HDP SİYASET ÜRETMEYİNCE!
Eklenme: 17.12.2015 00:00:00

PKK… Stratejik olarak "mücadele konseptini" değiştirdi…

Kırsaldaki, dağdaki, bayırdaki "çatışma" ortamını bıraktı.

Karakol baskını, köy, yol kesme gibi.

Şimdi ne yapıyor?

"Öz yönetim" adıyla…

İlçe merkezlerinde; HDP'nin en çok oy aldığı "varoş" mahallelerde hendek kazıyor, barikatlar oluşturuyor.

Bombalı tuzaklar… Yani "silahlı olarak egemenliğini" ilan etmeye çalışıyor.

***

Hiç tartışmasız ki!

Devlet.. Siyasal iktidar…

Kamu güvenliği refleksiyle; "olup-bitene" karşı, operasyonel faaliyete giriliyor..

Ve böylece!… Sokaklar.. Mahalleler.. İlçeler "savaş alanına" dönüyor…

Sivil.. Asker.. Polis.. PKK.. YDG-H'li.. Hali hazırda; 300-400 civarında insan hayatını kaybetti.

Binlerce evin; harap olmasına.. Mabetlerin "yakılıp-yıkılmasına.."

Yine, yüz binlerce insanın "evinden-barkından" olmasına, göç etmesine neden oldu?

Tıpkı 25 yıl önce, kırsaldan şehre olan zorunlu göç gibi..

Ki hala da; "sokak savaşı" devam ediyor.

***

Sormak istiyorum.

Şimdi tüm bu olup-bitenlerde "halkın ne gibi bir kazancı var?"

Kürt siyasal akıma ne gibi bir getirisi var?

Ya da; iş, aş, özgürlük adına yarattığı bir getiri var mı?

Demokrasi adına.. İnsan Hakları adına.. Özgürlükler adına..

Kürtlerin taleplerinin yerine getirmesine yönelik; ne gibi bir "katkısı?" oldu/oluyor.

"Devrim" yapmak!…

Yakıp, yıkma, vurma, öldürme, ölme "konseptiyle" sağlanmışmıdır?

Veyahut!…

AK Parti'nin "buzdolabına" koyduğunu söylediği, çözüm süreci yaşananlar karşısında buzdolabından çıkarıldı mı?

Ya da yeni bir formül, geliştirilmesine imkân yarattı mı?

Sanmıyorum…

***

En önemlisi "Devrim teorisinde"…

Yani devrimci geleneğinde şu temel ölçü değil midir "halk yararına, toplum yaranına"…

Şuan ki tablo… Silvan'ın…Sur'un.. Cizre’nin.. Silopi'nin…

Nusaybin'in hali..

Sizce; "halk ve toplum" yaranına bir görüntü arz ediyor mu?

Basın açıklaması adına..

Toplantı adına "halkı sokağa" çağırıp, gerilim yaratmak…

Taşla.. Molotofla.. Polis kurşunuyla.. Gazıyla..

Gözaltısıyla bir sonuç elde etmek mümkün mü?

Bilakis var olan; "ateş daha bir körüklenmiş" olunmuyor mu?

***

Sonuç itibariyle tüm bu kaotik ortamın müsebbibi kim?

Yani, "çözüm siyasetini" ortaya koyamayan!

Hiç tartışmasız;

Kürtlerin 7 Haziran'da Yüzde 14'e varan, 1 Kasım'da, "Siyasi beceriksizliğe" ceza babında, yüzde 10.65'e düşürdüğü HDP'dir…

Figen Yüksekdağ gibi "siyaset üretmeyen" kadrolardır…

Kandil bile HDP'yi suçlamıyor mu, suçluyor… Ne diyor; "Bir şey üretemiyorlar?"

***

Eğer üretmiş olsaydılar..

Demokratik.. Çağdaş.. Kucaklayıcı siyaseti benimseyip, "Parlamentoya" işlerlik baskısı kursaydılar..

59 milletvekili statüsüyle… Türkiye'nin üçüncü partisi olma vasfıyla; "irade" ortaya koyulsaydı…

Sırtımızı "silahlı güçlere" değil de 6 milyon seçmene veriyoruz denilseydi..

Hiç kuşkusuz ki, 25 Milyon Kürt'ün gönlü kazanılmış olacaktı…

Ama yapılmadı..

Tam aksine; "şiddet ve terör" nasıl körüklenebilinir, değirmenine su taşındı..

"Tek kişiye" odaklı, siyaseti benimsendi.. İllaki, Beştepe.. İlla ki, Erdoğan..

Yani, düşmanlık üretici; "öfke ve kavga" benimsenerek, Kürtler işte böylesi bir "ateşin" içerisine sürüklendi…

***

Kim nasıl yorumlar bilmem..

PKK.. Ya da KCK.. Kandil, YDG-H…

Kendi "strateji ve üstlendiği görevi" yerine getiriyor..

Çünkü HDP, "siyaset üretmiyor, politika geliştirmiyor?"

Bu kısır döngü insana Türkiye'nin 28 Şubat dönemini hatırlatıyor…

O dönemde; siyaset pasif, verimsiz, iş bilmez, ehil sahibi değildi olmadığı için de "vesayet", silahlı gücün elindeydi..

O ne derseydi siyasal iktidar "evet" derdi…

***

Şimdi; HDP ki "en güçlü ve potansiyelli destek" sahibi iken "verimsiz" bir siyaset ürettiği için KCK ne derse; "onu" yerine getirip biad ediyor…

Onun içindir ki; Figen Yüksekdağ ve onun gibi "Türk solunun" benimseyici isimleri çok konuşuyor.…

Diyorum ki… Bunlar, HDP'de var olduğu müddetçe!

Kürtlerin iradesi onların elinde bulunduğu sürece; "Kürtler hep kan kaybedecektir"

Ve siyasal zeminde! Ne yazık ki; bir adım öteye gidilemeyecektir…

***

Düşünüyorum! HDP.. Ve bileşenleri.. Özellikle "Kürt kimliğini" taşıyan, siyasiler.

PKK "vesayetinden" kurtulup kendi iradeleriyle; "Kürtlerin istek ve taleplerini" yerine getirmede, Kürdün derdinden Kürt anlar gerçeğiyle ne zaman "hakikatlere dayalı Kürt politikasıya" ortaya çıkacak.

İnanın bu "samimiyet" hâsıl olduğunda bilin ki; "aşamayacağımız hiç bir engel kalmaz"

Çünkü içimizde; "kurtlar" kalmaz!

***

BARZANİ ÇIKIŞI?

Barzani-Kandil.. Ya da, KDP ve KCK…

İpler "kopma" noktasında.. Son üç gün içerisindeki "karşılıklı" beyanlar…

Satır arası; "suçlayıcı" ifadeler… Bir çok noktada; "artık köprülerin" yıkıldığını söyleyebiliriz..

Önceki gün KCK.. Ki bilahare, Sabri Ok açıklama yaptı..

Türkiye'nin "Musul'a asker göndermesi.."

Barzani'nin, Türkiye'ye gelmesi… Ankara'daki; "sıra dışı" yaptığı görüşmeler…

Seyrin; tamamen "kendilerine ve yürüttükleri mücadeleye" engel teşkil edici olduğu ifade edildi!

***

Ok'un beyanına bakıyoruz...

"Biz KDP'nin Türkiye ile ya da başka devletlerle ilişki geliştirmesine karşı değiliz, ancak hiçbir ilişki ve anlaşma Kürtlerin özgürlük davasının karşısında ve aleyhinde olmamalıdır"

Ve Barzani'ye suçlayıcı mesajı şu.. "Türk ordusunu nasıl Musul'a davet edersin…"

İşte dün de; Barzani'den "cevap" mahiyetiyle açıklama geldi.

KDP'nin "resmi internet" sitesinde yer aldı.

Beyanda; KCK'nın, Sabri OK'un açıklamalarını; "düşmanca" değerlendirildi.

Barzani "alıştık" diyor… KCK herhangi bir sorunda veya kendi siyasi işlerinde bir başarısızlık elde ederse "KDP'yi suçlamalarına alıştık"

***

"Bizi karalama dışında başka işleriniz yok mu?"

Sorusunu yönelten Barzani…

Türk Askeri'nin "Musul’a" gelişini de, KCK'nın "yanlış siyasetinin" sonucu olarak, değerlendirdi..

"KDP neden sizin yanlış siyasetinizin bedelini ödesin, daha ne yapsın?"

Barzani bu soruyu sorarken; bir de "ifşada" bulunuyor..

Dediği şu... "KDP, bir çok sebepten dolayı Kürdistan halkı ve toprağı için bedelle sonuçlanan zulmünüzü bile milletten saklamıştır"

Yani! Varlığınız… Coğrafik noktada bulunmanız; "bize hayli pahalıya mal" olmuştur.

Ve biz bunu; "halkımızdan" gizlemişizdir.

***

İki de soru soruyor Barzani… "Neyin peşindesiniz? Kim öne sürdü sizi?"

Resmi açıklamasında; Kürt halkının önündeki en büyük engellin de "KCK" olduğunu söylüyor..

"Sorunların kaynağı oldunuz" diyen Barzani ekliyor..

"Siz dâhil hiç kimse ne istediğinizi bilmiyor…

Neyin peşinde olup, kim tarafından öne sürüldüğünüzü bilmiyor.

Kürt milletine sorun ve engel çıkarmaktan başka ne yaptınız?

Neden gidip sorunlarınızı Türkiye ile çözmüyorsunuz?"

***

Barzani… KCK’nın kendilerine yönelik ağır bedellerini de şöyle anlatıyor.

"Zulmünüzden, 500 köy harabeye döndü.. Köylerde hayat adına bir şey kalmadı, insanlar göç etti.

Kürdistan hükümetinin köyleri yeniden inşasına bile izin vermediniz..?"

KCK'ya bir de suçlama getiriyor..

Diyor ki; "Kürtlerin hayatını karıştırmak mesleğiniz olmuş"

Çünkü.

"Bu sebeple Türkiye'deki birçok köyde hayatı ortadan kaldırmak ile meşgulsünüz. Sizin bu yanlış siyasetiniz yüzünden o bölgedeki halkın huzuru kalmadı ve göç yollarına düştüler"

***

"Hodri meydan" derken, ifade şu…

"Kürdistan halkının sizi tanımasının vakti gelmiştir"

KCK mı, KDP mi… Kürdistan halkının yaşamını "alt üst ediyor" diyerek.

"Mukayese etsinler… Siz mi, yoksa Kürdistan Demokrat Partisi mi?"

Açıklama hayli uzun. Ama içerik.. Kullanılan cümleler…

Şunu net ifade ettiriyor. Barzani ile KCK arasında önümüzdeki günlerde "çok çetin" bir çekişme yaşanacak…

Çünkü "kılıçlar" çekilmiş vaziyette…

***

Pek tabi ki, bu çekişme neyi getirecek? Ya da, hangi eksende gidip son bulacak?

Siyasi seyir içerisinde; "karşılıklı söylemlerin" ifadesiyle, bir yerde noktalanır mı?

Yoksa Ortadoğu'daki "ateşli" bir evreye mi içine alarak, dönüş yapacak?

Doğrusu, meçhul bir sonuç görünüyor?

Ama şu bur hakikattir ki.. Kürtler.. Yıllar yılıdır; "hep iç çatışma" içerisinde olmuştur..

Kendi kendiyle "çatışmıştır"

Tarihe bakıldığında; KDP-KYB yıllarca çatıştı..

90'lı yıllara bakarsanız; PKK ile KDP çatıştığını görürsünüz..

***

Yani, Kürdistan!

Hele ki, Suriye, Irak ve Türkiye sınırındaki "gelişmeler"

Bir çok hadiseye gebe.. Ancak, Kürt "aktörler" açısından rol almanın, mücadelesi artık netleşecek..

Kim, hangi akım "öncü ve söz sahibi" olacak?

KCK mı, KDP mı? Pasta büyük.. Alan ise hayli geniş…

Yer altı, yer üstü zenginlikler.. Sınırların stratejik konumları.

Bakalım, rüzgar nasıl esecek önümüzdeki günlerde Kürdistan dağlarında..

***

Bir kez daha tarih tekerrür mü eder; "Kürdü kürde kırdırmak".

Yoksa!

Kürtler tarihsel dersle; "birlikte mi" hareket edecek?

Ne var ki hepsinin kendisine has; "üst akılları" mevcut olduğu için durum girift...

Yani, "Hayır ve şer" iç içe!