Bildiğiniz gibi; Siyasi trafik açısından hafta sonu hareketliydi. Özellikle de; "CHP ekseninde..." Çünkü Günlerdir "anlamlar" yüklenilen, kurgular icra edilen CHP'nin yeni Lideri Kemal Kılıçdaroğlu... Yıllar sonra; Parti anlayışında dönüş sergileyen bir değişimle Diyarbakır'a geldi. Hem de; "İhmalkârlıklarına" vurgu yapıp; "sırt dönmeye de" özür dileyerek. Doğrusu; Kılıçdaroğlu'nun gelişi ve halkla diyalog kuruş şekli. Ve konuşmalarında bahsettiği konular açısından; pek tatminkâr değildi. Güven ve samimiyet içermiyorsa da, yine de geliş ve sözler dikkate alınmalı. Her ne kadar; Asıl program Şanlıurfa idi. Uçak bulamadığı için; Diyarbakır programı zorunluluk hâsıl etti. O nedenle; Diyarbakır'a gelmek zorunda kaldı şeklinde söylemler vaki ise de. Siyasi; Korku ve kaygıların Diyarbakır üzerinde inşa halinde olmadığının bilinmesi açısından; gelişi anlamlı. Tabi! CHP'ye, özellikle selefi Baykal'a Kürt halkının "gönül kırgınlığı ve küskünlüğü" yok değil. Var.
***
Şöyle ki; Kürt sorununun çözümü noktasında son yıllarda sergilenilen siyasi tavır "akla-ziyan". MHP'nin ötesi bir Milliyetçi duygunun "körüğünde" bulundu. Soldan; milliyetçi kanada geçildi. Sosyal Demokrat olabilme elbisesini çıkardı. Hele. Güneydoğu'daki "kanlı çatışmaların" iç yapısı. Ergenekon Terör Örgütü. Faili Meçhul Cinayetler. Ve Asit kuyuları. Şemdinli'deki "suçüstü" oluşlar. Hepsini; görmezden geldiği gibi; kimi noktada bu vuku bulan hadiselerin "koruma kalkanı" olup, avukatlık yaptı. İşte. CHP'deki bu "fikri zayiat" Güneydoğu halkıyla kendi arasında "duvar" ördü. Yoksa; 2008'de Baykal Balıkçılarbaşı semtinde oteline giderken "yumurta yağmuruna" tutulur muydu? Neyse! Siyasi güvensizlik "hala" söz konusu ise de; Kılıçdaroğlu "sol'u" yeniden kökünde filizlendirmeye çalışıyor gibi. Kılıçdaroğlu; "Kürt kökenli yurttaşlarımızın belli taleplerini göz ardı etmiş değiliz." "Herkesin kimliğine, kültürüne saygılıyız. Ama etnik siyaseti 19uncu yüzyıl politikası sayıyoruz. Etnik kimliği çok öne çıkaran politika birleştirmez, ayırır." Bu ifadeler bile; CHP'de "akıl ve anlayış" değişimi var umudunu veriyor. CHP için; Diyarbakır'a kapı açma hayırlı olsun diyelim. Bu arada; Dün CHP İl Başkanı Muzaffer Değer'den bir yazılı açıklama geldi. Muhtevası. Belli ki birileri; CHP'nin bu değişim rüzgârından "nemalanma" gayretinde olduğu. Her ne kadar; "İsim zikredilmiyorsa da". "Budanacaksa il teşkilatı budanmalı" sözü; CHP'de önümüzdeki günlerde İl bazında "politik çekişme" olacak gibi geliyor.
***
Unutmadan. Kılıçdaroğlu'na, CHP'lilerin dışında "refakat" eden ve "CHP'li olmaya" aday kişilerin verdiği resimler de; hayli "içi dolu" diyebilirim. Bir dostun ifade ettiği gibi; olağan görmek lazım. Malum... 2011 seçimlerine ne kaldı ki? Elbette birileri; "Vekil" olabilme yeri ve hayalini gerçekleştirme babında; şimdiden "zemin" oluşturma gayretine girer. Bakalım. O resimdeki zat'lar önümüzdeki zaman dilimi içerisinde; denildiği gibi "CHP'li" kimliğini alacak mı? Listede; "yer alıp-verilebilinecek mi"? Göreceğiz. Ama siyasetin ne kadar; değişken olduğunu da unutmamak gerekir. Gelelim. CHP ve BDP ittifakına ilişkin; "siyasi" söylentilere. Bana sorarsanız; Bu mesele "olmayacak duaya âmin demek" gibi. Zaman ve siyasi süreç "ittifakı" değil, uzlaşı atmosferine açık. İttifak; "Kamplaşma" yaratır. Ki bunu; ne CHP göğüsleyebilir, ne de BDP. 1991 seçimlerinde; "durumun" denendiğini de unutmamak lazım. Daha şimdiden; CHP'de "iç kavga" başladı. Bakın; BDP'de bu eksende pek konuşmuşluk yok. Dün Ahmet Türk dahi bu yöndeki soruya cevap vermedi. Sadece; eğer CHP gerçekten "Sosyal Demokrat" çizgiye gelirse. Korkuları aşarsa; güçlenir diyor. Doğru bir teşhis. Ama diyeceksin ki; CHPye "anlayış" tar-u mar eden Baykal engel vermez mi?
***
Kılıçdaroğlu değişti diyelim. Eee. O zaman; Bahçeli de değişmeli. Türkiye'nin bir bütün olduğundan söz ediyorsa. O takdirde; O da Diyarbakır'a gelmeli. Kürt sorunu ifadesine kendisi de dâhil olmalı. Aksi takdirde; Başbakan'ın dediği gibi; "Sivas'ın" ötesine çakılı kalır. O zaman da; 2011 seçimleri MHP'nin DYP ve ANAP gibi "tarih" sayfasında yer edinme vahimliği kaçınılmaz olur. Bizden; Çağrı haydi Bahçeli seni de bekliyoruz. Nitekim; Diyarbakır'ın STK temsilcileri de aynı çağrıda bulundu. Bekliyoruz. Kapımız herkese açık. Yeter ki; samimiyet hâsıl olsun!
***
DİYARBAKIRSPOR'DAN YILIN SÜRPRİZİ!
Şu; Diyarbakırspor'un hali vaziyeti. Maşallah; "pek" içtihatlı. Nazar değmesin diyelim(!) Baksanıza; "öyle" bir kükredi ki(!) "Denizli"de horoz bırakmadı. Gitti; En tepe yerde "vurdu" geldi. Hem de; "Yenilmezlik" ünvanına halel getirerek. Doğrusu; Denizlispor karşısındaki bir farklı galibiyet iyi bir kazanım. Bu kadar "sahipsizlik" bu kadar "parasızlık" bu kadar çetrefilli durum hasıl iken.. Lakin; Bu kazanım "manevi yönde mi, yoksa maddi yönde mi". Galiba. Burada "hayli düşünce" girdabı var. Bahis'te, Diyarbakırspor galibiyetine bire dokuz vaki ise. Galibiyet "beyin" kemirmez değil. Ama; galibiyetin "hakkını da" yememek lazım. Neyse! İyi bir moral verdiniz. Bravo diyelim; "öyle ya da böyle", şeytanın bacağı kırıldı. Yılın; "Sürpriz" galibiyetiyle sezonun ilk üç puanı almanın; başarısı var. Devamını bekleriz. Ve benden; futbolculara "koca" bir tebrik. Ha şunu da unutmasınlar. Bir gülle bahar olmayacağı gibi bir galibiyetle de; Lig'de "paça kurtarılamaz".
* **
9 GÜNÜN ACI FATURASI!
Aha; bitti! Koca dokuz günlük Kurban Bayramı'nın "istirahatı". Pardon; "Bayram tatili" .Ve bugün de; "çalışan" kesim için "iş başı" günü. Zordur; "Tatil dönüşü" sendromunu üzerinden atmak. Yine yorgun, Yine telaşlı, Yine stresli. Velhasıl; "değişen" bir şey yok misali. Peki! Ne oldu şu koca zaman dilimi içerisinde. Hani bir söz var; "Ne dersen" o oldu? Birçok hadise; "tekerrür" ihtiva ettiyse de. En acı bilânço "trafik terörünün" kanlı yüzüydü.
***
Şöyle ki; Her "uzun" süreli Bayram tatillerinde olduğu gibi. Bu bayram tatili içerisinde; "Yollar yine kan gölüne" döndü. Cesetler yol kenarında. Yaralılar "çığlıklar" içerisinde. Hurdaya dönmüş yüzlerce araç. Evet. Cumartesi günkü yazımda, 7 günün toplamını aktarmıştım. Bugün; Koca 9 günü bir bütün olarak aktardığımda. Gelen rakamlar karşısında; eminim ki "dehşete" düşeceksiniz. İşte o korkunç rakamlar. İstanbul ve Ankara'daki kazalar hariç. 225 trafik kazasında; 152 kişi hayatını kaybetti. Yaralı ise; 771. Maddi kayıp ise ifade edilemez. Hepsinin ortak sebebine gelince. Trafik terörüne azdıran etkenler; Aşırı hız. Hatalı sollama. İhmal. Ve dikkatsizlik, alkol. Türkiye'nin işte bu "trafik terörü" dosyası hayli berbat.
***
Dile kolay; 70 milyon nüfuslu ülkede yılda 4 binin üzerinde insan "trafik canavarına" yem oluyor. Tabiri caizse. Kurban Bayramı, oldu Trafik terörü bayramı. Üstadın dediği gibi; "Küçük bir hatanın cezasını kıyamete kadar çekersin". Biz bir türlü "şu küçük" hataların idrak ve bilincinde olabilme eğitimine sahip değiliz. Lütfen; Yavaş. Lütfen; Dikkat. Tabi bu lütfenlerimiz; salt bayram molası için değil. Günlük hayatın her anı ve trafik akışı için; geçerli. Yaşamak güzel, hele yaşatmak daha bir güzel.