MİRAÇ, SANDIK VE PUSU!
Eklenme: 5.06.2013 00:00:00

Ve

Bu gece Miraç Kandili.

Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (S.A.V)'in Allah-ü Tealanın huzuruna çıktığı gün!

Recep ayının 27'inci gecesi.

Miraç.

Bir yükseliştir,

Tüm kötü duygulardan arınıştır,

Tertemiz bir ruh ve kulluğa geçiştir!

***

Pek tabi ki,

Tövbe, af ve mağfiret, gecesidir Miraç!

Üstad der ki;

Nadir ol,

Tövbe et,

Tertemiz bir ruhla, kulluğa adım at.

Ki o zaman gör, dünü, bugünü ve yarını.

***

Evet,

İdrak edilen geceyi son fırsat bilerek pişmanlıklarımızı dile getirelim.

Akrabalarımızı,

Sevdiklerimizi arayarak hatırlarını sormalım.

Mümin kardeşlerimizin de kandillerini tebrik edelim.

***

Ve dualarımızın sonunda şöyle seslenelim.

Yaradana sığınarak;

Yaşanılan gerilim son bulsun,

Başlatılan,

çözüm ve kardeşlik süreci "barışla" noktalansın,

Ülkemize huzur, süknet hkim olsun.

***

Silahlar sussun,

Sevgi kucakları açılsın..

Husumetler, dargınlıklar bitsin..

Bu temennilere min diyelim.

Ve bu vesileyle;

Tüm İslam leminin ve kardeşlerimizin, siz değerli okurlarımın mübarek Miraç kandili kutlu olsun.

***

SANDIK YETERLİ Mİ?

Sahi.

Demokrasi adına,

Özgürlük,

Eşitlik,

Ve hakların tanımı,

Ülke yönetimi ve "demokratik" temsiliyet noktasında sizce "sandık" her şey mi?

***

Pozitif.

Ya da Negatif bazda.

Yani, söylem ve eylemlerin "reçetesi mi?"

Fikri beyanınız nedir bilmem?

Ancak bildiğim gerçek şudur ki.

Hakikatten, iki uçlu değnek.

Sanırım ekseriyetiniz de, aynı düşüncedesiniz.

Evet, "Sandık" kazanan için ve kazandığını düşünen için "her şeydir".

***

Ama velkin.

Sandıkta "kazanamayan",

Veya kazanamadığını düşünen için; "bir detaydır" sandık.

Olağandır.

Yani "teferruattan" ibarettir

Aslında sonuç itibarine baktığımızda iki taraf için de, "ders-i ibret" ihtiva ediyor.

***

Kazanan için, "kaybetmenin" tedirginliği,

Kazanamayan için, kazanabilme gayretkeşliği, hırsı.

Ne yazık ki, ülkemizdeki siyasilerde ve akıl havsalalarında bu "ince çizgi" yer edinmiş değil.

Zayıflar.

Hatta zihin yoksuludurlar.

***

Bakınız;

Gezi Parkı eylemi ve yayılma şekli.

Her ne kadar kıvılcımı "masumane" çakıldıysa da.

Bilahare, "marjinal" yapıların fırsatçılığıyla, mecrasından çıktı.

İktidara.

Rejime, "farklı" despotik, seyre geçiş yaptı.

Yani mecrasından çıktı.

***

Hesapsız,

Kitapsız,

Beklentisiz bir "gerilim" geliştirildi ki "apla-saman" misali her şey karıştı.

Ama her kesim için de; "bir şamar" oldu.

Hem de sarsıtıcı bir şekilde!

Konum ve düşünce sirkelemesi yarattı..

***

YA DEMOKRASİ YETERLİ Mİ?

Ne oluyoruz, ne oluyor?

Ya da hayrola?

İşte bu minvalde; sandık "her şey mi, değil mi" beyanı.

Ve hadiseden çıkarılması gereken dersler zinciri.

İki eksenli düşünüldüğünde ciddi bir fırsatçılık söz konusu diyebilirim.

Taraflar açısından.

***

Hiç kuşkusuz ki!

Sandık Demokrasinin "omurgasını" teşkil eder.

Ancak.

Vücut işleyişinde, "kol, bacak ve baş" gerektiği gibi.

Diğer; "organlara" da ihtiyaç var.

Göz, kulak, ağız, burun misali.

***

Başbakan Erdoğan,

Toplumsal gerilime yönelik bir tepkisi oldu.

Dedi ki; "sandık her şeydir, bir yıl sonra hesabı sandıkta sorulur".

Amenna!

Başbakan sandıktan sürekli "başarıyla" çıktığı içindir ki, "sandığı" önemsiyor.

Kendi cephesinde, haklı olabilir.

***

Lakin.

Ciddi bir noktayı gözardı ediyor.

Sandığın nasıl tecelli ettiğine,

Temsiliyetine,

Bakmadığı gibi, önemsemiyor.

Bu da, haliyle etki-tepkiye neden oluyor.

***

Şu bilinen bir gerçektir.

Türkiye!!!

Cumhuriyet'in kuruluşundan buyana.

Yani, bir asra dayanan zaman dilimi içerisinde.

Sandığın tecellisi,

Temsiliyeti,

Ve irade üstünlüğü, pek çok dönemde "ikmal" olmamıştır.

***

Sandık dışı güçler.

Vesayetçi zihniyet.

Özellikle; insanı değil, devleti ve makamı "kutsayan" bir yapı her daim söz sahibi olmaya çalışmıştır.

Ki bu yapılarda;

Ve onları kutsayanlarda hep "toplumun" tepkisini almıştır.

***

Tabi.

Bir de, "sandığın" gücüyle, zoru dayatanlar.

Hele ki; "biat" isteyen iktidarlar.

Dediğim dedik!

Bir nokta da, "devre" dışı kalabiliyor.

O da; "zorun oyununu" bozulması demektir.

O zaman; "sandık" umut olmaktan çıkıyor.

***

FIRSAT KOLLAYICILAR VAR?

İşte.

Bu seyir koşusunda.

Sandıksız ve halksız yönetimi arzulayanların iştahı ne yazık ki hayli kabarır.

Ki "Durumdan" fırsat yaratırlar.

Şuan ki, "hal-i vaziyet" bunu gösteriyor.

Diş bileyen, avuç ovan çok, pusuya yatmış sırtlan gibi!

***

Onun içindir ki.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül; "her şey sandık değildir" deyip.

Uyarılar sıraladı.

Sesi duyalım diye!

Doğru bir söz.

Nitekim.

Dün hem Başbakan Vekili Bülent Arınç'ı.

Hem de Gezi Parkı'nın ilk kıvılcımını çakan Sırrı Sureya Önder'le Köşk'te görüştü.

***

Şu tezi iletti.

çatışan veya çatıştırılan toplumlarda sandık.

Ya da demokrasi,

Özgürlük ve hakların istemi bu hal-i vaziyette "değer" ölçüsünde görülmez.

Bütünlük içerisinde; "politize olmuş-edilmiştir".

***

Diyeceğim.

Öncelikle; "ihtilaf" bağımlığından kurtulmamız gerekir.

Ve şunu bilmeliyiz.

Birbirine razı olmayan insanların sandığa razı olmaları mümkün olamayacağı gibi.

Sandıkta, demokrasi de, "her şey olmayacağı" gibi, çözüm için de tek başına muktedir değil.

***

çünkü

İnsanlar sokağa korkusuzca çıkamıyorsa,

Özgürce giyinemiyorsa,

İnancını,

Kültürünü, örf ve adetlerini yaşayamıyorsa,

Dilini, ana dilini kullanamıyorsa,

Sahi, bahse konu sandığın ve demokrasi denilen yapının ne anlamı var?

Olamaz..

Bence ana sıkıntı; "insanı" merkeze alan anlayıştan hızla uzaklaştırılıyoruz.

Zafiyet burda!