GERÇEKLERE KARŞI, YAŞANAN "SİYASİ KÖRLÜK"!
Eklenme: 26.04.2011 00:00:00

Neredeeee, Şu "ileri" Demokrasi denilen melanet!.. Bir türlü, Elde edilemiyor, ulaşılamıyor, sağlanamıyor.. Ne garip bir haldir ki; Ülke ve millet olarak "aşılmaz" duvarların arkasına, sıkıştırılmış haldeyiz! Ne ülke gerçeklerini, Ne toplum gerçeklerini idrak etme cesareti gösteremediğimiz gibi "kabullenmiyoruz" vesayetlerin hükmüyle! Sanırım; Bir kaç gün önceydi, buradan dillendirmiştim!

* * *

Nihayet! Siyasi partiler ve arka bahçeleri.. Ve tabi ki, Yapılarında "demokratik" harç bulunmayan kurumlar.. Ayrıca, Vesayetçi zihniyetin savunucusu, statükocu zihniyet.. Artık, "Başörtü ve irtica" paranoyasından kurtulmuş.. Sorunları, Vaki olan mesele "sessiz" bir süreçle, zamana bırakılmış diye.. Oh be demiştim!.. Baksanıza, Parti Liderleri "artık" irtica hortladı, rejim elden gitti "zıt fikirlerine" kapılmış bir siyaset gütmüyor? Milli Güvenlik Kurumu bildirgeleri.. Ya da gece yarısı "e-muhtıraları"..

* * *

Meğer, Öyle değilmiş, "var olan" atmosfer! Son, Üç gün içerisinde "yaşanılan" dört resim var ki!.. İbreti alem misali! Meclis'te, 23 Nisan'a özgü "özel oturumda" çekilen resim.. Başörtü yasağı! Kime, Sayıştay Üyesi Bayan'a.. Kim bu bayan; Sayıştay Üyesi Necla Eroğlu.. Başhekim eşiyle dinleyici locasında, "özel oturumu" dinliyor. Meclis görevlisi, "Ne işiniz var?" diyor, tabi flaşlar da ardı ardına patlayınca, terk ediyorlar.. Evet, Başörtülü biri Sayıştay üyesi olur mu? Ne yazık ki, Çağdaş ve insan hakları, demokratik yapıdan dem vuran Türkiye'de "olmaz".. Peki nasıl olur; "Başına peruk" takılırsa!.. Yani kamufle! Zaten, Türkiye'nin "dokusu da" hep kamufle edilmiş değil mi?

* * *

Gelelim, İki gün önceki "skandal" arz eden Ales sınavına! Orda da görüyoruz; Başörtüsüne "gösterilen" hazımsızlığı!. Trakya Üniversitesi'nde, Başörtülü öğrencilere "disiplin cezası" yağmuru yağıyor.. Ve dikkat edin; 12 Haziran'da yapılacak "seçimde" partilerin gösterdiği bayan adaylarından bir teki yok! Özellikle, Listelerde seçilecek sıralamada "başörtülü" bayan yok!. Ne, Muhafazakar sağ partilerde.. Ne de, Sosyal demokrat geçinen kesimde.. Var olanlar da, liste sonlarında! Düşünün, İslam ülkesi olmakla tanınan ve bilinen Türkiye hala da; 28 Şubat "vesayetine" teslim olmuş zihniyetle!.. Millet, Gerçeğine "karşı" direnç gösteriyor, inanç ve ibadet özgürlüğüne "duvar" örüyor.. Burası, Kamusal alan!

* * *

Gelelim, Pazar günü Diyarbakır'da "yüzbinleri" buluşturan Peygamber Sevgisi mitingine! Kamusal alan değil.. Bakın, mitinge katılımla alakalı çok farklı rakamlar ifade ediliyor! Kimi bir milyon, kimi 500 bin, kimi 50 bin diyor.. Her ne rakam ihtiva ediyorsa etsin.. Ama bilinen odur ki, Bu üçüncüsü düzenlenen "Peygamber" sevgisine yönelik mitingteki kalabalık, "hiç bir siyasi" oluşuma kısmet olmuş değil. Ve, Onların da bu sayıyı toplama güçleri ne mümkün? Ben, Ne BDP'nin, ne Bağımsızların.. Ne Ak Partinin, Ve ne de diğer siyasi partilerin "mitinglerindeki" rakamsal veriyle, kıyaslamak istemiyorum. Olması da yanlış olur! Ancak, Burada "siyasi mülahazalar" açısından bir "körlük" görüyorum!. Çünkü, Dinin ve inancın "bütünleştirici" unsur olduğu.. Ve o gücünün varlığına ne yazık ki "siyasi partiler" nail olmuş değiller.

* * *

Belki, Hizbullah'a "kısm-i" bir mal edilme gibi, düşünce oluşabilir.. Lakin, Yanlış ve doğru bir "analiz" ile gerçekçi bir bakış olmaz! Güneydoğu insanı.. Özellikle, Kürtlerin "din ve inanç" noktasındaki düşkünlükleri, "Peygamber ve Din" dokusunda, hemen ortaya çıkıyor. Bakın, Bir hafta önce de, Diyanet İşleri'nin "Kutlu Doğum" organizasyonu vardı.. Bir gün öncesi, Şanlıurfa'da benzer etkinlik icra edilmişti.. Ama, Diyarbakır'da yine Stadyum dolup taşmış, sahaya bile insanlar sığmamıştı.. O gün için de, yüzbinden bahsediliyordu. Kürtçe, Türkçe, Zazaca ve Arapça ilahi ve ezgiler seslendirilen, istasyon meydanındaki Peygamber Sevdalıları Mitinginde.. Sonuç itibariyle çıkan mesaj şu "Bölge dinamiklerine" kulak tıkamayın..

* * *

Velhasıl, Üstadın ifadesiyle siyaset önyargılarla yapılmaz. Siyaset, kitleleri kattıkça ve onları anlamaya çalıştıkça büyüyüp tüm topluma hizmet eder hale gelir. Diyarbakır'da toplanan bu kitlesel güç ve dinamik, Ülke yönetimine soyunan siyasiler tarafından mutlaka dikkate alınmalı. Hele, İnancına, ibadetine ve giyimine karşı "yasakçı" olmamalı.. Görüyoruz, Bugüne kadar ülke gerçeklerine karşı "duyarsız" kalan siyasi yapıların nasıl tarihten silindiğini.. Velhasıl, Bu tablo ve yaşatılmak istenilen "ileri demokrasi" düşüncesine, zıt..