DİCLE NEHRİ KOKUYORMUŞ?...
Eklenme: 6.07.2018 00:00:00

Eee Kokmasın mı yani?

Mis gibi koksun mu?

Suyu temiz mi olsun?

Berrak mı, aksın diyorsunuz

Balıklar..

Kuşlar..

Canlılar

Dicle nehri havzasında, cıvıl cıvıl hayat bulsun?..

Oh ne ala?

Nerde bu ucuzluk?...

***

Ne yazık ki...

Olmaz beyler

Hayal alemindesiniz..

Hem kendiniz..

Hem idareniz..

Hem temsiliyet verdikleriniz; izin veriler mi?...

Ne mümkün

İlla ki kokacak..

İlla ki; pis işler olacak

Var mı ötesi..

**

Şimdi.

Nehrin iki yakasına bir bakın

Sağına da..

Soluna da..

Hatta daha da ilerisi ortasına dahi; mantar misali işletmeler koyacaksın..

Kafeler açtıracaksın..

Yenilerine göz kırpacaksın

Yani her türlü; imknı sunup, vaziyete fransız gömüleceksin

Yok ya

Bu bölgede zerre-i miskal kanalizasyon çalışmasında bulunmayacaksın..

Kanal açmayacaksın..

Foseptik çukurlar oluşturmayacaksın

Hal böyle iken..

Hiç akla getirdin mi?

Kafelerin..

çay bahçelerinin..

Gazinolarının..

İçkili meyhanelerinin..

Sahi buraların atıkları nereye akıyor?..

Gelenin- gidenin..

Müşterilerin..

Konaklayanların..

Pislikleri..

Bokları..

Bilmem ne halleri; kimin ağzına, pardon kanalına dökülüyor?

***

Ya bir de Sur çevresindeki yapılar..

Konutlar..

Buraların kanalizasyon artıkları; nere akıyor?

Velhasıl..

Dicle Nehri artık böylesi zihniyetin pisliklerini örtemiyor..

Temizleyemiyor..

Arıtamıyor

Onun için de, yeter deyip dışa vuruyor..

Eyvah diyor..

çağlık atıyor..

Diyor ki; kurtarın beni bu pisliklerinizden

İşte onun içindir ki; Dicle nehri pis kokuyor ve akıyor?

***

Unutmadan

OSBden tutun da

Dicle Nehrinin çıkış noktasından, döküldüğü yere kadar..

Buralardaki yapıların da; atıkları

Kimyasal maddeler

Köylerin.

Fabrikaların

Hiç düşündüğümüz de artıkları nereye akıyor?..

Bakınız bir düşünür ne diyor?

Suyun olduğu yer de hayat vardır..

Ne yazık ki..

Dicle Nehrinin hal-i hazırdaki suyunda hayat kalmış değil..

Ki yok..

çünkü yaşayan canlı kalmadı..

Ne balık..

Ne kurbağa..

Ne de çevresindeki bahçelerde, kuşların cıvıl cıvıl sesi!

Yok olup gitti..

***

Eee

Yıllarca Dicle aktı biz baktık..

Kent olarak varlık içerisinde yokluğu yaşayan değil miyiz?

***

HEVSELİ SULAYAN KANAL!

Sahi ne oldu?

Milyonlarca lira harcanan o kanal var mı?

Su akıyor mu?

Hevsel Bahçeleri, temiz suyla sulanıyor mu?

Yoksa

Eski tas eski hamam misali

Kanal tıs diyor..

Hevsel ise, bok sularıyla sulanıyor?

Ne yazık ki

Vaziyet aynen Dicle nehrinin pis kokma hali gibi!

***

Bu kanalı..

Yapımını..

İhalesini..

Ve uyumsuzluğunu

Bir dönemin; göstermelik işi olduğunu o gün için söyleyen çoktu...

Birilerine; yüklü akçe indirmenin, projesidir diye!

Tabi çelişkiler hasıldı..

Ki vakıayı bir çok kez de konu etmiştim..

Ama kime dersin?

DSİde..

Tarım İl Müdürlüğü de..

Kanalı yapan da..

Hevselin istişare heyeti de..

Hele ki Valilik ve ilgili kurumların hepsi

O gün için; suspustu!

***

O günde.. Bugün de!

Bilemiyorum

Belki de, bazıları böyle bir kanaldan haberdar değil

Özellikle; bürokratlar.

Öyle ya, değişen çok oldu..

Ne diyelim..

Fikri takip noktasında; yeniden gündem edelim..

Ki, Dicle Nehrinin hal-i vaziyeti ortada iken..

Dünya Miras Listesine alınan Hevseli bok götürme durumu söz konusu iken

Özellikle, 2007de, işin popülaritesinde olan siyasetçi var iken

***

Velhasıl!

Bir kez daha sorgulamasını yapalım..

Cazibeli Tarımsal Su Temini projesini...

Deve Geçidi Barajından akan suyun bir bölümünü Hevsele akıtacak kanalın akıbetini?

Hal-i durum; nedir?

Sahi, 2015te Büyükşehir Belediyesi de bir proje hazırladı

Hevselin ağında bulunan;

Yenikapı

Fiskaya

Ve Ben- Sendeki tarım arazileri bahçeler temiz suyla sulanacak diye

O gün için; 3.5 milyon liraya mal olacak denildi..

Ki, 2016da da bitecek..

Hatta Enerji İhtiyacı da Güneş Enerjisinden elde edilecek

Buraya taşınacak su..

Ama Deve Geçidi Barajından değil..

Keson Kuyudan

Anzeleden

Hz. Süleyman Cami çevresinden alınacak toplam 400 litre su ile sulanacak..

Sonuç ne oldu, doğrusu olan hiç bir şey yok..

Ki hal-i lem meydanda...

Yoksa

Hepsini; inek içti, o da dağa mı kaçtı?

KIRKLAR DAĞINI YIKTIK

Dedik ki..

Burayı ucube yapılardan kurtaralım..

Betonlaşmasın..

Yeşil alan olarak kalsın..

Kentin siluetini bozuyor..

Surlara..

Hevsele..

Tarihi Diyarbakırımıza yakışmıyor..

Türkülere..

Şarkılara..

Efsanelere..

Ve yarınlarımıza hançer olmasın!

***

Yıktık.. Yaktırdık...

Şimdi..

Yıkıntı var..

Molozlar var

çevresel kirlilik var

Tabi ki, mağduriyetler var

Ama bir şey var ki

Hani şunu söyletmiyor değil

Kaş yapalım derken göz mü çıkardık?

Ya da nerde; bizim işgüzar idarecilerimiz

***

Ne yazık ki, dediklerimizle kalır hale geldik

Lakin vaziyet dünden beter..

çünkü..

Kırklar Dağının düzlüğü

O tepe

Şimdilerde; biracıların, içkicilerin seyirgahı haline geldi.

Arabasıyla..

Pikabıyla..

Kamyonetiyle..

Minibüsüyle; kendine mekn edinmiş!

Gel keyfim gel...

***

Eee.. Kentin kaderi bu!

Hangi iş..

Üstadın beyanıyla; dört dörtlük yapılmış ki?..

Yüze, göze bulaştırmaktan başka!

Bizimkisi de böyle bir iş!

***

SİZCE?

Saadet Partililer

Diyorlar ki...

Sokaktaki halk ile

Sandık başına giden halk aynı halk değilmiş?

Yok daha neler?

Gerekçeleri varmış

Sokak serzenişte..

Şikayetçi..

Tepkili..

Ülke olumsuzluklar zinciri içerisinde debeleniyor..

Ama nasıl oluyor da; iktidar bu kadar oy alıyor?

Ne diyeceksin?

Kendi kendilerini sorgulamaları gerekirken

Halkı sorgular hale geldiler..

Hani bir dönem; köpeğini kaşıyan adam deniliyordu ya..

Ne yazık ki, Saadetçiler bu ruha büründü..

Ama kendilerini sorgulamıyorlar..

Berbat hallerinin; nedenini?

28 Şu.atçılarla kol kola girmek..

CHPnin değirmenine su taşımak..

En önemlisi de

Okyanus ötesi politikaya; yem olmak

Diyorum ki

Bu halk, sandık başına giden halkın ta kendisidir..

Ama Saadet partisi

Bildiğimiz, yarım asırlık Milli görüş kimlikli parti değil..

çünkü O libası giymiyor