StrBody "
Takdir edersiniz ki;
Cumhuriyetin temel ilkelerinden biri de Türkiye'nin bir ""hukuk devleti"" olma vasfıdır.
Yani ""hukukun"" üstünlük prensibinin kabul görmesidir.
Bu vasfı da sağlayan da hiç kuşkusuz ki ""erklerin"" ayrılığıdır.
Yasama, Yürütme ve Yargı.
Birbirinden bağımsız; ama birbirini denetleyen kurumlardır.
Temel felsefe;
""Bağımsızlıklarıdır"".
O nedenle; Yargının bağımsızlığı.
İdarenin yasallığı.
İdarenin yargısal denetimi.
Ve idarenin mali sorumluluğu ""temel"" nizamdır.
Bunlar; ""hukuk devletinin"" olmazsa olmaz ilkeleridir.
Sözde değil, özde olmaları ""en büyük"" koşuldur.
***
Ama ne var ki; günümüz koşullarında ""bu özde"" olma vasıfları pek söz konusu değildir.
Her ne kadar; Anayasal ""nizam"" içerisinde; ""erklerin"" ayrılığından bahsediliyorsa da bugün için ""kaygı"" verici bir durum söz konusu.
Tartışılması da büyük..
Şöyle ki;
Son günlerde ortaya çıkan ve ülkenin gündemini meşgul eden olayların seyri ve şekilleri gösteriyor ki; ""erklerin bağımsızlığı"" tartışılır durumda.
Bu tartışmanın ""getirdiği"" diğer bir vahim durum da ""erklerin"" karşılıklı ""hesaplaşma"" içerisine girdiği, düşüncesinin hakim olmasıdır.
Şöyle ki; günlerdir okuyor ve dinliyoruz.
AK Parti hakkında açılan kapatma davası.
Ve ardından gelen savcının da deyimiyle ""Ergenekon Terör Örgütü"" davası.
Gelişen gözaltılar.
Cumhuriyet tarihinde ""yaşanan"" ilklerle paşaların tutuklanması.
Durum tam bir ""dolambaç"" misali; çıkmazda.
Mevzu tamamen ""seyrinden"" çıkartılarak; zıt görüşlerin ""çatışması"" şeklinde lanse ediliyor.
Ve ne yazık ki, kamuoyunda da ""algılama"" bir hesaplaşma olarak kabul görüyor.
***
KUVVETLER ÇATIŞIYOR MU?
Birbirini ""alaşağı"" etme mücadelesi.
Bu da ""hukuk devleti""nin ilkesini derinden kemiriyor.
Güvensiz, istikrarsız ve çözümsüz bir sürecin işlemesine neden oluyor.
Onun için; ""erklerin ayrılığında"", bağımsızlık ""can damarıysa"", siyasallaşması da bir o kadar ""yıkıcıdır"".
Bağışıklık kazandıran ve zamanla ""yok eden"" ölümcül virüs gibi.
İşte bu yapılanma ve zaman ortamı da; keyfilik ve ceberuti bir düzeni yaşatmış olur.
Bilindiği gibi ""Yasa koyucu"" yasama organı Meclistir.
Meclis'te halkın ""iradesiyle"" seçilen temsilcilerin buluştuğu mekândır.
Bunu bilmeyen yoktur.
Herkes biliyor.
Ama ne hikmetse ""bazı odaklar"" bu gerçeğe karşı ""gözünü"" kapamış durumda.
***
Takdir edersiniz ki;
Demokrasilerde ""seçimle işbaşına"" gelen hükümetlerin ""düşürülmesi"" yine demokratik yollardan geçer.
Yani; ""halkın iradesiyle"" iktidara gelen yine ""halkın iradesiyle"" gider.
Ama bu ""girişime"" anti-demokratik bir yaklaşım göstermek.
Ne hukuka, ne demokrasiye, ne de siyasal ""ahlaka"" sığmaz.
Hele ki; bu siyasal iktidar ""toplumun"" büyük ekseriyetinin iradesiyle seçilmişse.
Yapılanlar ya da yapılmak istenilenler ""tamamen"" tağuti düzenlere iştah kabartan, anti-demokrat anlayışlardır.
Bugün ""oluşan"" atmosfer; toplumun tüm katmanlarını ilgilendirmektedir.
Olumlu veya olumsuz önemli değil.
Önemli olan toplumun her kesiminin ""durumdan"" etkilenmesidir.
Onun için de; ""Erklerin"" ayrılığı; hukukun güvenirliği, cumhuriyetin ilkeleri, demokrasinin de varlığı ""bu sınavdan"" başarıyla çıkması gerekir.
Bu sorumluluktur.
Bu hukukun nizamıdır.
Bunda toplumun her kesimi hemfikirdir.
Ama ne yazık ki; bu duruma ""hemfikir"" olmayanlar vardır.
Onlar da; ""girift"" mevzudan pay çıkarma gayreti içerisinde olanlardır.
***
İçteki ve dıştaki ""güçlerin"" maşası.
Ve kullanılan ""piyonlarıdır"".
O nedenle de; toplum olarak bu ""kaoslu"" ortamda ""birilerine"" malzeme olmamamız gerekir.
Ellerine yeni ""argümanlar"" kazandırmamız lazım.
Bizim sarılabilecek, güvenebilecek, varlığını idame ettirmek için mücadele etmemiz gereken ""demokrasiyi"" ayakta tutmak.
Cumhuriyet'in temel ""ilkelerini"" yaşatmak.
Ve hukuk devleti olma nizamından ""şaşmamamızdır"".
Gerisi; onların ""imhasıdır""!
***
YA BENİM RUH HALİM?
Ülkenin ""ruh"" halini böyle noktaladıktan sonra; kendi ruh halime gelmek istiyorum.
İçim sıkılıyor. Gergin ve sinirliyim.
Bir o kadar da; tedirgin ve endişeliyim.
Neden derseniz?
Son 48 saattir, çevremdekilerden aldığım bir soru var.
""İyi misin? Kendini nasıl hissediyorsun""
Aslında son derece ""iyi niyetle"" gelen bir soru.
Biliyorum.
Bu iyi niyetlerine karşılık ""nankörlük"" etmek istemiyorum.
Ama moral anlamında ""değişim"" içerisine giriyorum.
Her ne kadar; ""iyiyim."" diyorsam da; ""sesin pekiyi gelmiyor"" demeyi de ihmal etmiyorlar.
Neyse!
***
Bir süre daha ""bu sorularla"" muhatap olacağım.
Elimde değil.
Çünkü bugün ""ameliyat"" masasına yatacağım.
Büyük bir ameliyat değil.
Uzun süreden beri ""beni rahatsız"" eden, ""burnumdaki geniz etinden"" ameliyat olacağım.
Rahat nefes alabilmek, rahat uyuyabilmek için.
Çünkü artık; kaçınılmaz bir duruma gelmişti..
Ama Ameliyat, Ameliyattır diye sevenler ""psikolojik"" olarak duruma hassasiyet gösteriyor.
Endişe etme anlamında.
Evet, kaçış yok.
Bugün Özel Akademi Kulak Burun Boğaz (Kbb) Cerrahi Dal Merkezi'ne ""zorunlu"" misafir olacağız.
Op. Dr. Mehmet Akdağ tarafından alı konulacağız..
Ameliyatın gerçekleşmesi için..
Siz bu yazıyı okurken, ben belki ""ameliyat"" olmuş olacağım.
Ancak şu vardır; ""her ameliyatın"" kendisine özgü riski vardır.
Onun için de; ""ameliyat"" bu.
Ne olur ne olmaz diyerek; ""hakkınızı helal edin"" diyor ve dualarınızı bekliyorum..
Allah kısmet ederse; bir kaç gün sonra ""tekrar"" birlikte oluruz..
Haydi hayırlısı..
"