Hani;
"Kürdistan" ibaresine karşı alerjik bir durum yoktu?
Devlet nezdinde...
Yasalar ve hatta nizam açısından, "Kürdistan" ibaresi serbestti?
Yasak yoktu, kalkmıştı.
"Suç nev-i" üreten bir etkene sahip değil?
***
Yani, sakınca-i bir durum kalmamıştı?
Tamamen serbest.
Herkes "özgürce" bu kelimeyi ifade edebilir.
Yazabilir, kullanabilir, isimlendirebilir!
İşyeri "tabelasına" dahi yazabilirdi?
***
Parti ve Dernek isminde bile "kullanabilinir deniliyordu."?
Ki on yıllarda sıkça telaffuz edildi.
Devlet erknı.
Siyasiler.
Parti liderleri, yazar ve düşünürler tarafından.
Zaten Güneydoğu Osmanlı döneminde bu ibareyle anılırdı diye!
Herkesin malumudur;
Cumhuriyetin kuruluşunun ilk yıllarında bile bu "ibare" resmi işlemlerde yer aldığı gibi kullanılıyordu!
***
Her ne kadar;
Cumhuriyet sonrası "totaliter-vesayetçi".
Ve "tekçi" anlayışla inkr ve asimilasyonla, daha bir kaç yıl öncesine kadar "Kürdistan-Kürt" ibaresi yasak idiyse de!
Değişen Türkiye'nin yüzünde "bu yasaklar" rafa kalktı diye biliyorduk.
Artık, "Kürdistan" ibaresi serbest diye!
***
En son, Cumhurbaşkanı Gül bile bu ifadeyi telaffuz etti.
Özellikle, Bitlis'in "Norşin" adıyla anmasında kullandı.
Nitekim geçtiğimiz yıl "ismini" dahi, Kürdistan diye nüfusa kaydeden bebek dahi oldu.
Başbakan Erdoğan dahi bu noktaya vurgu yaptı.
Yani kısacası; geçmişin "alerjik" durumu, artık yaşanmıyordu/yaşanmayacaktı.
Her şey mazide kaldı"
***
Ki son olarak;
Merkezi Diyarbakır'da olan "Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP)i" kuruldu.
Kuruluş dilekçesi, İçişleri Bakanlığına verildi.
Bakanlıkta Kuruluş bildirisi ve alındı belgesini onaylayın, örneğini Yargıtay'a göndermişti.
28 Nisan 2014 tarihinde de, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının internet sitesinde "Partinin Kurulduğu" duyurmuştu.
Bu "açılım" kamuoyunda büyün yankı uyandırmıştı.
***
Özellikle bu değişimin; "çözüm sürecine" denk gelmesi!
Türkiye'nin "demokratik" gelişimine, katkı geliştirdi.
Daha iki gün önce!
"Kürdistan" ibaresi kullanmak üzere, "Hukukçular" derneklerinin kuruluş dilekçesini sunmuştu.
Fikirler. Söylemler. Farklılar "ülkenin" zenginliği diye!
***
İşte tüm bu gelişmeler yaşanırken!
Meğer "Kürdistan" ibaresine, alerjik durum ortadan kalkmış değil.
O kelime; "yasak" imiş!
Özellikle, Siyasi Partiler kanunun 96 "maddesine" göre.
çünkü Yargıtay Başsavcılığı; TKDP yle ilgili "sicil dosyası" oluşturup uyarı yazısı göndermiş.
Parti isminden; "Kürdistan" ibaresini çıkarın diye.
***
Parti yönetimi; "o ibareyi" çıkarır mı?
Yerine farklı bir "kelime" eklemesi yapar mı?
Yoksa!
Hukuki yollara başvurup; "Kürdistan" ibaresine özgürlük sağlama mücadelesine mi girecek?
Hepsinden öteye; "tabelayı" indirmeye razı mı olacak?
O'nu hep birlikte göreceğiz.
Ama "önce vize, sonra hayır" çekmek, çelişki olsa gerek.
***
Galiba; Türkiyenin, Devlet kurumlarının ve tabi ki toplum kurtuluş reçetesi "ideolojik karmaşmadan" kurtulmadan geçer.
Ne zaman k, "bu karmaşadan" arınıp-kurtulursa işte o zaman.
Ülke ve millet; sahil-i selamete kavuşur.
Yoksa hep inkr, asimilasyonla, "hal-i vaziyetten" kurtulmamız mümkün değil.
***
İKİ PORTRE ARASINDAKİ FARK!
Muhtemelen izlemişsinizdir;
Erdoğan'ın "Köşk adaylığı" tanıtım toplantısını!
Ve yine muhtemelen;
Ekmeleddin İhsanoğlu'nun da, "adaylık" beyanını.
Dün de, adına "büyük uzlaşma" denilen, Ekmeleddin'e destek deklarasyonu törenini!
***
İki resmi, yan yana koyuyorum!
Al banisi.
İkna ölçüsü.
Ve Liderlik "vasfına" ilişkin, sergilenin duruş!
Tabiri caizse; "arada" Cudi dağı kadar fark var.
***
Şarkısından.
Hitap metnine kadar.
Vücut dili.
Kampanya'da kullanılan; figürler dhil.
Acayip!
Geri dönüşümü "yüksek" bir organizasyon.
Ki sonuçta, bunun geri dönüşü sandıkta kendisini gösteriyor.
***
Ama velkin!
Dile kolay;
5 parti ki aralarında "ana muhalefet-yavru muhalefet" bulunuyor.
Eklemeddin de eklenmesine rağmen!
Cılız. Sessiz ve renksiz bir tablo!
***
Eee.
Boşuna denilmemiş; "davasında samimi olmayanın" haleti ruhiyatı, "yüzünden" bellidir.
çünkü kendiyle barışık olmadığı gibi.
çevresine muhalif.
Kavgacı!
***
Kısacası.
Daha işin başında; Ekmeleddin bu seyirde "pek yaşamaz"!
Zaten, "ruh hali de" ürkek ve çekinceli bir karaktere sahip.
Korkak demeyeceğim.
Ama "cesaret" veren ve üreten biri değil.
Olmadığı için de; daha işin başında Erdoğan'la arasındaki mesafe dediğim gibi "Cudi dağı" kadar!
***
Sanmıyorum ki;
Bu mesafeye, kendi soluğu yetsin.
Ve tabi ki, büyük uzlaşıya imza atanlar dhil olmak üzere; "arayı" kapatsınlar?
Ne demişler;
Siyaset her babayiğidin işi değil.
Hele ki, "Ekmeleddin İhsanoğlu'nun" hiçte işi değil.