KÜRTLERİN TALEBİ MASADA OLACAK MI?
Eklenme: 22.02.2022 00:00:00

Önce şu itici Kürt sorunu ifadesinden bir kurtulalım.. Ne Kürt sorunu var, ne de Kürtler bir sorun olmuşluğu var?.. Kürtler, bu coğrafyanın ve bu ülkenin asli unsurları olduğu gibi, sahibidirler!.. Ki Kürtleri sorun olarak görenler, Kürtler bir sorunmuş gibi siyaset ve tavır takınanlar dün olduğu gibi bugün de görülmüştür ki; hep kendileri birer sorun yaratıcısı olmuşlardır!

***

Farklı mülahazalar ortaya konulsa da!.. Kürtler dün olduğu gibi bugün de, hiçbir koşul ve şekilde kendilerini birer sorun ve sorun yaratıcı olarak, görmüş değiller!.. Ki olmamışlardır da! Bir mağduriyet, bir haksızlığa uğramışlık, bir hak, hukuk, adalet çıkmazına girilmişlik olmuşsa da; yine Kürtler olmuştur! Özellikle, Cumhuriyet sonrası!

***

Daha bir kaç yıl öncesine kadar, Kürtlerden söz edilince, bilaistisna herkesin aklına ne gelirdi?.. İster Kürt, ister Türk, ister çerkez ve Laz olsun.. Bu ülkede yaşayan herkesin zihninde şu şimşekler çakardı! Tekçi, vesayetçi, jakoben, faşizan anlayışın hakimiyetiyle; Kürtler mağdur ediliyor

***

Kürtler kart-kurt denilerek kimlikleri inkar edildi.. Red ve asimilasyon politikalarıyla; zihinleri zehirlendi!.. Diline de, kültürüne de, sosyal yaşamına da, müziğine de; yasaklar konularak, yok sayıldı!.. Giyimine ve kuşamına dahi; müdahale edildi!

***

Varlığına kelepçe zihniye pranga vuruldu!.. 90larda terörle mücadele adı altında, sergilenen hukuksuzluklar.. Bir tarafta terör diğer taraftan devlet içerisinde nüfuz etmiş illegal yapıların, terörüyle kan ve gözyaşına mahkum edilmişliği yaşadı!

***

Köy yakmalar, evinden barkından edilerek göçe zorlamalar.. Faili meçhul cinayetler.. Dışkı yedirmeler.. Keyfiyete dayalı, sorgulamalar, insanlık dışı muameleler.. Cezaevlerinin tıka basa, doldurulması!.. Asit kuyuları, domuz bağları, mezar evler!

***

İşte tüm bunlar, düne kadar Kürtler denildiğinde, hafızaları isyankar eden, zihinlere şimşek çaktıran, duygularda volkanik patlamalara yol açan, DGMlerdeki Allah tanımaz, hukukun icra edildiği, bir süreç ve yaşam mahkumiyeti söz konusuydu!

***

Ama bugün, yaşanan vahşilikler silsilesi tarihin kanlı sayfalarına not edilmişlik olarak görülüyor, anılıyor!!.. Ve bugün söz Kürtlerden açıldığında, bunlar pek konuşulmuyor, konuşan varsa da yarayı kaşımayın tepkisiyle, karşılanıyor.. çünkü sorun teşkil edici hallerin ekseriyetinin üstesinden gelindi!Kimi tam, kimi de kısmi olarak, çözüldü!

***

Şimdi; Kürtler denildiğinde!.. Ki Kürtler de kendilerini ifade ettiklerinde; iki temel talepten söz ediyor/ediliyor.. O iki talepte şu Birincisi; Anadilde eğitim!.. Yani Kürtçeye statü!.. Bu kulvarda, alınmış bir merhale yok değil, var!.. Okullarda seçmeli ders veriliyor!

***

Ancak buna bir çok kişi gibi, benim de itirazım var.. Ki, Dünya Anadil Günü olması münasebetiyle; Kürtçenin bir kimlik kazanması gerektiği gerçeğine, artık samimiyetle kafa yorulması gerekir!.. Dil bir millettir.. Eğer ki, o dil inkar edilirse, millette inkar edilmiş olunur!

***

Dedik ya, bu kulvarda hayli mesafe alındı!.. Özellikle, Okullarda Seçmeli ders olarak, Kürtçenin okutulması yönünde, yeni öğretim yılında toplumun tüm kesimlerinde, bir destek kampanyası buldu! Tüm Partiler bilaistisna destek verdi

***

Ki önceki yıllara göre, çok yüksek bir talep oldu!.. Tabi çekinceler, kaygılar özellikle veliler noktasında, memurum, işçiyim başıma bir şey gelebilir, düşüncesinin ağırlığı da yok değil Demem o ki; Anadilde eğitim her dil, ırk ve millet için annesinin sütü kadar haktır..

***

Eğer ki bu ülkede, bu millete, bu ülkeye, bu coğrafyaya diş bileme adına enva-i kötülüğü yapan ülkelerin dili; eğitim dili olarak, okutuluyorsa!.. Bu ülkenin asli unsuru olan, Kürtlerin Anadili neden, eğitim dili olmasın ki?!.. Birliğimiz için de, dirliğimiz için de, tarihimiz ve medeniyetimiz için de; elzemdir?!

***

Gelelim ikinci talebe!.. O da; Kürt kimliği ya da vatandaşlık tanımı noktasında, Anayasal bir teminat! Tüm kimlikleri tanıyan bir tanımla; üst kimlik! Yönetimde özerklik deniliyorsa da, yönetimsel olarak hali hazırda Yerel yönetimler özerkin, bir basamak altı gibi!.. Aşılamayacak bir talep değil!

***

Diyeceksiniz ki, diğer istek ve talepler var!.. Demokrasi, insan hakları, hak, hukuk, adalet eşitlik gibi!.? Ki bunlar yine bilaistisna diyorum, Türkiyede yaşayan 84 milyon insanın ortak meselesi ve taleplerini teşkil ediyor!...

***

Sonuç itibariyle; talepler belli, çözüm formülleri ise dünden belli!.. 2023e gidilirken, siyasal iktidarın Kürtçe seçmeli ders kampanyasında ortaya koyduğu siyasi iradeyi ve samimiyeti, bu kulvara daha bir yoğunlaşarak, çözüm getirirse!.. Kürtlerle kopan bağlarını yeniden güçlendirir!

***

Tabi iktidara seslenirken; asıl tüm bu aktardıklarımın temel amacı, 28 Şubatta bir araya gelecek olan, altılı partinin masasında Kürtler için, ne düşünülüyor olmasıdır!? Tarihin takvim yaprağı olarak, 28 Şubat malum Kürtler için; tarihin en büyük dehşeti, vahşeti, kan ve gözyaşının, inkar ve asimilasyonun, göçün, sürgünün, yıkımın zaman dilimidir!

***

İşte bu yıkım takviminde, bir araya gelecek olan altılının şefi Kemal Beyin bir sözünü de hatırlatarak, sormak istiyorum!.. Siz ki, Kürt sorunu var dediniz.? Ve çözümü de, bellidir, Meclistir, HDPdir dediniz!.. Her ne kadar; HDP masada yok ise de; kapı önünde olması münasebetiyle

***

BİR Siz, sorun olarak gördüğünüz Kürtlerle alakalı çözüm icra edecek, iradenizin muhtevasında ne var!

***

İKİ.. Anadilde Eğitim ve Öğretime.. Yani Kürtçeye statü kazandırma adına; formülünüz nedir!..

***

Üç Kimlik tanımı.. Yani vatandaşlık tanımını, Anayasanın dibacesinde; yer alacağına dair sözünüz var mı?

***

Ek diyerek!.. Yerel yönetimlerde özerklik Yani bütünlük içerisinde; bu meselelere nasıl bir çözüm, işbirliği düşünüyorsunuz!.. 28 şubattaki masada; buna dair envanteriniz var mı!? Neyse, bekleyip göreceğiz.. Ama Kürtler olarak, Anadil ile Kimlik tanımında ısrarımız, talebimiz hep olacak.? Ta ki; meseleye çözüm getirilene kadar?..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Evrende kardeşçe yaşamak varken, neden korkuyoruz birbirimizden?