HARMANLARSAK!
Eklenme: 26.10.2013 00:00:00

Malum.

Gündem hayli "sıcak" mevzulara sahip!

Yazacak şok şey var.

Ama hafta sonundayız, biraz zihni dinlendirelim mi?
Siz ne dersiniz.

İnanıyorum ki, aynı fikirdesiniz.

***

Neyse..
Şöyle bir hasb-i hali sürdürelim.
Bakalım, başarabilecek miyiz?
Gündemden, uzaklaşabilmeyi..
Deneyeyim.

***

Sahi..
"Siyasetin" gariplikleri malumunuz.

Seçim.

Yerel adayların tercihsel "iki" yüzlülüğü.

Reklm, gayretinde olanlar.

Ben adayım, ben adayım, ben adayım.

Ya da ben yokum bukalemunu..
Yokum ama "yan cebime koy" misali.

***

çözüm sürecine "yüklenilen" nazlar mı?
Var mı..

Süreç bitti.

Yok, kesintiye, uğradı.

Eğer bu olmazsa, böyle olur.

çatışma "yeniden" alevlenir mülahazası...

Beri yanda.

İcranın başı, "hayır" süreç devam ediyor, kesinti yok.

Yeni, "ilkler" geliyor.

***

Hal-i vaziyetle;

Tozu dumana katan "sürec" mülahazası var.

Haliyle.

Kaygılar.

Korkular da yeşermiyor değil.

Acaba, eski günlere gerimi döneceğiz diye?

Silah..
Barut kokusu mu..

***

Ne yazık ki..
Artık, "pek" itibar ve destek görmez.
Tepkiden başka.
çünkü ahali, "huzurlu, barışçıl" yaşama alıştı.
Kopmak istemez.

***

Bir de.

BDP'nin, HDP'yle yeni bir yol serüvenine girmesi.
Meçhul bir durum.

Türksolu.

Ve Kürtler.

Garip!
Yerel seçimlere, BDP parti olarak girecek.
Ancak,

Güneydoğu'da, BDP.

Batı'da ise, HDP'ye destek verecek.

***

Ama.

Denilene göre, genel seçimlerde, BDP olmayacak.

HDP çatısında girecek.

Yani, Kürt ve Türksolu'nun çatı partisi, "HDP" olacak.

Bunu isteyen de.

İddiaya göre, İmralı, yani Abdullah Öcalan imiş.
Şüpheli.

Lakin bunu doğrulayan emare yok.

Sadece söylem var.

***

Ya, Altan Tan'ın yorumu.

Diyor ki;

"HDP Marjinal sol".

Haklı ve doğru bir tespit.

Şimdi.

Marjinal bir sol, nasıl "Türkiye" partisi olabilir?
Ne mümkün?
O zaman, BDP niye "lağv" ediliyor.
BDP'de batıya göre; "marjinal"..

***

Yerelde.

Gündemin "mevzuları" derseniz.

Eee.

Onu da hafta içinde, "iki yazıyla" ikmal etmiştim.

İş-Kur'daki "bilmece".

Dün, İl Müdürü Selahattin Bayram aradı.

Görevlendirilmesiyle ilgili; bakanlıktan ikinci bir yazı gelmiş.

Yani, Nusret Baştaş ayrıldığı gün.

Bakanlık, "yeni bir görevlendirme" yapmış.

"Süresiz ücretli vekalet.

Böyle bir atama ve ibaresine de ilk kez vakıf oluyorum.
Siz duydunuz mu?

***

Bir de.

MHP'deki aday bolluğunu konuşmuştuk.

30 aday başvurusu.

Unutmadan.

Kamu Hastaneler Birliğindeki "sancıları da" ele almıştık.

Olup-bitenlerle alakalı.
Yazılarım eli kulağında demiştik.

İrdeliyoruz.

***

En önemlisi de.

Et Balık Kurumu'yla ilgili gelişmeler..
"Yazı ve yorumlarım".

Öyle ya.

Yolsuzluk, usulsüzlük, "saadet zinciri" maskesini düşürmüştük.

Hepsi hakikat ölçeğinde;
"Bugün" Adalet önünde hesap veriyor.

Ama ne var ki.

***

Susturma.

Sansür ve tehdit içeren, EBK'nin "gayreti" vardı.
Yazılarıma ilişkin.

Sözde.

"Gerçeği" yansıtmayan, haber ve yorumlarda bulunmuşum diye.

Açılan davalar vardı.

Neyse ki.

Adalet tecelli etti, bir kez daha "yüzlerine" doğrunun şamarı indi.

***

Var mı;

Yolsuzluk, usulsüzlük, saadet zinciri oluşturulsun.

Birileri "milyonları" cebe indirsin.

Gazeteci de, "ortaya" çıkardığı için, davalık edilsin.
Adalet er ya da geç, "biner" üstüne.
Ki bindi.
Ama onlar için;

Gaye, "sindirmek".

Gaye, "bilahare" ortaya çıkacak hakikatleri "sansürlemek".

***


Eee.

Siner miyiz?

Mümkün mü?

30 yılı aşan bu meslekte, "kalem" kırmadık.
Satmadık..
Neyse bilahare bunu haber ve yorum mevzusu yapacağız.

Şimdilik bu kadar.

***

Dikkat ettiniz mi?

Klavye, almış başını gidiyor.

Gündemin "sıcaklığından" kurtulamadı.

Demiştik ya, zihni, dinlendirip, gündemi hasb-i hal etmeyeceğiz diye.

Ama ne var ki el vermiyor.

Baksanıza.

Bize ayrılan, "yeri" aştık bile.

***

Kısacası.

Hayata dair bir hikyeyle, noktalayalım yazıyı.

Ders-i ibret alarak.

Malum.

Hayat yukarıdaki "gelişmelerin" atmosferiyle, dengesiz.

***

Evet.

İyilik ve kötülük!

Hiç kuşkusuz ki;

Cehalet, bilgi karşısında her zaman daha güçlüdür.

çünkü cehalet kabadır. Bilgi, nazik.

Kötülük, iyilik karşısında daha güçlüdür.

Kötülük, kaçınılmaz olarak gücü içerir.

Gücü içermediği takdirde kötülük, aciz bir fesatlıktan başka bir şey değildir.

***

Sonuç olarak; kötü insan, iyi insandan daha güçlüdür.

Uygarlık tarihi bunun örnekleriyle doludur.

Cahil insanın sesi, bilge insandan daha çok ve daha yüksek çıkar.

Cahilin sözü bilgeninkinden daha çok duyulur.

Cahil insan, bilge insana hkim olduğunda felaket ve adaletsizlik kaçınılmaz olur.

Ama velakın;
Kötülük ve iyiliğin,
Cahillik ve bilgeliğin,
Karanlık ve aydınlığın,
Siyah ve beyazın mücadelesi her zaman devam eder.

İnsanoğlu var olduğu müddetçe..