Önce şunu netleştirelim.. İster kabul edelim, ister yok hükmünde görelim, isterseniz de kabullenmezlik takılalım!.. Şu bir gerçektir ki, Suriyede şu veya bu şekilde artık bir devlet ve o devleti yönetenler var!.. Ki bu yönetimi de küresel güçler, devletler de, tanıdıkları gibi tam destek veriyorlar hal-i hazırda!.. İşte ABD, işte Avrupa ülkeleri.. Ki, 911 kilometrelik sınırdaş olan Türkiye de bizatihi fili olarak hem sahada hem de destekleyici!
***
Suriyenin yeni lideri Şara, 1 yılı aşkındır iktidarda!.. Beyaz Sarayda karşılanan, Rusyada Putinle görüşen bir isim!!.. Türkiyeye haftalık ziyaretler gerçekleştiriyor.. Avrupa ülkeleri görüşme trafiği içerisinde randevu alma sırasında! Kaldı ki, bu yönetime destek verenlerin de ana hedefi Suriyede istikrarın tesis edilmesi ve toprak bütünlüğünün korunmasına ilişkin olduğu teyit edici!..
***
Ortadoğuyu ateş çemberinden çıkarmak, çatışma ve savaş risklerini ortadan kaldırmak!. Resmi büyüttüğümüzde, bir kısım güçler ki, dün savaşı körükleyenler, hizipleşmeyle çatıştıranlar bugün, barışın en savunucusu ve destekçisi olarak sahada baş aktörler kesildiklerini de unutmamak lazım! Dün, içteki örgütlere sırt sıvazlayıp, silah ve lojistik destek sağlayanlar bugün savaşların aparatlarının miadı doldu diyerek, görmezden geliyor! Herkes bir ölçüde emeline kavuşmuş!..
***
Devletlerin egemenleştiği topraklarda, örgütsel yapılar hiçbir şekilde kendisine ab-ı hayat bulamaz.. Ki tanınmaması için de uğraş verdikleri de bilinen bir gerçek.. Örgütsel yapılar yaşamlarını idame etmeleri için, ya mevcut konjonktüre göre kendilerini evirecek, siyasi aklı devreye sokup, diyalog yollarıyla uzlaşı zemini yaratma gayretine girerek adaptasyonu sağlarlar. Masada aktörleşmek adına mücadele ederler.. Ya da çatışıp herkesi kendisine düşman belleyecek, o da nihai bitiştir!.
***
Vaziyeti SGD penceresinden bu siyasi akılla yorumlarsak!.. Görüntüde keseri ayağa vurma denir ya yanlışı, 10 Mart mutabakatına göre hareket etmekte imtina etmesi.. Bir ülkede iki silahlı güç, ya da iki askeri ordu egemenlik yapı olmadığını ve olamayacağını düşünürsek; biri illa ki kendini feshedecek.. Ya da marjinal kalacak.. Halepteki iki mahallede vuku bulan çatışma, ardından bölgenin tahliyesi, oluşan göç, dönüşü olmayan köprü yıkımına neden olduğu gibi, direniş ve çatışmanın yarattığı vahim durumla tüm taraflar karşı karşıya geldi! Siyasi akıl devre dışı, seçilen yol direniş, çatışma olunca karşı müdahaleler de sertleşti..
***
Sahada ve masada, 10 Mart mutabakatıyla olan uzlaşıdan ırak kalınarak masada bir el zayıflaması oluştu, SDG açısından!?. Varlık riske düştü, sahada güçler çatışması ortamı gelişti?. Şeyh Maksud ve Eşrefiye bölgesinden SDGnin çekilmesi, Kürtler ile Suriye Yönetimi savaşıyor eylem ve söylemlerin yarattığı etki, çıkmaz sokak inşa etti.. Ki bu tüm taraflar için geçerli.. Kaldı ki, öncesi de var.. Bu ateş söndürülmezse, yananı çok olur..
***
Bu arada, İlham Ahmet ve Mazlum Abdinin durduğu nokta, uzlaşmak, mutabakata dair, kapsamı geniş, ancak kabul edici bir cephede duruyor!.. Şam yönetimi de, sıkça 10 Mart mutabakatına dikkat çekiyor, Türkiye de dahil.. Ne var ki, ortam müsaitleşmedi!.. SGD bünyesinde, PKK/YPG karşıt duruş görüntüsü verdiği izlenimi ağırlıkta.. Suriye yönetimini tanımıyoruz?.? DEAŞ ve Cihatçı tanımında bulunuyor!!..
***
Bu da hadiseyi meşru olmaktan çıkarıp, gayri meşru bir işgaller suçlamasına dönmüyor değil, tarafların penceresinden bakıldığında!.. En kritiği de, o Kürtleri imhaya yönelik söylem ve eylemine dönüştürme gayreti!.. Oluşan iklim ve yapılan açıklamalara baktığınızda SDG ve PKK/YPGnin aynı rotada yürümediği, yol ayırımına mı geldi, sorusuna vücut buldurur gibi!
***
Abdinin son açıklaması! Ne diyordu Uluslararası tarafların arabuluculuğuyla Halepteki halkımızın haklarına yönelik saldırıları ve ihlalleri durdurmak için bir anlaşmaya vardık. Bu anlaşma, ateşkesin sağlanmasını ve şehitlerin, yaralıların, mahsur kalan sivillerin ve savaşçıların Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden Kuzey ve Doğu Suriyeye güvenli bir şekilde çıkarılmasını öngörmektedir.
***
PKK/YPGnin Suriye yönetiminin ikmal ettiği operasyon ve saldırılara ilişkin tepki içeren açıklamasında neler vardı?! Halepte DEAŞı yenen Kürtlere, Suriye rejimi ve Türk devletinin yeni ortak planıyla saldırması ikinci bir DEAŞ saldırısıdır. Bu saldırıları cihadist saldırı olarak görmek ve Halep Halk Meclisinin kararını DEAŞa karşı direniş iradesi olarak görmek gerekir.
***
İki açıklamada biri savaşı istiyor, diğeri uzlaşı kapısını aralama gayretinde!?. Bu bir yol ayırımına kapı aralar mı, onu zaman gösterecek!.. Taktik ve politik yönde, SDG siyasi akıl eksikliği içerisinde olsa da mevcut seyirde, işbirliğine açık tavrı benimsiyor.. Sahadaki iki önemli aktör olan ABD ile Türkiyeyle temas içerisinde görüşelim, konuşalım..
***
Nitekim, basına da yansıdı, Türkiye mahreçli haber bültenlerinde!.. Güvenlik kaynakları SGD ile temas halinde.. Ki SDG de, biz görüşüyoruz, diyalog halindeyiz!.. Ama PKK/YPG süreci uzlaşı zemininde yürütmede aynı fikirde olmadığı çok konuşuluyor?.. Suriye yönetimini ve ordusunu DEAŞçı olmakla suçluyor, yönetimi tanımıyoruz diyor, Türkiyeyi de DEAŞ destekçisi olarak görüyor!..
***
Özetle, üslup, taktik ve politik söylemler tansiyonu yükselttiği gibi, çıkmaz sokaklar inşa ediyor.. SDG ve PKK/YPG arasında içten içe, ayrışmaya, yol ayırımını hissettiren bir kazan kaldırmanın giderek büyüyeceğini ön görmek lazım!.. Umulan odur ki, Halepte vuku bulan, ölümlerin, şiddetin, göçün yaşandığı benzer hadiselere kısa sürede müdahale edilip, çatışmayı değil, uzlaşı büyütmenin ve barışı tesis etmenin yollarının tercih edilmesi!
***
Suriye Ordusundan dün uyarı mahiyetli yazılı açıklama geldi. Açıklamada, Halepin doğusunda Meskene ve Deyr Hafir çevresinde SDGnin konuşlandığı noktalara yeni silahlı grupların takviye olarak sevk edildikleri ifade edilirken, herhangi bir askeri harekete, sert bir karşılıkla yanıtlanacağı belirtildi. Suriye ordusu bu gelişmeler karşısında asla sessiz kalmayacaktır denildi.
***
Bir dönem yaşanan, hendek ve barikat ortamına girilmeden, daha demokratik ortamın gelişmesi adına, siyasi aklın devreye girip önemli rol üstlenmesi lazım.. Ki bu seyrü- sefer, Ankaranın hedeflediği Terörsüz Türkiye yolunu daim kılacağı gibi, Suriyedeki demokratik sürecin hızla yayılmacı bir atmosferle, gelişme sağlamasına da neden olur!..
***
İrandaki gelişmeler hayra alamet değil, şerri kahredici bir şekilde, ateş çemberine dönüştürebilir!.. Olağanüstü hallerde, duygular değil, akıl devrede olmalı! Dün Diyarbakırda çok sayıda sivil toplum örgütünden ortak bir deklarasyon yayınlandı.. Halepte yaşanan acı hadiselerin sonlandırılması, benzer vakıaların yayılmacı bir alana sirayet etmemesi adına, ses yükseltildi!
***
Ankaraya yapılan çağrıda, tarihsel ve stratejik sorumluluk düştüğü ifade edildi.. Suriye Geçici Hükümeti ile derin askeri ve diplomatik ilişkileri bulunan Türkiyenin, Halepteki çatışmaların sonlandırılması için çatışmanın tarafı gözüken, gözüktüren pozisyonundan ziyade, yapıcı bir arabulucu rolü üstlenmesinin, bölgesel istikrar açısından elzem olduğu belirtildi.
***
Türkiyenin Kürtlerin meşru siyasal taleplerini dışlamayan bir yaklaşım benimsemesi; sahadaki gerilimi düşüreceği gibi, Suriyede kapsayıcı bir siyasi sürecin önünü açacak ve Türkiyede yürütülmekte olan sürece de olumlu katkı sunacaktır ifadesine yer verilen açıklamada, özetle Kürt aktörleri de kapsayan çok taraflı bir diyalog mekanizmasının teşvik edilmesi istenildi.
***
Taleplere baktım.. İstenilen şu..
BİR... Halepte Kürtlere yönelik askeri baskı ve saldırıların derhal durdurulmasını, Yeni Suriyenin inşasında; Kürt halkının kimlik, dil ve kültürel varlığı başta olmak üzere tüm ulusal ve demokratik haklarının anayasal güvence altına alınmasını,
***
İKİ Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası toplumun, sivil halkın güvenliğinin sağlanması ve saldırıların sona erdirilmesi adına daha aktif rol üstlenmesini talep ediyoruz.
***
Üç Suriyedeki sorunların çözümü; savaş ve şiddetle değil, eşit yurttaşlık ve adil paylaşım temelinde mümkündür.
***
DÖRT.. Tüm demokratik kamuoyunu ve insan hakları savunucularını, Kürtlere dönük yükselen saldırılara karşı durmaya ve Kürt halkının meşru haklarının tanındığı demokratik bir Suriye için sorumluluk almaya çağırıyoruz.
***
Taleplerin satır arası geniş.. Ki o masaya oturulduğunda meram kapsayıcı hal alır. Önemli olan ateşin bir an önce söndürülmesi.. SDG ve PKK/YPGnin uzlaşı ve mutabakat çizgisine gelmesi, Türkiyenin ortaya koyacağı evrensel normlarla olabilir mi?!.. Sahadaki gelişmeler buna muhtaçlık gösterdiği gerçeğiyle, iç ve dış etkilerin güven tesisi, demokratik ve barışçıl atmosferin kalıcılığa dönüşmesi adına, Ankaranın elini çabuk tutması lazım.. Üstleneceği Şam-SDG arabuluculuğunun getireceği mutabakatın kazananı herkes olur!..
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Silah ve şiddet uzlaşı getirmez, mutabakatı tesis eden siyasi aklın egemenliğidir!..