Kar esaret değil, berekettir!.. Aynen de öyledir!.. Tabiattaki yaşamda esaret yoktur.. Her daim bereket vardır, hayat vardır.. Kar da böylesi bir zenginliğe, Allahın yeryüzüne ve insanlığa lütfettiği büyük bir nimetidir.. Nadirdir musibetliği, varsa da ders-i ibrettir, kendine çeki düzen vermen açısından!.. Kar özellikle de tarım için, ulaşılmaz bir verim kaynağıdır!.. Ürünlere yararlı, yeraltı su kaynaklarına da membadır..
***
Kar sayesinde barajlar dolar ve enerji olarak da bize döner. Karda bulunan amonyak, erimeyle birlikte toprakta kalır. Akademik olarak ifade edersek, azot bakterileri tarafından kalsiyum nitrat gibi azot tuzlarına çevirerek bitkilerin azot ihtiyacını karşılar. Bitkiler üzerinde koruyucu bir örtü olur ve güçlü bir yeşermeyi sağlar
***
Kar ilah rahmet elinin yerin yüzüne sürdüğü bir krem gibidir.. Yeri nemlendirir, çatlakları tamir eder, yaraları iyileştirir, yer küresinin vücudunu canlandırır. Sağlık yönünde de, havadaki ve karadaki mikropların zararlı olanlarını, yok eder! Hava yumuşar ve havanın aşırı soğuması engellenmiş olur.
***
Son yıllarda, kadim şehir Diyarbakır olarak kar yağışı görmediğimiz, kışlar geçirir olduğumuz herkesin malumu!!.. Oysa ki, bizim çocukluğumuzda kırsalı, köyleri, dağları, bayırları, ovaları tarım alanlarını bırakın, şehir merkezinde bile boyumuz kadar kar yağardı. Eski Surdaki sokaklarda kar tepecikleri oluşurdu.. Karın içerisinde açılan çığırlarda gidilip, gelinirdi!..
***
Kimse de o gün çıkıp, kar esarettir, çiledir, derttir deyip şikayet etmez, şükredilirdi!. Hem şehirlisi, hem köylüsü, hele ki çocukların o muhteşem sevinci, hayatın ta kendisiydi!.. İlgili ve yetkili kurumlar da sorumluluk bilinciyle, işini yapardı. Zihinlerde ve fikirlerde herkes bilirdi ki, kar bolluğu, bereketi ve zenginliği, topraktan fışkırtandır!.. Peki şimdilerde vaki mi, değil..
***
Dört bir tarafı barajlarla kaplı olan Diyarbakırda, kuraklık yaşanıyor.. İçme suyunu bile, kısıtlı kullanır hale geldik. Yağış olmadığı için, kar yağmadığı için, barajlarda su seviyesi hızlı bir şekilde düşüyor, kaynaklar kuruyor!.. Hububatta verim düşüklüğü, her geçen gün artıyor.. Dün bir verip, 20-30 alınırken, bugün bir verip, 3-5 bile alınmıyor.. Hatta atılan tohum dahi, biçilemiyor.. Evet şükretmeliyiz, yağan kara ve yağmura!..
***
ŞİKAYETLER NEDEN?..
Gelelim, çiftçiye bereket, şehirlinin de kendine göre esaret diye tanımladığı vaziyetin, şikayet konusuna!.. Diyarbakırda önceki gün yağan kar, şehir yaşamını trafik yönünde gerçekten felç etti.. Peki bunun nedeni, Allahın bize nimet olarak gönderdiği kardan mı, yoksa hayatımızı kolaylaştırmayla görevli kurum ve kuruluşlar ile yöneticilerin zafiyetlerinden mi kaynaklandı?!. Elbette ki, onlardan kaynaklı!!!Ve yine elbette ki, kış lastiği olmadan, kendi tedbirini almadan trafiğe çıkan bizlerden kaynaklandı!..
***
Oysa ki, Meteoroloji Bölge Müdürlüğü günler öncesi uyarmıştı; kar yağacak, kar yağacak diye!.. Bizler de yazıp, çizdik, haber yaptık.. Ki, sorumlu kurumlar dahi, haberimiz var, kar hazırlıklarımızı yaptık, sahadayız diye bültenler servis ettiler. Ama kar yağdı, yollar buzlandı, şehir hayatı durma noktasına gelince, görüldü ki, o haberdarlık, hep lafta imiş?.. Öngörüsüzlük bir kez daha eyvah ki eyvah dedirti!..
***
Ne ana arterler, ne ara sokaklar!.. Şehir içi yollar kadar, şehirlerarası yol ve kavşaklar..! Geceden itibaren, onlarca telefon, mesaj, tepki içerikli görüntüler ulaştı haber merkezlerine. Üç gündür aynı dram.. Burada kilitlendik, saatlerdir yollardayız, Üniversiteye gidemiyoruz. Seyrantepe yolu kapandı. Üniversite yolu kapandı. Kolordu Kavşağı, Seyrantepeden Otogara kadar uzanan, yol; hepsi felç!..
***
Kar temizliği, tuzlama, kürleme yetersiz!!.. Okulların, Üniversitenin tatili bile gecikmeli karara bağlandı.. Neyse ki bir gün sonra, erken karar verildi, okullar tatil diye.. Bilaistisna tüm kurumlar, kar yağışı karşısında, sınıfta kaldı diyorum?.. Tabi ki, ahali olarak da biz.. Hep şikayet ederiz, ama bizim de kendimizin sorumluğu noktasında, kış lastiği olmadan, trafiğe çıkmak kusurunu da, görmezden geliyoruz?.
***
YETKİ TARTIŞMASI!
Şehiriçi yolların yetki karmaşası!.. Bu konuyu, yıllardır gündeme getirip, yazar, çizer ve söylerim!.. Ne yazık ki, ister seçilmiş, ister kayyım, ister de atanmışlar noktasında ilgili ve yetkili kurumlar halk deyimiyle kafayı kuma gömüp, meseleyi görmezden gelip, durmaktadırlar!.. Yerel ve merkezi yönetim!Mevzunun özü şu?..
***
2 milyonluk şehrin göbeğinde kalan, ana yollar!.. Seyrantepe kavşağından Şanlıurfa, Elazığ ve Silvan (Üniversite yolu) güzergahındaki ana yollar.. Ki Mardin yolunun kısmi bölgesi.. Büyükşehir Belediyesi ile Karayolları Bölge Müdürlüğü arasında çeyrek asrı aşan bir zaman dilimidir bi inattır sürüp gitmekte.. Ne, Belediye yolu kendi uhdesine almak adına gayret gösteriyor, ne de karayolları yolu devrediyor, ne de bakım, onarım işine meyil edici sorumluluk alıyor? Bir kaçak güreş vaki!!
***
Kaldı ki, kar yağışıyla yaşanan trafik kilitlenmesi de bu yollarda en çok vücut buldu.. Ahaliden gelen tepkiler üzerine kurumlarda bir kıpırdama oldu, sabah saatlerinde.. Belediye ekipleri bile yazdı; karayollarının işini biz yapıyoruz.? Karayolları da aynı, söylemde bulundu.. İyi de, sizin bu uzlaşmazlığınızın ceremesini Diyarbakır halkı niye çeksin, be arkadaş?!.. Kurumsal vasfınız, kime hizmet etmektir önce onda bir anlaşın?!.
***
Ey seçilmişler!.. Parti gözetmeksizin soruyorum, Milletvekilleri.. Yağmurda, Karda çile, günlük şehir trafiğinde eziyet vaki olan bu, yetki karmaşası içerisindeki şehrin göbeğindeki, ana yollara çare üretin, yeter artık!.. Bari bunda sorumluluk alın; yetkili-yetkisizliği giderin!..
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Bereketi esarete dönüştüren, insanoğlunun bizatihi kendisidir!..