KİŞİLER DEĞİL, DİYARBAKIR KAZANMALI?
Eklenme: 1.06.2013 00:00:00

Evet.

Hafta sonu, iki önemli seçim var.

Bugün, yani Cumartesi günü; Ticaret ve Sanayi Odası.

Yarın da.

Yani Pazar günü de Diyarbakır Ticaret Borsası seçimi var.

Yönetim kurulu için; sandık başına gidilecek.

***

Eğrisiyle.

Polemiğiyle.

Tepkileriyle; bir seçim süreci geçirildi.

Bugün karar günü.

Yani, demokrasinin vücut bulacağı zaman dili.

Diyorum ki;

Her şeyi bir tarafa bırakarak.

Kırgınlıkları da, söylemleri de, "tarafgir halleri" de.

***

Demokrasinin güçlenmesi,

Diyarbakır'ın kazanımı için,

Öncelikle,

Kim kazanır kim kazanmaz önemli olmazsa gerek.

Önemli olan;

Seçimin sağduyu ve demokratik atmosfer içerisinde geçmesidir.

Bunun için; tüm taraflar "akl-ı selim" hareket etmeli.

Hassasiyet!

Ama herkes için hassasiyet!

***

Buradan.

Ticaret ve Sanayi Odası'nın,

16 Meslek grubuna,

Ve listelere,

Tabi ki, Ticaret Borsası'nın iki listeden oluşan adaylarına

Başarılar diliyorum.

Ve diyorum ki;

Diyarbakır için en hayırlı olan neyse o olsun.

***

SİYASİ İHTİLAF KÖRÜĞÜ!

Sokak,

Eylemlerinin yarattığı hal-i vaziyet.

Hakikatten;

İnsan'da "akıl kilitlemesi" yaratıyor.

Nasıl yaratmasın ki?

Ne oluyoruz, yapılmak istenen ne?

Hepsi Meçhulliyet göletinde.

***

Almış başını gidiyor; kör kavga ve dövüş.

Cop, biber gazı.

Ve, "alakasız" sokak eylemleri.

Polisin "orantısız" güç kullanımı.

Yani, yanlış üzerine yanlış, ikmal edilerek, gerilim-şiddet sarmalı geliştiriliyor.

Ciddi bir çekemezlik bombardımanı var.

Ha bire pompalanıyor.

***

Ülkenin,

Ahalinin,

Hatta coğrafyanın kendisine has sorunları var iken.

Fakr-ü zaruret hkim iken.

Kanayan en büyük mevzuumuz olan hadiseye "çözüm" üretme gayretkeşliğiyle gayret sarf etmemiz lazımken.

İşsizlik.

Asgari ücretin çaresizliği.

Emeklinin hal-i haraplığı.

***

Velhasıl;

Bilumum binlerce sorunla boğuşmamız gerekirken.

Yapılmak istenen ne?

Maalesef.

Siyasilerimiz.

Özellikle muhalefetin cenahındakiler.

Kılıçdaroğlu ve Bahçeli.

Bir koltukta iki karpuz misali; "çatışma diliyle" körüklüyor.

***

Beri yanda;

Arka bahçelerindeki yapılar.

Ve tabi ki, siyasal iktidarın da, "yanlışa" yanlış körüğüyle gitmesi.

Başbakan Erdoğan'ın ani çıkışları.

çevresindekilerin, "ciddi" samimiyet sorgusu içerisinde olmaları.

Ha bire çıkmaz inşa ediliyor.

***

Öyle tozu dumanı katıyor ki.

Şuan ki,

Yansıyan görüntü ve kavga; "kaotik" ürün biçtiriyor.

Bakınız!

İstanbul'a yeni bir gerdanlık; "3'üncü Köprü" yapılıyor.

Gurur duyulması.

Gönül birlikteliğiyle, destek verilmesi gerekirken.

***

Ne yapılıyor?

Önce "güzergha" günlerce kafa yoruldu.

Yok, buradan yok şuadan, deyip duruldu.

Rant çevreleri de ayrı bir dert!

Sonra önceki gün temeli atıldı, devlet erknı tarafından.

Ne oldu?

Bu kez "isim" bulamacı ortaya sürüklendi.

***

Denildi ki;

Yavuz Sultan Selim adı verilsin.

Muhalefette.

Alakalı alakasız birçok, muhalif yapı "olmaz" dedi.

"İhtilaf" körüğü var ya.

"Vay sen misin" bu ismi diyen.

Öyle ki.

Üzerine, "mezhep" çatışması gibi sinsi bir tezgh geliştirildi.

***

Tabii.

Bu "çanaklı" körük, sokağı da gerdiriyor.

"Hazır oldaki yapı da meşgale beklentisiyle, hemen meydana iniyor.

Olduk-olmadık yerde!

Gaye; Siyasal istikrarsızlık.

Ve hükümetin de, "basiretini" kilitlemek!

Bazen amaçlarına ulaşmıyor değiller.

***

Eee.

Polisin de, "biber gazı" sevdalığı var ya.

O da; negatifliğiyle, katkı sununca.

Alın size, kanlı meydan muharebesi.

Başı kırılan mı,

Kolu kırılan mı, bir doksan yere yatırılan mı?

Her kim ise; mevta misali!

***

Şimdi.

Bir kaç gündür Taksimdeki gerilim!

Yol genişletilmesi yapılacak.

"Kışla projesi" diye!

Gezi Parkı'nda bazı "ağaçların" kesilmesi gerekiyor.

Yine tepki,

Yine karşı duruş organizasyonu.

Vay sen misin?

Hurra, "tam tekmil" muhalefet siperde.

"Ölürüz de söktürmeyiz"

***

İşte;

Dün yaşanan tablo!

Polisin orantısız güç kullanımı.

Ne kadar;

'Gazı" varsa, tam gaz ileri döktürdü.

Gayesi; "üzüm yemek olmayan" bağcıyı dövmek olan siyasilerin de "politik" planı.

***

Bilnço,

Onlarca yaralı, yüzlerce gözaltı.

Yaralı milletvekili,

Yerlerde sürünen; masum turistler.

Ve alakasız, insanların kan-revan hali.

Yani.

Gitti Taksim'e yönelik düzenleme gayretkeşliği.

***

Üstüne üstlük..

Şimdi,

Taksim'in "sinsi şiddet" sarmalı ülkenin dört bir yanına yayıldı.

İzmir'de, Ankara'da, Bursa'da, Adana'da..

Hatta Batman'da bile..

Ortamı germek,

Ülkede "koas" yaratıp, istikrarsızlığı dayatmak.

Pusu da, "bekleyen" Kurtlar'a yem olmak.

***

Aydınlık gazetesi manşet atıyor.

"Haydi Taksime"..

Cumhuriyet, "direniş sürüyor" diyor..

Ve sokaklar;

Ulusalcı vesayetin hikmeti,

Türk Sol'un bütünlüğüyle, "ihtilaf" genişletiliyor..

Yazık.

***

Ağız tadıyla bir iş beceremiyoruz.

En sıradan mevzuda bile!

"Düşmen cephe" askeri gibi "ihtilaf" cenderesindeyiz.

Öyle ki, artık sevincimizi de, güzelliklerimizi de yaşayamıyoruz.

Hayra ilişkin sevaplarımıza dahi "ihtilafla" yaklaşıyoruz.

***

Peki.

Bu anlaşılmaz hal-i vaziyetteki sonuç ne?

Hiç.

Olan da,

Biten de,

Kayba uğrayan da, "taraflar" olduğu gibi.

Mağduriyetin baş aktörleri de, "ahali" oluyor.

Yani; "ihtilafın" kazananı yok.

Hiç bir dönemde olmadığı gibi.

***

Galiba.

Bizim her şeyden evvel, "ikmale" getirmemiz gereken "Birbirimizi sevmemiz" olmalı.

çünkü ciddi manada; "sevgisizlik" köpürüyor.

En sıradan meselede bile.

Aile içerisine dahi sirayetiyle; "düşman" kesiliyoruz.

Kini körükleyerek.

***

PAZAR SOHBETİ

Ve, Pazar Sohbeti.

Bu hafta,

Süreci birçok yönüyle masaya yatıracak.

Konuk.

Yenişehir Belediyesi eski Başkanı Fırat Anlı.

Anlı'yla,

Birebir konuşup-tartışacağız.

Sizleri de,

Sohbetimize davet ediyorum.

Pazar günü saat 13.00'te,

Söz ve Uzay tv ekranındayız, bekliyoruz.