Gündem yoğun, zihinler ise yorgun!.. Hafta sonu kabilinde, bir ders-i ibret öykümüzle, günü geçirelim diye düşüdüm.. İhtiyacımız var iyiliklere, güzelliklere yelken açan, bir yaşamı ikmal etmek.. Bilir ve okumuşsunuzdur deniz yıldızları hikayesini.. Ben çok okudum, ki buradan da zaman ölçeği içerisinde konulara mevzu etmişliğim oldu!.. Bir kez daha, aktarmak istedim..
***
çünkü hal-i hazırda, yaşadığımız ortam, soluduğumuz, sosyal, siyasal ve ekonomik, beri yanda yanı başımızdaki savaş, çatışma, ülke işgallerine varan küresel emperyalizmin, dehşetli hali.. İşte bu yıkıcı atmosfer içerisinde, böylesi bir hikayeden çıkarılacak, çok ama çok derse ihtiyacımız var!?. Neyse, sözü fazla uzatmadan, demli çayınızla, sizi öykümüzle baş başa bırakayım!..
***
Zaman dilimi içerisinde, günün ilk ışıklarında sahile daimi yürüyüşe çıkmış yaşlı adam! Yürüyüşünde ve fiziki halinde, hayatın her merdiveninden inip çıkmış bir görünümü var.. Belli ki, dünya sorunları karşısında içten içe de yorulmuş.. Zihninden geçen, ne yaparsam yapayım, hiçbir şey değişmiyor düşüncesi egemen!..
***
Daimi yürüyüşünde, kendi kendine söylenerek ilerlerken, sahildeki bir çocuğun hareketine odaklanıp, duruyor.. 9 yaşlarında bir çocuk.. Sahile vurmuş binlerce deniz yıldızı arasında, koşturuyor.. çocuk eğiliyor, deniz yıldızını alıyor, bütün gücüyle denize fırlatıyor.. Birini atıyor, diğerini alıyor.
***
çocuk biliyor.. Güneşin kızgın sıcaklığı, deniz yıldızlarına vurursa, kuruyup ölecekler.. Onun için de, büyük bir mücadele içerisinde ne kadar deniz yıldızını geri denize atabilirim, gayretiyle çabalıyor.. Onu gören yaşlı adam merakla, yanına yaklaşır ve seslenir!.. Der ki;
***
çocuk, ne yapıyorsun sen? Bak etrafına Binlerce, belki on binlerce deniz yıldızı var burada. Seni izliyorum, saatlerdir uğraşıyorsun ama sahil hl dolu. Hepsini kurtarman imknsız.. Gel vazgeç.. Boşuna yoruluyorsun. Ne fark eder ki, ölümleri senin için?
***
Kan-ter içerisinde, nefes nefese çocuk, duraksar ve yaşlı adama bakar!.. Elinde de mor bir deniz yıldızı var.. Onu son bir hamleyle denize atar.. Yıldız suyun yüzeyine değdiği anda parıldar, dalgalar arasında kaybolur.. Yaşananlar karşısında, çocuk gülümseyerek, yanı başında duran yaşlı adama söylenir..
***
Benim için değil, onun için benim bu yaptığım fark etti, fark edildi..
***
Bu sözler üzerine, yaşlı adam, sessiz kaldı.. Bir süre çocuğun hareketlerini izlemeye devam etti. Sonra yerinden kalkıp doğruldu.. Hissedilen, içinde uzun zamandır hissetmediği bir şey, yeniden canlanıp, kıpırdadı.. O da sahildeki deniz yıldızlarının bulunduğu alana yöneldi..
***
Önce cebinden mendilini çıkardı, yere eğildi, titreyen elleriyle bir deniz yıldızını aldı.. Ve o yıldızı denize attı.. Ama mendil ıslanmıştı.. O mendil deniz suyundan mı, yoksa dökülen gözyaşından mı, ıslanmıştı?!.. Ama artık, sahilde yalnız bir çocuk yok.. Artık iki kişi var.. Biri o yaşlı adam, diğeri çocuk!..
***
Peki, dünyanın dev sorunları karşısında ne fark eder ki deyip, kendin, çevren ve toplum düzeni içerisinde vazgeçmek çok kolay olabilir mi?! Bilakis, o kolay değil.. Unutmamak gerekir.. Her büyük değişim, bir kişinin bir tane daha atayım, dediği o küçük adımla başlar. Senin attığın o tek adım, bir hayatı kurtarabilir, bir kalbi değiştirebilir, bir umut olabilir.
***
Ve belki de en önemlisi; seni de değiştirir. Biz var olduğumuz için daha iyi halde yaşamayı ve yaşanılmayı sağlayabiliriz.. En güzel kıvam da, en güzel biçimde yaratılan insana has özellikler, somut güzelliğin yanında soyut güzelliklerle beraber algılanıp, yaşatmaktır!..
***
Ahlaki, ruhi ve zihni güzellikleri beraberinde barından insan, Yüce Allahın verdiği değerle mahlukların en şereflisi olarak yaratılmıştır!.. Dolayısıyla kıymetli ve özenle yetiştirilmesi, merhamet ve rahmet duygularıyla, yaşam sevgisine nail olsun.. Bir çok insan var ki, yaşamla yetebileceği ölçüde mücadele etmektedir!..
***
Herkesin bildiği gibi yaşam ne her zaman aydınlık ne de her zaman karanlıktır!. Burda ulvi olan yaşamın her anı ve merhalesini, tüm yönleriyle tanıyıp, kabul edebilmek nam-ı hesabına, mücadele vermektir. Ne var ki, her insan da o kabiliyet olmadığı gibi mahiyetinde yer alan güzel özellikleri de, kullanmaktan imtina edicidir!.. Bu da onun bencilliğindendir..
***
Yanlış düşüncelerle hem kendini yıpratmakta, hem kendine hem de çevresine zarar vermektedir.. Bugün yer küresine, çevremize, toplumun değer ölçülerine, hatta aile kudsiyetimiz içerisindeki kıymetlilerimiz yok olduğu bir zaman tüneli içerisindeyiz.. Ne ahlaki, ne insanı, ne vicdani ve ne de rahmaniyiz!
***
Kısacası, yüce yaradanın en kıymetlim diye tanımladığı insanımızı demek ki, en iyi şekilde eğitmeliyiz.. Yetiştirme kriterimizde insani vasıflara sahip nesil yetiştirmeliyiz.. Onu, hayat maratonu içerisinde bencil ve engeller kuşağı içerisinde ne var ki ye kaptırmadan, birlikte mutlu ve huzurluyuz, demeyi öğretmeliyiz ki, dünya güzellikleri kısa ömürlü olmasın!
***
10 OCAK, BİZİM GÜNÜMÜZ!..
Takvim yaprağına göre, günün anlam ve öneminde gün için çalışan Gazeteciler Günü deniliyor!. Bugün bir dizi etkinliklerde dem vurulacak güne dair.. Ama keşke kendi penceremden bakıp gördüklerim noktasında huzurla, mutlu ve güven içerisinde, güne dair iki kelam edebilsem? Maalesef, ne mümkün?!..
***
Hele ki dijital ve sosyal medya denilen, frensiz ortam.. Pek tabi ki, kendi mesleğiyle en çok boğuşan, bir o kadar da sahiplenilmeyen, dayanışmanın zerre-i miskalinin ikmal edilmediği karşısında, ne söylenebilir ki? Ki, 40 yılını tüketmiş biri olarak, mevcut tabloladaki vebalimizi de ekleyerek.. Turkuaz kartını değersiz kılan mekanizmanın işleyişi, işsiz binlerce iletişim mezunu üniversiteliyi düşündüğümde, günümüz kutlu olsun demek, sizlere soruyorum, insanın içinden gelir mi?..
***
Neyse biz yine de, içimizi ferah tutarak, günümüz kutlu olsun derken, nefis muhasebesinin de yapılması çağrısında bulunuyoruz!.. Tabi ki idarecilerimiz de, günümüzün ortakları olmaları nedeniyle, 10 Ocak İdareciler günü olması münasebetiyle, hal-i durumları da bizden farklı olmadığı için, onların da gününü kutlarken, devlet-i Aliyeyi nefis muhasebesine çağırıyorum..
***
ERTUĞRUL PİRİNçİOĞLU!..
Meslek büyüğümüz.. Uzun yıllar, Milliyetin Diyarbakır Bölge Müdürlüğü görevinde bulundu.? Nice meslektaş yetiştiren ender isimlerden biri.. Bizim onunla teşkili mesaimiz, aynı çatı altında olmazsa da, ırak da değildik, sahada!.. Zaten beşeri yöndeki saygınlığı, tüm değerlerin üstündeydi. 90ların önemli ismiydi..
***
İki binli yıllarda, Diyarbakırdan göç etti, Balıkesirin Edremit ilçesine yerleşti.. Aslen Diyarbakırın Lice ilçesinden.. Pirinçioğlu ailesinden!.. Dün vefat haberini aldım.. Üzüldüm... Bugün aile isteğiyle Edremitte toprağa verilecek..
***
Ama denir ya elden ne gelir? Her fani, ölümü tadacaktır gerçekliğiyle, mekanı cennet olsun.. Mesleğin unutulmayacak değerlerinden biri olarak, hep anılacak ve unutulmayacaktır!..
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Senin için ne fark eder dediğin, bil ki başkası için bir hayat olabilir?!..