HASTA VAR, DOKTOR YOK?
Eklenme: 13.11.2010 00:00:00

SSPE Hastalığı... Ve sirayetiyle Güneydoğu'da sebebiyet verdiği yüzlerce ölüm vakası. Doğrusu; Bu hastalık dehşet-engiz bir kimliği ihtiva etmektedir. Tabiri caizse tam bir "lanetli" hastalık. Çünkü; Virüsün vücutta yer almasıyla; "ölüm" süreci başlıyor. Artık "ölümden" öte kurtuluş yok. Tedavisi "zor" olduğu gibi; pençesinden kurtulmak da "binde" birdir. Hani toplumumuza mal olmuş bir deyim var; "Allah düşmanıma göstermesin" diye. İşte bu hastalıkta böylesi; "tinetli". Hastalıkla alakalı; Daha önce birçok yazım oldu. Her zaman ifade ettiğim gibi; Virüsün "hayat" bulma zamanı ve ekseriyetiyle sirayet ettiği coğrafya; bende hep "beyin" kemirmiştir?

* * *

İsterseniz; Önce bu hastalığın virüsüyle alakalı "Akademik" bilgilere vakıf olalım. Ondan sonra; "Beyinleri" kemiren sorular. Ve son olarak; dün manşete taşıdığımız "Hasta çok, doktor yok" rezaletine değinelim. Evet! Kısa adı; SSPE. Açılımı; 'Subakut Sklorezan Panansefalit' SSPE! Kızamık hastalığı geçirildiği dönem içerisinde beyne yerleşen bir virüs. Çocuklukta geçirilen kızamığın ağır ya da hafif olması, SSPE oluşma riskini etkilemiyor. Hastalık, kızamıktan sonraki 510 yıl içinde ortaya çıkıyor. 4 aşamalık bir seyre sahiptir.

* * *

BİRİNCİ AŞAMA:

Bu hastalığa yakalananlarda ilk olarak birkaç haftada gelişen yürüme ve konuşma bozuklukları, unutkanlık, davranış değişikliği, sinirlilik, başın öne doğru düşmesi meydana geliyor. Kesin tanı, ancak belden alınan suda vücudun kızamık mikrobuna karşı antikor üretip üretmediğinin belirlenmesiyle konulabiliyor.

İKİNCİ AŞAMA Hasta sıçramaya, titremeye başlıyor ve tek başına yemek yiyemez hale geliyor. Vücudu gevşiyor.

ÜÇÜNCÜ AŞAMA Hasta yatağa bağımlı hale geliyor ve sadece burnundan verilen sıvıyla beslenebiliyor. DÖRDÜNCÜ AŞAMA Bu ölümcül dönemde ise hasta tamamen komaya giriyor.

* * *

Ne hazindir ki; İşte bu tüm aşamaların vardığı son netice kaçınılmaz olan; ölümdür. Yani hastanın hayatını kaybetmesidir... Şimdi gelelim; 1998 itibariyle baş gösteren ve 2002'den sonra bıçak gibi kesilen bu "virüsün" akıl-sır erdirilemeyen; sorular. Malum. SSPE mağdurları. Gerek Diyarbakır ölçeğinde gerekse bölgenin diğer illerinde; Dernekler kurdu. Hem; Hastalıkla mücadele edebilme "kolektifi" için. Hem de; Tedavisi pahalı ve gideri yüksek olması noktasında "devlet imkanlarına" kavuşabilmek. Bu noktada hayli mesafe aldıklarını biliyorum. Ama "yeterli" değil. Olmadığı için de; "acılar içerisinde acıları" yaşıyorlar. Çocuk bezi. Mama. İthal antibiyotikler. Ve beslenme.

* * *

Evet. Gelelim SSPE'nin 1998 ila 2010 yılları arasında "kurban" aldığı çocukların sayısına. Gayri resmi rakamlara göre; Diyarbakır'da 70. Batman'da 45. Siirt'te 20. Şırnak ve Mardin'de 30. Hakkâri, Van, Bitlis ve Muş'ta 75 çocuk, 5 ila 16 yaşında iken öldü... Genel itibariyle; SSPE'ye kurban giden çocuk sayısı 300'ün üzerinde. Şu an; Sadece Diyarbakır ve ilçelerinde de tedavileri devam eden 300 civarında hasta çocuk var. Şimdi; Bu kadar "ölümcül" bir hastalık var iken. Bu kadar; hasta sayısı bulunurken. Ve kent konumu itibariyle metropol ve Güneydoğu'ya hitap eden bir Diyarbakır orta yerde bulunurken. Ne hazindir ki; "Çocuk Nörologu doktoru" yok. Dahası; Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki hiçbir hastanede "Çocuk Nörologu doktoru" bulunmuyor. Bulunmaz Hint kumaşı mübarek.

* * *

Dün; Bu "skandal ve rezalet" ihtiva eden "doktor yokluğunu" gündeme getirdik. Dikkat ederseniz; manşet haberin yanında bir de Van'dan bir resim kullanmıştık. Bir otel odasında, SSPE hastalığına yakalanmış çocukları Hacettepe Üniversitesinden gelen "Nörolog" doktor muayene ediyor. O da; özel olarak gelmiş. Yetkili ve etkili zevatların; "dikkati" çekilsin diye bu çığlığı atıyoruz... İnanın; haberle alakalı yüzlerce kişi aradı tebrik edip, duruma tepki gösterdi. Özellikle de; Mesleği hekimlik olanlar. Ve SSPE hastalığını bilen, ağına düşen. Çocuk Nörologu noktasında; çocuğunu Diyarbakır'da tedavi ettiremeyip, Ankara ve İstanbul'a götüren aileler. Çığlık büyük! Dün cuma namazı çıkışında; tesadüf o ya. Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Atilla Yazıcıoğlu ile karşılaştım. Sohbet ettik; hadise üzerine. Kendisi de hayli durumdan muzdarip. Çocuk Nörologu bir doktorun; Diyarbakır'a gelebilmesi için "hayli uğraş" verdiğini. Ve Bakanlıkla yaptığı defalarca yazışmalardan söz etti. Tabi; "inşallah bu haber" Sağlık Bakanlığı'nın dikkatini Diyarbakır'a çeker de bir doktor gönderilir. Yazıcıoğlu, bir noktaya da dikkat çekti. Çocuk Nörologu Doktorunun neden; "bulunmaz Hint kumaşı" olduğuna ilişkin.

* * *

Meğer sorun "YÖK"te. Ve Üniversitelerin "eğitim" işleyişinde. Çünkü; bu branşta zorunlu yöneliş yok. Daha doğrusu; "Çocuk Nörologu yetiştirilmiyor". Bugün; Türkiye'de bu branşta doktor sayısı 100'ü geçmiyor. Anlaşılmaz bir durum. Tekrar; SSPE virüsüne dönersek. Hastalıkla alakalı; bir dizi iddialar ortaya atılmıyor değildi? Neden; Salt Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bu kadar hastalık ve virüs yaygınlığı söz konusu? Şu ana kadar kesin olarak "bilimsel" olarak yalanlanmayan. Ama siyasi yönde; "yalanlanan" bir iddia var; 1998 ila 2002 yılları içerisinde Güneydoğu'da kullanılan Kızamık Aşıları'nın bozuk olduğu. Yani; Miadını dolduran aşılar. Ve yine bu zaman içerisinde; "aşılamanın" randımansız yapıldığı. Hatırlarsanız. O dönemde; Sağlık Bakanı Osman Durmuş'tu. MHPnin kadrosundan koalisyonlu hükümetin "kabinesinde" yer alıyordu. Tabi. O dönemde hastalığın virüsü çocukların beyninde "yer" edinmeye başladı. Ve bugünlere gelindi.

* * *

Acaba diyorum; "O dönemle alakalı gizli bir hal mi vardı?". Doğrusu; Hep ciddi manada kafamı kurcalayan soru. Ve yanıtta bulmuş değilim. Ki dikkat çeken de; 2002 yılından sonra "bu hastalığa" yakalanma Güneydoğu bölgesinde nerdeyse "sıfır" derecede. Acaba; Bölgeye özgü 17 bin civarında olan "faili meçhul" cinayet meselesinde olduğu gibi. 300'ün üzerinde "küçük bebelerin" ölümüne neden olan; SSPE virüsünde de aynı akıbette mi var. Ne diyelim. Ülkenin seyr-ü seferi ve hadiselerdeki bağlantılar bizi "derin" kuşkuların ağında tutuyor. Düşünmemek elde değil.