HAVAALANI SİVİLLEŞİYOR!
Eklenme: 28.04.2011 00:00:00

Söze; Müjdeli bir haberle girmek istiyorum. Sonra da; Mide bulandıran "siyasetin" çirkin yüzüyle hasb-i hal edelim. Tabi bir de; Dünün Türkiye'nin "tarihi" dokusunda, yer edindiği "vahim" günü unutmayacağız. Bir başka; Mevzu da, Peygamber Sevdalılarının bize gösterdiği "takdir" beyanı! Hele; ÖSYM'nin "ortaya" çıkan yeni yüzü vardır ki; "akraba hanedanlığı".

* * *

Evet! Diyarbakırımızın; "En müzmin" hadiselerinden biri olan "Sivil ve kapsamlı" havaalanı sorununa "çözüm" ışığı doğdu. Şöyle ki; Dünkü Bakanlar Kurulu toplantısında "bu mevzu" masaya yatırılmış. Alınan karar gereği; Havaalanı üzerindeki üstünlük Hava Kuvvetleri'nden alındı. Tamamen; Yetki Ulaştırma Bakanlığına devredildi. Hazırlanan plana göre de, "Eğitim sahası" olarak kullanılan havaalanı bitişiğindeki 250 bin metrekarelik alan üzerine "sivil tesisler" kurulacak. Hem; Terminal hem de gümrük sahası oluşturulacak. Havaalanı "sivil" kimlik alarak, "Uluslararası" uçuşlara açılacak. Mevcut, Askeri havaalanının sadece "pistleri" ortak kullanılacak. Sonuç itibariyle; Bu sevindirici haber 12 Haziran öncesi "Diyarbakır" ahalisine bir jest oldu. Öyle inanıyorum ki; Bu jestin karşılığı da, sandıkta verilecek.

* * *

SÖZ'E PLAKET!

Gelelim; Bizi "gururlandıran" takdir plaketine! Evet, Mesleğimizin de en güzel ve duygu dolu yanı da. Okurlardan, Oluşumlardan ve ahaliden "takdir" görmektir! İşte dün; Söz Gazetesi ve Söz Ailesi olarak böylesi bir gururu yaşadık. Peygamber Sevdalıları Platformu, "bizi" buna layık gördü. Milyonların "Peygamber Sevgisine" geçtiğimiz pazar günü tanıklık ettiği "o mahşeri" tabloyu. Size, Aktarmak ve geniş kitlelerin vakıf olabilmesi noktasındaki "meslek-i" mücadelemize karşılık. Ve tabi ki; Sizlerin de "gösterdiği" alaka münasebetiyle oluşan ilginin yüksekliğinden "plaketle" ödüllendirildik.

* * *

BAĞIMSIZLAR KURA ÇEKTİ

Unutmadan! Diyarbakır'ın Bağımsız Milletvekilli adayları dün kura çekti. Seçim listesindeki, Sıralamaların "nasıl olması" gerektiği noktasında! Listenin, Birinci sıra adayı M. Salim Ensarioğlu. Sırasıyla, Leyla Zana 2, Nursel Aydoğan 3,  Emine Ayna 4,  Hatip Dicle 5,  Şerafettin Elçi 7,  Altan Tan 8'inci sırada. Buarada, Bizim Tuhafiye ve Parfümericiler Odası Başkanı Abdullah Kızılay. Yüksek Seçim Kurulu'ndan "veto" alan isimler arasına katıldı. O seçime giremeyecek.

* * *

Savcıya, Hakaret suçundan dolayı "cezaevi" yattığı ve mahkûmiyeti hâsıl olduğu için. Her ne kadar "ceza ertelemesi" var ise de. Anlayamadığım; Nokta YSK'dan veto alan biri "Dernek ve Sendika" gibi, seçimle işbaşına gelen bir örgütün başına nasıl seçilebiliyor? Burda da; Aynı hüküm ve yasal hal yok mu? Bilemiyorum. Eğer böyle bir durum vaki ise, "O zaman" yasalarımızdaki "çarpık" hal burada da vaki demektir Dün Yıldız; Açıkladı 12 Haziran'a yönelik tavrının ne olacağına. "Seçimlerde BDP'nin desteklediği bağımsız adaylar için çalışacağını" söyledi.

* * *

ÖSYM'DEKİ AKRABALIK

Baksanıza; ÖSYM'nin "yeni bir yüzü" ortaya çıktı. Akrabaların; "Cirit" attığı bir merkezmiş burası. Hani derler ya; "kendin pişir kendin ye" komşuya yok diye! Biz bize hayran, biz bize kurban. Umurlarında mı; KPSS'de 'kopya', YGS'de 'şifre', ALES'te 'hatalı kitap basımı' Olsa da, Kim takar "sır çıkar mı" bizden. Çıkmaz!

* * *

Düşünün. Çalışan 350 personelin çoğunluğu "eş, kardeş veya ikinci-üçüncü derece" akraba! Bu kadar hassasiyet isteyen, Kurumun elbette ki "akraba" hassasiyeti olması gerekir mi? Burası Türkiye! Her şeye "kılıf" bulmak kolay; nasıl olsa "sehven" diye bir kelime var. Kullan, Her şey biter! Yazıklar olsun, bu hale ve bu hale "göz" yumanlara. Milyonlarca, Gencin "geleceğini" karartan, hayallerini yıkan "anlayışın" bu kadar pervasızca, yer edinmesi! Yazıklar olsun!

* * *

KASETÇİ İKİ ZEVAT!

Gelelim; Şu "internet" dünyasına düşen malum kasete! Rezilce. Çirkinlik ve aşağılık halin en dik alasını, ihtiva eden bir kaset! Tabi yine; Görüntülerin baş aktörleri "siyasiler" Zaten, Aşina olduk onların "uçkur" düşkünlüğü ve kaçamak hallerinin kepazeliğine. Peki, Kim bu "rezilliğin" sahipleri? Aşina, Olduğumuz ve akla gelen ilk isim olma noktasında, Deniz Baykal değil. Onun, Tayfasında olanların "çilingir" sofrasının görüntüleri de değil.

* * *

Görüntüler; Bu kez "Muhafazakar ve Milliyetçi" geçinen iki zevatın. MHP'ye sızmış; "Uçkur" düşkünü iki şahsiyet. Kim bunlar? Genel Başkan Yardımcıları Recai Yıldırım ve Metin Çobanoğlu! Gönül eğlenceleri de, Görüntülere ve anlatılanlara göre "emekli asker" eşleri! Rezilce bir film. Sarmaş dolaş, Ve azarların loş ışık yarattığı o âlemin görüntüleri "iğrenç"! İzledim, İzlerken de "lanetler" yağdırdım, "filmin oyuncularına" ve görüntüyü kayda alana.

* * *

Hele; Sefil ruh haliyle, Sergilemiş oldukları "rezillikleri" ballandıra ballandıra anlatımları var ya; "çukur" bir hal. Neyse ki; CHP gibi "kaset" sineye çekilmedi. Bir siyasi; Tezgâh ve komplo denilerek "hâsıl altı" edilme, gayretine gidilmedi. Bahçeli, MHP'ye ve muhafazakâr yapı ile milliyetçilik ruhuna yakışır vaziyette. Kapı dışarı edildi. Hem, Milletvekilliğinden, hem genel başkanlıktan hem de adaylıktan "şutlandılar". Kendilerine; Yakışır vaziyette "tekmelenerek". Malzeme, Ve üzerine "polemikler" geliştirilmesine izin vermeden. Olması gerektiği gibi!

* * *

O E-MUHTIRA BULUNDUĞU SÜRECE

Sahi; Çirkin bir diğer yüz de dünün "içerdiği" tarihi anlam! 27 Nisan, E-Muhtırası. Şemdinli'ye "Şal" çektiren İyi Çocukların ağabeyi'nin "son icraatıydı" o muhtıra! Dün, 4'üncü yıl dönümüydü "demokrasiyi" sekteye uğratma gayretinin, icra ediliş tarihi Ne diyeyim! Uçkurcu, Siyasiler kadar "çirkin ve aşağılık" bir muhtıra idi, 27 Nisan. Yazık! Tabi bir diğer yazık hal de. Hala da, O metnin Genelkurmay'ın "internet" sitesinde yer alması. Ve onu kaleme alanın; Halen "herhangi" hukuki bir işleme, tabi edilmemesi?

* * *

Sizce; Türkiye'nin "demokrasi" açısından, seyri ne kadar "güven" verici. Çünkü; Hiç bir zaman akıllardan "o tablonun" her an geri dönebileceği gerçeği çıkmaz. Onun için; Eğer "askeri ve darbe" vesayetleri korkusunu yaşamak istemiyorsak. Demokrasi için; Daha ilerici "demokrasi" yelkenini özgürce açma gayretindeysek. Hem o muhtıra; "Bulunduğu" yerden kaldırılacak. Hem de onu kaleme alan "hukuk ve adalet" önünde hesap verecek ki. Bizler; Korku ve kaygılar içerisinde "kâbuslu" rüyalar görmeyelim.