HAL-İ DURUM HARAP!
Eklenme: 9.04.2010 00:00:00

Benim açımdan; "Sağlıktan" söz açıldığı an akan sular durur. Sanırım sizler için de, ülke ve millet için de öyledir. Çünkü 'sağlık' hiç bir açıdan vazgeçilmez. Gözardı edilemeyeceği gibi; 'ihmale de' gelmez! Şöyle ki; İster "insan' ister "toplum" isterseniz de "kurumsal" ölçekte olsun! Varlık ve yaşam kaynakları tamamen "sağlıklı" halleriyle mümkündür. En küçük 'ihmal' sonradan; telafisi imkânsız hale gelen arızalara neden olur. Ki bu durum; belli bir zaman sonrasında 'çöküş, yıkım ve ölümdür'.

* * *

İşte ülkenin 'hal-i pür' melali orta yerde. Diyebilir miyiz ki; Mevcut hali durumumuz! İster birey ölçeğinde olsun. İster toplumun geneli. İsterseniz de devlet kurumları. Şuan için 'sağlıklı' bir işleyiş içerisinde bulunuyor mu? Genel cevabınız nedir bilmem. Ama ben 'hepsine' tek cümleyle cevap veriyorum. "Sağlıksız" durumdayız!

* * *

Örnek vermek gerekirse. İşte size; Birey'den, topluma! Toplumdan da Devletin kurumlarına kadar. Anekdotlarla bi bakalım. Hal-i durumumuz neyi; 'ifade' etmektedir. Ve bizleri bu kadar 'vahim' derecede sağlıksız hale getiren etkenler nedir? Müsebbipleri kimler?

* * *

Hatırlarsanız! Daha iki gün önceydi; gazetenin sürmanşetinde şöyle bir 'haber silsilesi' verdik. İri puntolu başlığı da; "Ne oluyor bize" dedik. İşsizlikten ve yoksulluktan 'bunalan' gencin 'intiharı'. Sokaktaki çocuk kavgasına büyüklerin karışmasıyla 'işlenen' cinayet. Sevmediği 'kişiyle' zorla evlendirilmeye hükmedilen genç kızın 'iple kendini' asması. Kapkaç, hırsızlık ve soygun. Ağız dalaşıyla 'insanların' birbirini linç etmesi. Beri yanda; 'yıllarca' aynı yastığa başını koymuş eşini 'öldürmesi'.

* * *

Son hadise! Çermik'te 5 yıllık evli ve 7 aylık hamile bir de çocuk sahibi olan 28 yaşındaki Gülistan! 'Hayvanları otlatma' yüzünden kocası tarafından; 'öldüresiye' dövülmesi. Kafasına keserle vurulması. Ve bir hafta süren 'ölüm-kalım' mücadelesinde yenik düşmesi. Genç kadın, karnındaki 7 aylık bebek! Onlar mezara! Hadiseyi icra eden koca da hapishaneye. Peki neden; İnancın "eksikliği". Toplumsal değerlerin kaybı. İş ve aş imkânlarının yokluğu. Ve en önemlisi; 'eğitimli cehalet, eğitimsiz cehalet'.

* * *

Birey! Yani insan ferdi noktada bu durumun 'vahim' batağında vuku buluyorsa. Toplum 'gelişen' sirayetle daha 'sağlıklı' bir durum hâsıl eder. Tablo ortada! Hızlı bir 'fitne' ağıyla; gelişen karşı cepheleşme. En küçük bir tartışma 'etnik' aleve dönüşüyor. Üniversiteleri görüyorsunuz. 'Öğrenci' grupları 'karşıt görüş' kisvesiyle boğuşuyor. Solcu-sağcı. Tüm bunların genel sebebiyeti ise; 'samimiyetsizlik ve güvensizliktir'. Saygının, sevginin ve kabullenmenin 'insan ve toplum' duygusunda erozyona uğramasıdır. Ötekileşmedir.

* * *

Ya; 'kurumsal' alan! Yani 'birey için, toplum için ülke için' var olan kurumlar. Ve bunların 'idaresindeki' oluşum. Anlayacağınız; Yasama, Yürütme ve Yargı! Diyebilir misiniz ki; Bu üç kurum 'toplumdaki' sağlıksız ortamın içerisinde bulunmuyor? Mümkün değil; 'hayır' demeniz! Çünkü 'halkalar' birbirini tamamlayandır. Dün Sayın Mehmet Ali Altındağ köşesinde üç önemli kelimeyi yan yana getirmişti. Ülkenin, milletin ve bireyin 'içerisinde' bulunduğu ortamı ifade ediyordu. Rezalet, felakettir, ikisinin buluşmasıyla ''helak' oluşur. Nitekim hali durum bu tabloyu gösteriyor.

* * *

Her kurum 'kendisine' özgü bir hastalık pençesinde. Siyaset! Yönetim değil 'bencil' çatışmanın körüğünde. Yargı! Keyfiyet ve 'dokunulmaz' güçsüzlük, kavgasında. Yürütme! Kozmik ve derin 'locaların' aktivitesiyle kendinde değil. Aslında; 'sıkça' telaffuz edilen bir 'cümle var'. Zaman zaman siyasiler ve aydınlarımız ifade ederler. Şu anki bulunduğumuz 'ortamı' tarif etme anlamında; 'Burası Muz Cumhuriyeti mi?'..

* * *

Sizce; Sağlıksız ortamımızla alakalı bu tabir 'yerinde mi?'. Sizi bilmem! Ama benim fikrimi sorarsanız; 'ötesindedir'. Nitekim; gördük! Hukuk 'kime' nasıl 'özgü' işlemde bulunduğunu. Düşünün hadisenin 'ikinci' adamı cezaevinde. Birinci adam ve onun himayesindekiler; 'dokunulmaz' kalkanının arkasında. 25'i general 78i muvazzaf 95 asker hakkında gözaltı kararı alınmıştı. Uygulandı mı? Hayır! Neden; hukuku icra edenler 'meslekte' yenilermiş?

* * *

Gözaltı 'silsilesi' başlayınca. Zülf-i yare dokunulmaya başlanınca. Karargahlara 'iş uzanınca'.. Kozmik Oda'nın 'rejisine' ulaşılacak noktaya gelinince. Bir saniye; 'siz bu işe' uygun değilsiniz, tecrübeniz yok, bırakın! Tıpkı; Ferhat Sarıkaya! Tıpkı Erzincan'daki hadiseyle Erzurum özel yetkili Başsavcı Vekili Tarık Gür. Cumhuriyet savcıları Rasim Karakullukçu, Mehmet Yazıcı ve Osman Şanal gibi. HSYK istedi, karar uygulandı.

* * *

Yani; İki numaralı sanık içeride! Bir numaralı sanık dışarıda! Emekli general içeride! Muvazzaf general dışarıda! Peki; 'hukuk devletinde' ve bağımsız yargı çarkında bu olur mu? Çifte standart ve kişiye özgü 'adaletin' icrası vaki mi? Sanırım! Muz Cumhuriyetinde bu tür 'icraat' vaki olmuştur.

* * *

Demek ki; 'Topyekûn' bir tedaviye ve sağlıklı olabilmek için reçeteye ihtiyaç vardır. O da; 'Toplumsal' bütünlüğü kazandıran. İnancı, fikri, düşünceyi ve etnik kimliği 'özgür kılan'. Anayasal bir nizam şart. O nedenle; 12 Eylül'ün 'vesayetinden' kurtulmamız gerekir. Çünkü bizi bu hale getiren en büyük etkenlerden biri de; "O vesayetin" hâkim kılmasıdır. Hayırlı cumalar!