Ne oluyoruz ya?
Galiba; negatif anlamda her şey oluvermiş haldeyiz?
Baksanıza; her türlü "belalı" hadise, ikmalde!
Gerilim.
Belirsizlik.
Ve ardından gelen; "şiddetin" üretimi olan kan-gözyaşı.
Cinnet geçiriyoruz.
Öyle-böyle değil.
Bireyin de ötesinde; toplumsal bir cinnet söz konusu.
Girdap misali.
çırpındıkça, "daha" dehşetli, agresifleşerek, "şiddete" yöneliyoruz.
Sinir uçları dışarıda.
İnsanların asabı bozuk.
En küçük sıradan bir "pardon" veya bakış bile yeter, "öfke' muhaberesine girmeye.
Kavga ve çatışma ardından, ölüm, ölümler.
***
Yani; İnsani ve manevi bir "tolerans" yok.
Hele.
Mütedi bir ruh hal-i, mumla aranır hale gelindi.
Kimse de yok.
Esamisi bile okunmuyor.
Bağışlayıcılık deseniz o mu zerre-i miskal benimsetilmiyor?
Barut fıçısı.
Herkesin elinde kibrit, yak da, infilak etsin.
Canı çıksın, geberip-gitsin.
Anlayacağınız;
Kendimizle barışık değiliz.
Yolda, sokakta, işyerinde, evde, kahvede.
Ya da, bir spor müsabakasında, izlerken veya oynarken, şiddetin en biçimlisi "bilumum".
Hizipli herkes...
***
Solduğumuz hava,
Ayak bastığımız toprak,
Meşguliyet içerisinde olduğumuz ortam,
Ya da aile efkr-i umumiye tümüyle "negatif" enerji üretiyor.
Böyle olunca;
Sirayeti gerilim, gerginlik, şiddet ve bencillikle inşa olan, "otorite" hükmü ikmale geliyor?
Orman kanunu işliyor.
Anne;
Kendi öz evladını "hiç yüreği" sızlamadan, öldürüyor.
Boğuyor.
Yetmiyor, vücudunu paramparça ederek,"toprağa" gömüyor.
Bir kız aynısını annesine, babasına, kardeşine, yapıyor ve gözünü "kırpmadan".
Öbürü; komşusunun çocuğunu "gönül ilişkisini" bildiği için, "sobada" yakıyor.
Diğeri sevgilisini parçalara ayırarak "çöplüklere" dağıtıyor.
***
Bakıyorsun ki;
Okumuş adam, "eşini, iki çocuğunu" hunharca katlediyor.
Taciz.
Tecavüz, fuhuş, Ensest ilişki.
Babanın öz kızına.
Ağabeyin, aile efradına.
İnsan;
Kılığındaki "vahşi" yaratık, gibi yaşanır haldeki insanlar!
***
İşte;
Son 48 saat içerisinde, "haber merkezimize" düşen haberden bir kaçı.
Yenişehir,
İlçemizde pavyonda "masaya niye baktın", çatışması.
Rasgele,
çevreyi tarıyorlar, biri bayan 4 yaralı..
Silvan ilçesinden sıcak bir haber.
Arazi yüzünden, "mahalleliler" çatışıyor.
Burda da silah, bıçak, taş ve sopalar konuşuyor.
Meydan muharebesi gibi!
Bilnço "bir ölü, iki yaralı".
Suriçinde;
7 ay önce işlenen cinayetin faili, kapı komşusu çıktı.
Viranşehir'de kaybolduğu söylenen genç!
O da bıçaklanarak, "su deposuna" atılmış.
Cesedi, 4 gün sonra bulundu.
Ailesinden,
Helallik isteyen 17 yaşındaki genç.
Bakın Kızıltepe'de "dere kenarında" cesedine rastlanılıyor.
***
Önceki gün;
Kameralara yansıyan, Emniyet Müdürünün eli silahlı kişi tarafından öldürülme olayı.
Hatayda,
Öğrenci minibüsü tarandı, iki kız öğrenci öldü, diğerleri yaralandı.
Vahşetin;
Müsebbibi de şık genç dün, "intihar" etti.
Ankara'da,
Uzman çavuş ve ailesinin, "katledilmesi".
Dikkat edin;
Bunlar siyasi veya terörizmin ürünü, icrası değil.
Günlük,
Hayat akışı içerisinde, meydana gelen hadiseler zinciri.
Diyeceksiniz ki;
Menfaat için, 44 kişi "katlediliyorsa" bu ülkede, varın gerisini düşünün.
***
Velhasıl;
Kimden ne saldırı geleceğini bilemeden yaşayan bir toplum haline döndük.
İşlenen suçlar.
Ve nev-i şekilleriyle Amerikayı geçer hale geldik.
Korkunç ve ürkütücü!
Tüm bunlara ilaveten; "hızla artan" silahlanma hali.
Hani birileri diyebilir ki;
Bu süreçte "silahsız da" olunmaz, tedbir almak gerekmez mi?
Zihniyet farkı...
Elimde;
MKEnin raporu.
Yani Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu'nun 5 yıllık bilnçosu var.
Deniliyor ki;
Vatandaşlar silaha ve mermiye son 5 yılda 353 milyon 481 bin lira harcadı.
2007 yılından bu yana;
74 bin 750 adet tabanca, 164 milyon adet mermi satıldı.
Evveliyatı ayrı.
Bir de ruhsatsızları, gayri-meşru olanı, pompalı tüfekler.
***
Genel anlamda baktığınızda;
Toplumun neredeyse üçte biri, kayıtlı veya kayıtsız silah sahibi!
Ve bekleyin ki, alabildiğine silahlanan asapları bozuk bu toplum "hayır yüzü" görsün
Ne mümkün?
Hep ifade ederim.
İnsan odaklı olmayan bu rejimin, insan hayatını ilgilendiren herhangi bir konuya duyarlılık gösterip sorumlu davranmasını beklemek abesle iştigal olsa gerek.
Ölüm kol gezmektedir artık bu toplumda.
çünkü;
Hepsinde öteye manevi değerleri tahrip edilen yozlaşmanın körüğündeyiz.
Başta;
İnsani ve ailevi değerleri taru-mar edilen bir toplum olarak, debeleniyoruz.
Resmi kayıtlara bakın.
Aile içi şiddet ve boşanmalar ne kadar arttı.
Artık,
Akşam atılan nikh imzası, sabah mahkemede bitiyor...
***
Alkol-uyuşturucu!
Kumar, kapkaç, hırsızlık.
Rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma.
Tüm kötülüklerin ana membası olarak gördüğümüz, toplumu "din ve inanç" değerlerinden, uzaklaştırma gafleti.
Üstadın ifadesiyle;
Dinini ve inancını yitirmiş bir toplumun "hayat" ikmali, huzurla değil, fitneyle barışıktır!
Sonuç itibariyle;
Toplum kendisini koruyan ve kollayan değerleri yitirdikçe daha da yaşanmaz hale büründü.
Manevi iklimden uzak tamamen dünyevileştirilmek istenen insanların önümüze koyduğu acı fatura bu.
Önlem şart.
Maneviyat hak.
Yoksa gelecek günlerde daha çok kan ve gözyaşı bekliyor bizi
Hayırlı Cumalar.