GÜNÜN “ÖZETLER” DEMETİ!
Eklenme: 9.08.2011 00:00:00

Dışarıda, 4045 dereceyi bulan bir sıcaklık! Rüzgârdan tık yok. Esinti "yaprak" kıpırdatmıyor. Kavurucu. Son yıllarda, baraj ve sulama alanlarıyla "nem" oranındaki artış; "çekilmez". Boğucu ve yapışkan bir hava! Öyle ki, havayı solumak bile zor! Meteorolojiye göre, "bir süre daha" aynı havayı soluyacağız. Tabi bir de; mübarek Ramazan-ı Şerif'in etkisi. Günleri tartışmasız "tansiyonel" yapmakta. Hiç kuşkusuz ki, böylesi bir ortamda, "uzun uzadıya" sohbet sıkıcı olur. Hele "mevzu" tekil olursa. İşte bunaltıcı hava ve sıkıcı olabilecek uzun hasbi hal-i "keyifli" hale getirmek için. Hadiselerin de, bolluğundan faydalanarak bugün, "özetler" diyelim! Yani, bir nev-i sohbetimizi "aşçı yemeği" misali, "mönüdeki" tüm meselelerden az porsiyonla, kurgulayalım. İlk mevzuumuz da, "YAŞ"ın yaş halini teşkil etsin.

* * *

YAŞ'IN "YAŞ" HALİ

Doğrusu, bu "YAŞ'ın" hal-i ruhiyeti bayatladı. Günler geçti. Ancak, Bazı okurlardan aldığım "fikriniz" nedir, e-mailleri üzerine, bir kaç söz söylemek istiyorum. Evet, Türkiye için şu deyimi kullanmak gerekir. YAŞ öncesi ve sonrası. Hiç kuşkusuz ki, Öncesi "demokrasi" için tekerine çomak sokularak işleyişi bozulmuştu. Bir vesayet vardı. Böyle gelmiş, böyle gidecek. Ama "ayar" düşüren çomak, bu kez "vesayetin" tekerine sokulunca, iş değişti. Kazanan, öncesinde kaybeden "demokrasi" oldu. Yeni bir düzenleme. Yeniden sivil-asker "ilişkisinde", demokratik hukuk nizamı! Tabi, seyr-ü seferi de, "öyle" hizipleşmeyi "körükleyen", kulvara da taşımamak lazım. Ne, istifalar, asker için "yenilgi". Ne de, sivil İrade için, Asker karşısında zafer. Olması gereken oldu. Olup-biteni "demokratikleşmenin" bir meyvesi olarak görmektir. Şimdi, Bu meyvenin "hazmı" ve doyumunu almamız gerekir. Yeni fideler, vermesi için.

* * *

HİLE "BAZ" İSTASYONLARI

Bu beklentiyi "ifa" ettikten sonra. Gelelim, Hile "BAZ" duruma. Baz istasyonları. Cep telefonu, çağın bir nimeti. İletişim ve haberleşmenin de "en önemli" aracı. Nimeti ve hikmeti tartışılmaz. Ancak bugünlerde tartıştığımız GSM Operatörlerinin "BAZ" istasyonları. İnsan sağlığı açısından hayli "dalaşma" ihdas eden, bir durum! Elektromanyetik alanı. Azami 10 metre biz insanlar başta olmak üzere "tüm canlılardan" uzak, olmalı ve tutulmalı. İşte bu yakınlık ve uzaklık açısından, halktan her daim tepkiler gelmekte.

* * *

GSM Operatörleri de bu tepkileri gördükleri için hile "BAZ" laştılar. Sergiliyorlar her ortamda hile "BAZ'lıklarını. Baca, reklam panosu, su deposu, saat kulesi, klima, güneş enerjisi. Derken, aydınlatma direği ve tabela görünümüyle "BAZ" istasyonlarını, kamufle ettiler. Tabi diktikleri her yere de "yüklü" meblağda, kira bedeli ödüyor. Malum işin içine "para" girince, birçok kesimin iştahı kabarıyor, "gel bizim mekâna" kur diye! Ve kim takar "vatandaşın" sağlığı denilerek, "gece kondu" misali kuruluyor. Cami mi, okul mu, ev mi, bina mı? Neresi gelirse.

* * *

Denilene göre, Diyarbakır kent merkezinde "hileli" BAZ istasyonu sayısı, 600 civarında. Şimdi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyemiz de, "hile" BAZ'lıkla, 4 noktaya istasyon kurulmasına cevaz verdi. Üç yıl kira bedeli karşılığında anlaştığı GSM operatörü şirketi tarafından, kentin 4 noktasında, kuruldu istasyonlar. Cumartesi günü Manşet yaptık "BAZa Belediye kamuflajı diye. Vatandaşın, Tepkisinden çekinilmiş olunacak ki farklı Figürler kullanarak, "hile" BAZ'lar kurdurulmuş.

* * *

Dün haftanın ilk günü olması münasebetiyle, Kamuoyunu bilgilendirme babından Belediye'den açıklama geldi. Denildiğine göre, Hukuki bir sorun yok! Karar, Belediye Meclis'inden çıkmış. TÜBİTAK'ın, belirlediği "koşulları" taşıyor, kamufle edilen baz istasyonları. Hile "BAZ'ları, kurmada amaç, "görüntü" kirliliğinin önüne geçmek! Bir de, varsa muhtemel etkisini" apartmanlardan uzaklaştırmak. Bu nedenle, refüjlere konularak "minimum" seviyeye indirdik diyorlar. Doğrusu bu savunma şekli. Ve icra edilen gerekçeler, "pek" tatminkâr edici değil. Eğer sağlığımızı emanet ettiğimiz, belediyemizde, "yanlışa, yanlışla" karşılık veriyorsa. Müdahale etmesi, Gereken cami, bina ve okul çatılarındaki "hile" BAZ'lara, aynı düşünceyle bakması garip. Velhasıl, Onu da vatandaşın "taktirine" bırakalım.

* * *

DTK VE RESMİYET HALİ

Bir de; "Çay içip dağılıyorlar" denilen, DTK'nın sonuç bildirgesi. Dün iki günlük toplantı sona erdi, bildirge de açıklandı. Toplantıda, Öcalan'ın özgürlüğü için "mücadele" kararı çıktı. Aslında üç ana başlık var bildirgenin muhtevasında. Biri Demokratik özerklik. Diğeri Kürt Ulusal Konferansı'nın organizasyonu. Üçüncüsü de, Öcalan'ın koşullarının "iyileştirilmesi" yönündeki çağrısına binaen, alınan "özgürlük mücadele" kararı. Bir de, DTK Öcalan için önümüzdeki zaman dilimi içerisinde, Chomsky ve Mandela ile görüşmeyi planlıyor... DTK'nin, iki günlük toplantısının muhtevası bu. Gelelim, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın "çay içip dağılıyorlar" eleştirisine. Ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, "DTK" hakkında, yürütülen soruşturma. Bir de, DTK'nın "resmi" bir vasfının olup-olmadığı tahkikatına. Toplantıyı, içeriği ve eleştirileri, soruşturmaları, yan yana getirdiğimizde, çıkan sonuç sizce garip bir hal değil mi?

* * *

DERNEKLEŞTİLER...

Kimler derseniz, Diyarbakır'da "din değiştirenlerden" oluşan 60'a yakın, Hristiyan! Yani, Protestan Cemaati, şimdi çalışmalarını "yasallaştırmak" için, dernek kurdu. Diyarbakır Protestan Derneği! Cemaat. Malum son yıllarda "sıkça" misyonerlik faaliyetiyle gündeme geliyor. Yoksul, fakir aile çocukları ve fertlerini "para karşılığı" din değiştirmeye zorladıkları iddia ediliyordu. Her ne kadar, "inkâr" ediyorlarsa da, halkta genel kanı bu. Zaten Kilise Papazı Ahmet Güvener de söylüyor. Cemaate üye olanların ekseriyetinin "Din değiştirenler" olduğunu. Nitekim Kendisi de "din değiştirenlerden" biri. İlk Kürtçe "incili" Diyarbakır'da ücretsiz dağıtanın da onlar olduğu söyleniyor. Evet, Şimdi "Yasal" bir dernek ve Suriçindeki "Protestan Kilisesi" de faaliyette. Peki, bu hal-i durumu "Kültürel" ve Dinler açısından bir zenginliğin ürünü mü? Türkiye'nin "demokratikleşme ve demokrasi" alanında, ilericiliğinin getirisi mi? Yoksa "Misyonerliğin" özgürleşmesi mi? Her ne ise! Derneğin kurulduğu ve faaliyet gösterdiği mekan da "hayli" ilginç. Belli bir fikir de "üretiyor" bulunduğu yer. Çünkü Dernek Saadet Partisi'nin bulunduğu binada. Binanın hemen karşısında da AK Parti İl Başkanlığı. Çaprazında da Hizbullah'a yakınlığıyla bilinen Doğru Haber Gazetesi. Garip bir hal değil mi? Sizce. Takdiri siz okurlara diyelim, "dernekleşmeleri".

* * *

YAĞMUR'DAN BEKLENEN CEVAP GELMEDİ

İki satır da, Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yusuf Yağmur'a. Soruma cevap gelmedi. Hala yanıt bekliyoruz; Radyoterapi hizmet alımıyla alakalı "spekülasyona ilişkin. Hatırlatalım dedik. Belki, Unutmuş olabilirsiniz. Bekliyoruz. Çünkü daha sorulacak çok sorumuz var?