Yok daha neler?! Ne mümkün?.. Soruya sizin vereceğiniz yanıt belli.. Hem de öfkeli bir şekilde.. Bir dokun, bin ah işit.. Onun içinde, girişte yok dehe neler dedim.. Ki, bunu da kendimden biliyorum Mevzu, siz ve ben değiliz?.. Hadise, sicili pek temiz olan(!) Türkiye İstatistik Kurumunun, aylık Yaşam Memnuniyetine dair, verilerinin pembe tablo çizmesi.. Ve bunun da bende yarattığı; şaşkınlık!.. Sonuçlar, bir kaç gün önce, açıklandı
***
Yerel ve ulusal gazetelerde manşet oldu.. Verilere göre; en mutsuz kent Diyarbakır imiş?! Oran olarak da, nüfusun yüzde 24.75i gösterilmiş.. Kent ahalisinin, çeyreği kendini mutsuz addediyormuş.. Mutsuz kent Diyarbakırı Tunceli ve ardından Şanlıurfa illeri takip ediyormuş.. En mutlu kent ise, Isparta, ardından Bolu 3üncü sırada ise Bilecik ahalisinin yaşama dair memnuniyeti geliyormuş?!
***
Hade ya dedirtiyor, vaziyet!.. Ama garip olan şu.. Gerek, mutsuzluk ve gerekse de mutluluk noktasındaki TÜİK veri oranlarının, yüzde 25 ila 30 arasında kalması.. Bu da, nasıl oluyor sorusunu, öne çıkarmıyor değil?.. çünkü, yüzde 30un dışında kalan yüzde 70 oranındaki insanların yaşam memnuniyetleri, hangi alemde! Mutlu mu, mutsuz mu?!
***
Nitekim, TÜİKe göre Diyarbakır nüfus oranına göre yüzde 24.75i kendini mutsuz olarak, ifade etmiş Peki geriye kalan, yüzde 75, 25i kendini mutlu müreffeh içerisinde mi görüyor? Onlar mutlu, sıkıntıları yok, gel keyfim gel modunda, keyifleri yerinde mi?! Vaki mi, hal-i hazırdaki yaşam koşuları noktasında bunun mümkünlüğü?.. Sanmıyorum..
***
Hele ki, hayat pahalılığının pik yaptığı, ekonominin dibe vurduğu, yoksulluğun, sosyal, siyasal, enva-i çekişme ve huzursuzluğun, ikmale geldiği, dehşetli bir atmosfer solunduğu, aleni yaşandığı bir evrede!.. Mutfağın alev alev, çarşı pazarın yangın yeri, sabit gelirlerin mum gibi eridiği bir zamanda; mutluluk ve memnuniyetin yüzde 75lerin değil, yüzde 50lerde bile gösterilmesi, ne kadar gerçekçi olabilir ki?!..
***
Hadi ordan?! Veriler yüzdesi yok daha neleri söyletiyor der demez insana!.. Ama kime dersin?.. Ki, TÜİKin sicilindeki, arıza-i durumdaki dosya kabarıklığını hatırlarsak, vaziyete şaşılacak bir durum olmadığı, kendini ifşa etmeye yeter de artar.. Neyse, yaşam kalitesinin en düşük seviyede olduğu bir dönemde TÜİKin manşetiyle, halkın keyfi yerinde? desek ahali ne der!..!.. Muhakkak ki, sopayla peşimize verirler.. Ama ne dersin, TÜİK öyle istiyorlar ya!..
***
ÖĞRENCİ TAŞIMA İHALELERİ.?!..
Önceki yazılarımda, aktarmıştım, Diyarbakırın özeline ilişkin.. Her eğitim ve öğretim yılında; gündem oluyor.. Diyarbakır merkez ve üç büyük ilçe konumunda olan, Ergani, Bismil ve Silvan ilçelerindeki öğrenci taşıma ihaleleri, neden hep aynı firmaların tekelinde, dönüp duruyor.. Kimi ilçe, 10-15 yıldır değişmez? noktasında tekelleşerek, tek firma işi alıyor.. tek hükümran o, ki ne fiyat verirse o misali..
***
Dün, kaleme aldığım öğrenci kıyafetiyle alakalı tepkiler, yurdun dört bir yanından yağmur gibi aktı.. Salt Diyarbakırda yaşanmıyormuş bu; Okul İdaresi, Okul Aile Birliği ve mağazaların işbirliğiyle, öğrenci velilerinin söğüşlenmesi!.. Veliler, Milli Eğitim Bakanlığının tez elden çözüm, getirmesini isterken, cebimize göz dikenin gözü çıksın diyerek, beddua etmeyi de, ihmal etmediler?..
**
Milli Eğitim Bakanı Özer ve İl Müdürleri velilerin yakınmalarına, serzenişlerine nasıl bir tepki ve yaklaşım gösterecekler, bilemiyorum.. O tepkiyi bekliyorum.. Ama, bu işte fena ve pis, kirli kokuların geldiği gerçeğiyle, atılacak adımlar söz konusu olmaz ise!.. Bilmelidirler ki; velinin cebinden çalınan her kuruşun vebali o hırsızlar olduğu kadar, onlara göz yuman, sessiz kalanlar da aynı vebal altındadırlar
***
Gelirsek, öğrenci taşıma ihalelerine ilişkin.. Diyarbakırın bitti.. Ancak bana ulaşan bilgiler, eski tas eski hamam Yani geçen yıl nasıl idiyse bu yıl da, aynı firmalar aynı ilçelerde aynı güzergahların hakimi olarak, adrese teslim işler verilmiş.. Ha burada, fiyatlar da yükseldi.. Neşter atılırsa, irin akar.. Özellikle, 10-15 yıldır değişmez firmaların kurduğu hegemonya açısından!.. Bir eğitimcinin ifadesiyle, firmalar müdür bile değiştirebiliyorlar, ihaleyi alabilmek için?
***
Eee; vaziyet kentin mutluluk düzeyi gibi.. Herkesin keyfi yerinde.. Siyasilerimiz de, vaziyetten az ırak değiller yani!..
***
KARARSIZ SEçMEN KARARINI VERDİ Mİ?
Metropoll Araştırma, Türkiyenin Nabzı Ağustos ayı araştırmasının sonuçlarını paylaştı. 26 bölgeyi esas alan anket 28 ilde 1717 kişiyle yapıldı. Ankette; kararsız, cevapsız ve sandığı protesto eden seçmenlere, 24 Haziran 2018 milletvekili seçimlerinde hangi partiye oy verdikleri soruldu. Ankete göre ocak ayında toplam yüzde 22,6 olan kararsız seçmen oranı yüzde 13,7ye düştü.
***
2018 seçiminde AK Partiye oy verdiğini söyleyen kararsız seçmen oranı ocakta yüzde 8,1 iken ağustosta yüzde 4,7ye düştü. Ocak ayında yüzde 2,4 olan kararsız CHP seçmeni oranı ağustosta yüzde 2,3e düştü. İYİ Partili kararsız seçmen oranı son 8 ayda yüzde 1,1den yüzde 0,2ye geriledi. Bu oran HDPde yüzde 1,2den yüzde 0,5e indi. Kararsız MHPlilerin oranıysa yüzde 2,6dan yüzde 1,2ye düştü. Bu yıl her ay yaptığı anketlere göre, kararsız seçmen oranı yüzde 25,1le şubat ayında zirve yaptı
***
Metropoll Araştırmanın kurucusu Özer Sencar, ankete ilişkin şu analizi yaptı:,
BİR Kararsızlar (kararsız+CY+protest) son 7 ayda yüzde 25ten yüzde 14e düşmüş. Yani kararsızlar düzenli olarak azalıyor. Ağustos ayında yüzde 13.7 olmuş. Bu durum, seçmende seçimin yaklaştığı algısını gösteriyor.
İKİ.. Bu yılın 8 ayının ortalaması olarak kararsızların oranı yüzde 19.7dir. Bu kitle içinde 24 Haziran 2018 seçiminde Cumhur İttifakına oy verdiğini söyleyenler yüzde 47, Millet İttifakına verdiğini söyleyenler yüzde 17dir.
Üç.. Bu veriden açıkça anlaşılıyor ki kararsızlar kitlesinin yaklaşık yarısı AK Parti+MHP kökenlidir. Bu kitlenin şimdiye kadar bir muhalefet partisine kaymaması iktidar için büyük avantajdır.
Son 4 ayda AK Partideki sürekli artışın en önemli ve muhtemel kaynağı kararsızlar kitlesidir.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Sabahları dua edip akşama kadar bir vahşi gibi yaşayanlar, duanın etkilerini kendilerinde hiçbir zaman bulamazlar.
Failed to load the video