın içerisinde "çeteler" oluşmuştu.
Ne yazık ki birçoğu bu alanda görevlendirilen DEDAŞ'ın kendi personelleri idi.
Resmi kayıtlarda. Polis ve asker, tutanaklarında, yargıya intikal edilenler mevcut.
Şimdi bu "sicili bozukçulardan bazıları" halen, DEDAŞ'ta!
Ve ne hikmetse "aynı alanda" aktifler ve kurumda bunlardan medet umuyor.
Yaman çelişkiler.
***
Şimdi son bir yıllık süre içerisinde yaşananlar.
Yani, özelleştirme sonrasındaki aksiyon!
DEDAŞ ne yapıyor; hal-i hazırdaki tek amaç ve hedefi "tahsiltı ben ne kadar artırabilirim"
Elbette ki, "özel şirket" ticari kazancını düşünecek, düşünmeli.
Aksi mümkün değil. Buna da itirazımız yok!
***
Ancak yanlış olan şu; "tüm yukarıda" sıraladığım yanlışlara, "yanlış" politikalarla, müdahale etmesi.
Mesela; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK).
DEDAŞ buradaki, "hukuki" işleme tabi.
EPDK'da diyor ki ilk işin, "alt yapını güçlendirmek, abonelerine de kesintisiz enerji satışını yapman" gerekir.
DEDAŞ bunu yapıyor mu, yooook?
***
20132014 tarihi içerisinde; "yatırıma" harcadığı bir kuruş yok.
Ne hatların yenilenmesi.
Ne yeni hatların yapılması.
Ve ne de teknolojiden yararlanma noktasında "alan hkimiyeti" yaratacak bir proje icra etmiş değil.
Ki biliyoruz!
Özelleştirme öncesi, salt Diyarbakır için "altyapıda" kullanılmak üzere, 20 milyon lira civarında para aktarıldı.
İşlerin ihalesi bile yapıldı, ama özelleştirme sonrasında; "her şey iptal" edildi!
Nedeni de; "paranın" yıllar sonra devlet tarafından iade edilecek olması?
İnce hesap!
***
Kesintilere gelince.
Kış mevsiminde yaşadık. İlkbaharda yaşadık. Şimdi, yaza girdik
Yine maşallahı var; "elektrik" kesintisi taha bir aktif kesiliyor.
Ki bu kesintilerin hiçbiri "arıza-onarım veya yenileme" gibi bir zorunluluktan gelmiyor?
Bunu sağır sultan dahi artık biliyor.
DEDAŞ kesintilerini "çözüm stratejisi" olarak icra ediyor.
***
Burda, şehirli gergin.
Ticarethaneler ha keza.
OSB ve yatırımcı kuruluşlar öfke selinde.
Ticaret yapılamıyor.
Esnaf ise siftahsız kepenk kapatıyor.
Köylü, isyanda.
çiftçi ise, "saç baş" yolan bir haliyeti ruhiyete sahip!
Ürünü tarlada, sulama yapamıyor elektrik kesintileri yüzünden.
Dile kolay, günde 5 saat, 8 saat elektrik kesintisi yaşanıyor.
Bu olur mu, olmamalı.
Ama DEDAŞ bunu reva görüyor.
21 Yüz Yıl'da dört bir tarafı "barajla" kaplı bir coğrafyada; "enerji yoksulluğu" yaşatılmaya mahkm bırakılmak.
çağdışı olsa gerek.
***
Gelelim bu tepkinin, yarattığı etkilere.
Etki-tepki misali!
DEDAŞ..
Sorumlu bulunduğu il, ilçe, belde ve Köylerde "protesto" ediliyor.
Demokratik. Hukuk çerçevesindeki, "eylemleri" savunurum.
Ama şiddete, zorbalığa, despot bir atmosfer içerisinde icra ediliyorsa; "bunu kabul etmek" mümkün değil.
Haksızlık.. Ve hukuk dışı.
***
Biliyorum;
Birçok kesim, "tepki göstermeyelim de ne yapalım deyip" beni bu haksızlıkla suçlamada, eleştiriyordur.
Doğrusu, sosyolojik bazda hak vermiyor değilim.
Şöyle ki; Özellikle, kırsal kesimdeki çiftçiler ve köylüler için.
DEDAŞ.
Sulama yapan çiftçilere, çKS üzerinden elektrik faturası düzenleyecek.
Yok, uydu, görüntüsü var diyerek. Fatura karşısında; "gözler fal taşı" gibi açılıyor.
Onbinler, otuzbinler tenzim edilecek.
Sonra sessizlik istecek, mümkün mü?
***
çKS.
çiftçi Kayıt Sistemi!
Bu da, "Politize" olmuş bir hal-i duruma sahiptir.
Tıpkı; kırsalda onlarca yıldır "elektrik" sayacının okunmayışı gibi.
Köylüden enerji bedelinin alınmayışı gibi.
Burda da çiftçi devletten daha fazla "destek" almak için, "kayıt şişirmesi" yaptığını biliyoruz.
Devlette, Ziraat Odası da, bilen herkes biliyor.
Ama yıllardır göz yumuluyor.
***
İşte bunlar orta yerde iken; "siz yüklü fatura" çıkarıyorsunuz?
Siz ne kadar; "Biz Sulama çiftçisinin borcuna yüzde 75 indirim yapıyoruz" deseniz de?
Hellaşşelim denilse..
Faturasını ödeyenin hakkı yeniliyor diye kampanya üretseniz de kim inanır?
Bir de, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının çiftçiye ödemesi gereken; "destekleme primlerine" bloke konulması.
Yani çiftçinin devletten alacağı paraya "el konulması?"
Borçlu-borçsuz gözetilmeksiniz.
Hal-i hazırda, 48 milyon lirayı buluyor bu destekleme parası, içerde.
***
Sormak istiyorum; şimdi, "yaşla-kuru" birden yakılınca haliyle, birileri tepki göstermeyecek mi?
Gösterecek.
Garip olan da bu kimse, "hakikatleri" teraziye alıp, kendi meşrebinde "öz eleştiride" bulunmuyor.
Bulunulmadığı gibi de, herkes kendi cephesinde; "yanlışını" doğru görüyor.
Ve dayatma gayreti içerisinde bulunuyor.
Sonuçta, iki yanlış ortaya çıkıyor.
Ki ikisinin toplamında doğru çıkmadığına göre "yanlışa" devam ediliyor.
***
Dün öğleden sonra İl Valisi Sayın Mustafa Cahit Kıraç misafirimdi.
Ramazan ziyaretine gelmişti.
Sayın Mehmet Ali Altındağ'la, kent sorunlarını konuşurken, mevzuu DEDAŞ'a geldi.
Kendisiylen de; DEDAŞ ve bölgede "tansiyonu" yükselten hadiselerini konuştuk.
Detaylı bir şekilde.
Kendisi de ifade etti; hafta içerisinde DEDAŞ'ı ziyaret ettiğini.
Yanlışa yanlışla; "gidilmemesi" gerektiği uyarısını da yaptığını..
***
Evet, sonuç itibariyle; ortada arıza-i durum var.
Ki vahim bir durum.
çünkü yaşamın her alanını etkileyen, sirayet eden bir mevzu!
"Enerjisiz" hayat artık mümkün mü?
Onun için de, DEDAŞ'ta, Ahali de ve devletin etkili kurumları da kanayan mevzuuya; "akılcı bir stratejiyle çözüm bulması gerekir."
Oturup konuşmalı; uzlaşı zemini yaratılmalı.
Aksi takdirde mesele böyle devam ederse, "Allah korusun" telafisi mümkün olmayan, hadiselere sebebiyet doğurur ki.
Kimse altından kalkamaz.
Bizden uyarı, yeni yanlışlar aman ha üretilmesin.