EN HAYIRLI YATIRIM, İNSANA YATIRIMDIR
Eklenme: 9.11.2010 00:00:00

Deriz ya; "üç günlük" dünya! Ya da; "Kefenin" cebi yok ki" diye. Öyle ya! Ömür sınırlı, hayat ise kısa. Mal-mülk desen; fani dünyaya özgü. O zaman! Bahşedilmiş olan ömrün, sahip olunan mal-mülkün hazinesi kâmil olduğu; değerdir. Ve ona "dini ve inancın" kâmil-i hikmetiyle; değer vermektir. Sahiplenmek. Bunun için de; "İnsan" odaklı hayırlı bir hayat felsefesine sahip olunmalı. Ki o da; En hayırlı "yatırım ve uğraş" insana ve insanlığa bahşedilendir.

* * *

Bilir misiniz? Mevlananın ifade ettiği şu derya sözü; "Kamil odur ki; koya dünyada bir eser... Eseri olmayanın yerinde yeller eser..." Yani; kim olursan ol! İster zengin, ister fakir. İster başka bir zümreden gel. Hayırla anılmak. Ve ardından inşa edilmiş bir "eser" bırakmak. Ulvi bir hayat nizamına sahip olmakla mümkündür. Yoksa ardında "yeller" eser. O şudur; "sanki" hiç var olmamış gibi. O nedenle; Kimi adı'yla, kimi malıyla "inşa" ettiği bu kutsal değer ölçüsüyle; "eser" ihtiva etmelidir. Hem kendisi için; hem de mirasına sahip olanlar için. Hem de ahirete göç ettiğinde; "miras bıraktım" diyeceği olacağı için. Zaten; Bu ahiri zaman ölçeği bize ifade ettiriyor. "En kutsal yatırım, insana yapılan yatırımdır" diye.

* * *

Takdir edersiniz ki; "İnsana ve insanlığa" yönelik en "hayır" ve değer biçilen kimliğin icra ettiği yatırım; "Eğitim'dir". İnsanı eğitmek. Ve "eğitimini" sağlamak. Ona "eğitimli" mekânlar inşa etmek. İlim ve İrfan yolunda. Aslında; komplike bir ibadettir. Hazreti Ali (r.a)in ifadesiyle; "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum". Demek ki; İlim ve İrfan "dehşet-engiz" bir hazineye sahip.

* * *

Malum! Eğitimli toplum. Eğitimsiz toplum. İkisinin arasındaki fark "iki" harften ibaret. İşte; toplumu da "ulvi" değer deryasında ayıran bu iki harfin "fikriyatıdır". Tıpkı; barış ile savaş gibi... Dahası; Özgür ve Esir. Hür ve bağımlı. İnançlı ve inançsız. İki zıt; hayat nizamı. Küresel dünya ölçeğinde "söz sahipliği" eğitimli toplumun vaki olmasıyla mümkündür. Eğitimsiz bir toplumun; değil dünya konjöktoründe, kendi iç dinamiğinde "saygınlık" alması,"söz hakkı dahi" yoktur. Çünkü eğitimsizlik marazının Nizam-ı değeri yok. Hele yaşadığımız şu coğrafyada; Eğitim ve Eğitim mekânları hayati büyük öneme haiz.

* * *

Şimdi! Tüm bu anlatımın muhtevası neye hikmet derseniz? Dün; Yenişehir ilçemize bağlı Yaytaş köyündeydik. Nüfus ve hane açısından hayli büyük ve şirin bir köy. Köyde bulunuş nedenimize gelince. Sevgili İşadamı Raif Türk'ün Mevlananın dediği gibi "Kamil odur ki, koya dünyada bir eser" sözünden hareketle, yaptırdığı 6 derslikli okulun açılışı vardı. Bu nedenle; Sayın Mehmet Ali Altındağ'la birlikte bulunduk. Örnek bir davranış. Öncelikle tebrik etmek gerekir; ardında; "ulvi" bir eser bırakacağı için. Ve tabi ki altı çizili "cümlelerin" ihtiva ettiği bir de konuşma yaptı Türk. "İrfanı hür kuşaklar yetişsin istiyoruz" diye! Bu isteğin açılımını yaparken; "çünkü" deyip devam etti. "irfanı hür kuşaklar, düşüncede de, eylemde de özgürdür ve özgürlüğü sadece kendileri için değil, herkes için isterler. Vicdanı hür çocuklar hiçbir baskı tanımaz, din, dil, kadın, erkek, zengin, yoksul ayrımı bilmez, etnik köken ayırımcılığı yapmaz. Kendi kültürümüzün, kendi değerlerimizin yanı sıra, evrensel kültürün bin bir pınarından beslenmiş ve küresel ufka sahip kuşaklar yetişsin istiyoruz".

* * *

Katılmamak. Ve bahse "isteklerin" hayat bulmasını istememek elde mi? Gönül birlikteliğiyle. Evet! İnanıyoruz ki; bu örnek girişim birçok "varlıklı" hemşerimize de örnek olur. Çünkü Eğitim ve Eğitimli olabilmek toplumsal bir kazanımdır. Bu kazanım; Tüm toplumun katmanlarının seferberliğiyle ivme kazanabilir. Ve şu gerçeği iyi görmeliyiz. İster kırsal da, İster şehirde, İster başka bir alandaki yerleşim biriminde olsun. Çocuklarımızın. Yarınlarımızın. Ve gelecek nesillerin "sağlıklı" birey olabilmeleri. Hür, özgür ve vicdanlı "hayat" nizamıyla beşeriyet bulmaları için; Eğitimlerini sağlamalarına katkı sunmak hepimizin görevidir. Elbette ki; Sosyal devletin sorumluluğudur toplumun "eğitim ve öğretim" hakkı. Ama; Şu da bir gerçektir. Sivilin de "katkısı ve sorumluluğu" söz konusu olmadığı taktirde; sorunun köklü çözümü mümkün değil. Okul yapmak cami yapmak kadar hayırlara vesile olacak bir çalışma olduğuna da; İnanmamız lazım.

* * *

Milli Eğitim Müdürü Zülfü Toman'la ayaküstü sohbet ederken; "derslik" açığından bahsetti. "Sıkıntı çok" Ama yeni dersliklerin yapılması yönünde; "uğraşlar" sürüyor. Şuan 590 derslik inşaatı devam ediyor. Sorunu; Çözüyor mu, hayır? Çünkü; Yılların "geri bırakılmışlığı". Nüfus artışına paralel "okullaşmanın" olmayışı. Ve bölgenin kanayan hadisesinin; etkileri. Eğitim ve Eğitim kurumları açısından; "fakirlik" hâsıl. Vali Mustafa Toprak'ın ifade ettiği gibi; "İnsanlar doğup, büyüdüğü ve kazandığı" yere vefa borcunu; arkasında "hayra vesile" olan eserler bırakmalı ki. O eserler sayesinde; Toplum "eğitimli" bireyleriyle gelişim ve özgürlük kazansın.

* * *

Velhasıl. 6 derslikli okulumuz; "toplumsal barışımıza" hayırlı uğurlu olsun. Açılış töreniyle alakalı; Bir ayrıntıyı ifade etmeden yazıya nokta koymak istemiyorum. Çünkü; hayli zihin açısından meşgul etti; neden diye? Şöyle ki; Okul'un açılışında; Belediyelerimiz cephesinde kimse yoktu. Ne, Yenişehir Belediyesi. Ne, Büyükşehir Belediyesi. Katılım göstermedi. Neden acaba? Ancak şunu ifade edebilirim; "yoklukları" büyük bir eksiklik idi..