Ah;
Şu "elektrik" kesintileri var ya.
İnsanı tabir yerindeyse, "dinden-imandan" eder hale geldi.
Ne bu rezillik diye?
Bir değil, iki değil, üç değil.
Hatta;
Gün değil,
Hafta değil, ay bile değil.
Nerdeyse bir mevsimi geride bırakıyoruz.
Ama hala da;
çin "işkencesine" dönen, bir "elektrik" kesintisi uygulanmakta.
***
Haklı bir şekilde;
Kent ahalisi, "burnundan" solar hale vaziyete veryansın ediyor.
Öfke mi,
Tepki mi,
İsyankr var-i şiddeti öne çıkaran; "bıçak kemiğe dayandı" misali, çözümsüzlüğe isyan mı?
Ne derseniz, deyin?
Diyarbakır,
Şu son aylarda, "yaşadığı" elektrik kesintilerini, yaşamadı hiç bir dönemde.
San ki;
Bilinçli ve organizeli bir şekilde; "ahaliye" işkence uygulanıyor.
Toplumun tüm katmanları muzdarip.
***
Her gün;
Bir semtte, bir sitede, bir cadde'de, sokakta, meslek grubunda "kesintiye isyan eylemi" var.
Sokağa dökülen vatandaş; "yeter bu çile, karanlık değil, aydınlık istiyoruz" diyor.
Ama kim duyar, kim alaka gösterir, sebep-i mucibesi ve çözümü, desen yok?
İnanın;
Artık gün içerisinde şaşırıyoruz, hangi semtteki eyleme ve tepkiye haberci olarak gidelim.
Yetiştiremiyoruz.
Birine gidiyoruz, diğerine gidemiyoruz.
Böyle olunca da, tepki alıyoruz.
"Niye ilgilenmiyorsunuz? Diye"
***
Hele bir de;
TEDAŞ'ın şu "meşguliyeti" bitmeyen, arıza hattı var ya, ulaşabilirsen, ulaş.
Cevap vermez!
"İhbar ve şikyet" telefonları, yüzünden bizim santralimiz kilitleniyor.
Arayan arayana.
Şehitlik mi,
Suriçi mi,
Bağlar mı, Kayapınar mı, Yenişehir mi?
İlçeler mi, Ergani, Bismil, çınar, Silvan.
Hazro, Kulp ve Hani, "zerre-i miskale" muhtaç, enerjide.
Anlayacağınız;
Gün içerisinde "elektrik kesintisinin" uğramadığı, başvurmadığı, ne sokak ne de semt var.
Mutlaka;
Günlük bir "karanlıkta-enerji bırakmakta" selam veriyor ben gidiyorum diye?
O da;
Şeytan-i bir selam, Salih-i değil.
***
Bir haftadan beri;
1. Sanayi Sitesi Esnafı isyanları oynuyor.
Bizi arıyorlar.
"Sesimize kulak verin" diye.
Elektrik kesintisi yüzünden, "siftahsız" kepenk kapatıyoruz.
Öyle ki;
Bir haftadır işyerinin darabasını kaldıran yok.
Dün,
Haber merkezinden fırsat bularak, arkadaşları gönderdim, "sesleri" olabilmek için.
Bi dokun, bin ah işit misali.
"Ekmek teknemizi kapattık, yok mu bu kentin, yetkilisi ve sorumluları?
Bu çağda,
Bu kadar çevresinde baraj olan ilde; "günler, haftalar aylardır" elektrik kesintisi uygulanıyor?
Olur, mu bu zülüm?
***
Diyarbakır Oto Tamircileri Esnaf ve Sanatkrlar Odası Başkanı Hüseyin Buluç.
Öfke kusuyor, yetkili ve sorumlulara.
"El insaf" diyerek.
"İş yapmadığımız gibi.
çalışanın da ücretini veremiyoruz, çek ve ödemeler; boğaza dayandı.
Soruna,
çözüm getirilmezse, biz de "kepenk kapatma eylemine" girişeceğiz" tepkisini dile getiriyor...
Diyarbakır'ın,
Kalbi durumundaki "Sanayi sitesi" enerjisiz ve elektriksiz bırakılır mı?
Bırakılmaz.
Bırakılmamalı?
Esnafın ifadesiyle;
"Bari gündüz saatlerinde buraya elektrik verin, gece vermeyin iş yapalım"
Maalesef o da yapılmıyor.
***
Mahkeme kararıyla;
TEDAŞ Diyarbakır İl Müessese Müdürlüğü görevine dönen Nihat Nurbaki.
Soruyorum;
TEDAŞ'ın, 1,5 milyon nüfuslu kentte yaşadığı işkence, "ne zaman bitecek?".
Her ne kadar;
Cevaplarında, "kaçak elektrik" kullanımı öne çıkıyorsa da.
Dediği;
Son bahara girmeden, "görevden" alındım.
İşte ne olduysa bu dönemde olduya getiriyor sözü.
çünkü,
Kışa yönelik hiçbir hazırlık yapılmamış, ne "yenileme" ne de, güçlendirme.
Yani kendi ifadesiyle;
"Benden öncekilerin, bıraktığı kötü mirasın sonucudur ekseriyetiyle", bu karanlık günler.
***
Ne kadar;
Gerçekçi ve samimiyet ihtiva ediyor, bilemem.
Ama bildiğim;
Mahkeme kararıyla dönüşünden sonra; "kurumsal" bir kıpırdama oldu.
Boş oturuyor, iş yapmıyor dersek, "el insaf", derler.
Muhtarlarla toplantı yapıyor.
Semtleri geziyor. Vatandaştan kaçmıyor.
Tabi bazı gerekçeler de yok değil, var.
Mesela;
Kışın beklenildiğinin üzerinde, soğuk ve çetin geçmesi.
Bir de;
Doğalgaz'dan kaynaklı, aksamalar.
Özelliklen de,
Kırsalda, bir dostun ifadesiyle, "ahırda" bile elektrikli sobasını kurmuşlar diye.
Hele bir de şu;
Elektrikli battaniyenin yansıra çıkan elektrikli halılar var ya; "köylerde" her evde bulunuyor.
Maşallah.
Devlet malı deniz misali.
***
Aslında;
Gerçek ve hakikat babında, "kurumsal hizmette" bunlar, bahane değil.
çünkü;
Kurum'un kendisine has, denetim mekanizması var.
Kaçak kontrol ekibi.
Ki kaçak elektrik kullanımı, "hırsızlık suçunu" ihtiva ediyor.
Niye bu; kurumsal denetim faal değil.
Özellikle;
Son iki yıldır bu pek işlemiyor.
Siyasi mi,
Yoksa "özelleştirmenin", iç dünyasıyla alakalı, strateji mi, müteahhitlerin talebi mi?
Etkenler farklı ise de.
Ciddi manada birbirlerine, sirayetleri söz konusudur.
***
Dediğim gibi;
TEDAŞ, TEİAŞ, TEAŞ mevzuunun, müsebbiplerinin başında.
Ancak, Al birini vur ötekine misali.
Hangisine,
El atarsanız, elinizde kalır yanları çok.
Boşuna dememişler;
Kurumları çökertip, işlevsiz bırakan en büyük etken; "politize" edilişleridir.
İşte bu kurumlar da, ne yazık ki "politize" oluşun yarattığı zulümdür, halka uyguladıkları.
Her ne kadar; burada sıralıyoruz, nedenleri, niçinler ve ızdırap halleri.
Ama bunlar, kurumları bağlar.
Hiçbiri;
Ne beni, ne vatandaşı ne de esnafı ilgilendirmez.
Yani hiç kimseyi "alakadar" etmeyeceği gibi; sorunun gerekçesi olarak da kabul etmez.
Hizmet ister.
Enerji üretimini ister.
Karanlık günler değil, aydınlık günler ister.
***
Onun için de buradan çağrım var.
İl Valisi Mustafa Toprak,
İlçe Kaymakamları,
Belediyeler,
Esnaf ve meslek temsilcileri,
Bir de siyasiler.
Pek tabi ki, TEDAŞ, TEİAŞ, TEAŞ'ın sorumlu patronlar.
Komplike,
Bir araya gelinip, bu "çin işkencesine" dönen, "elektrik kesintilerine" ilişkin, sorunu, masaya yatırsınlar.
Nasıl bir çözüm sağlanabilinir diye?
Ve çözüm ürettikten sonra;
O masadan kalkıp, ahaliye "gereken" cevabı vermeleri gerekir.
Yoksa,
Bilsinler ki, maddi ve manevi zararın ötesinde; her öfkenin, her tepkinin bir de, edilen bedduası vardır ki ondan "Kaçarları yok".