Dün, konuşacaktık.. Olmadı..
Size ulaşmada, "zaman'a" yetersiz kaldık!
Özür dileriz... Onun için, bugün hasb-i hal edeceğiz..
Neyi konuşacağız; elbette ki, önceki günü..
Yani, Başbakan Binali Yıldırım'ı..
Yani, 15 Bakanıyla, Diyarbakır ziyaretini…
Ve ziyaretin, "muhtevası…"
Aynı zamanda, "dışarıya" dair yarattığı yansıma!
Bir de; "gördüğümüz" aksaklıklar…
***
Öncelikle şunu net görüp, ona göre fikr-i beyanda bulunmak gerekir…
Özellikle; "“Cazibe Merkezleri programı ve yatırım destek hamlesine" dair…
Şöyle ki…
Bugüne kadar birçok iktidar gelip gitti.
Terörü.. Şiddeti.. Yani akan "kanı" durdurmak.. Ve bölgeler arası gelişmişlik düzeyini "minimize" etme noktasında, hayli paketler hazırlandı..
Şaşalı törenler yapıldı.. Yaldızlı ve ağdalı ifadeler kullanılarak deklare edilirdi...
Ama hiçbiri "derde" derman olmadı…
Kimi "suiistimallere" açıktı.. Kimi "şartlara" bağlıydı.. Kimi de, "siyasi köprüyü" geçene kadardı..
Yani, "güven, samimiyet, istikrar" yoksunuydu..
Somut değil, soyut!
Bundandır ki, bölge halkında "paketlere" karşı bir güvensizlik hâkim!
***
Tabi bir halk deyimi var…
"Ateş çemberinde olan, açlığı düşünür mü?
Canını kurtarmaktan, başka.."
Ne mümkün..
Ekonomik paketlerin de, "ana çıkmazı" bu!
Huzur olmadan.. Silahlar susmadan.. Canlar. Ölümler.. Katliamlar sonlandırılmadan, ateş söndürülmeden "yatırım olur mu?"
Yani vaziyet her halükarda girift..
Resmi de.. Zihni de… Yapılacakları da, söylenecekleri de "berraklaştırmak" gerekir..
Ki; "girift" ortamdan kurtulalım..
***
Dönersek, düne!
Program hayli yoğundu..
Ama heyecan, beklenti ve coşku harmanıyla; "tarihi" bir gündü..
Güne dair; "güvenlik" olağandışıydı.. Alışılmışın ötesinde, yoğundu..
Tabi gerekçesindeki haklılık tartışılmaz..
PKK'nın artan saldırıları.. FETÖ'nün lanet anlayışının, tehdidi..
Ki Başbakan Binali Yıldırım, açıkladı; "FETÖ Başbakan'a, Cumhurbaşkanına suikast hazırlığı içindedir"
***
Nitekim!
Güvenlik olağandışı göründüyse de!
Bir önceki ziyaretler açısından…
Halktan.. Katılım gösterenlerden pek, "bu kadarı da olmaz" eleştirisi almadım..
Aksine, Başbakan'ın üslubu..
Kişiliği.. Yalın, hedef odaklı ve inanç ağırlıklı, konuşmaları hep, konuşuldu…
Tabi, Başbakanın hitap ustalığı yok… Birileri bunu eksik yön olarak görebilir..
Ama şahsi gözlemim; doğal, sade…
Ve Samimi…
İçten gelen duyguların ifadesi; "daha bir iletişim" kurucu..
Ki Diyarbakır'da bunu hissettim halkın da, kendisine gösterdiği "coşkulu sevgi" bunun neticesiydi..
***
İlk durak, Cahit Sıtkı Tarancı Kongre Merkezi!
Davetliler, "her kesimden" var… Salon tıka basa dolu..
Bir o kadar da, dışarıda kaldı…
Daha büyük bir salonda, olsaydı iyi olurdu…
Ki, davetlilerin çoğunluğu da bunu ifade etti…
Başbakan, konuşmasına salonun ismini alan Şair Tarancı'nın "memleket isterim" şiiriyle başladı…
İnsanın içini ısıtan.. Beklentileri ikmale getiren..
Tüm cümleleri, "iki kelimeye sığdıran" duygu dolu ifadelerle..
"Memleket isterim
Ne basta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
***
Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
***
Memleket isterim
Yasamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun."
***
SOMUT BİR EYLEM PLANI OLABİLİR Mİ?
Bu giriş ve Diyarbakır'ın ilçelerinin sıralanarak, "selam" verilmesi!
Hükümetin.. Paketin.. Başbakanın, "bölgeye dair" hedefinin özeti gibi…
Dedim ya!
Bu paket, teşvik… Önceki paketlerden ayıran ana unsur; "somut" olması!..
İddialı…
Örnek…
Girişimciye, sanayiciye, iş adamına diyor ki..
Araziyi ben beleş veriyorum.. Fabrikayı ben kuruyorum..
Üretime ait makinelerinden benden… Gel, işlet "kira" bedeliyle…
Bir de, üretilenin pazar garantisi de benden…
Ne üretiyorsan… İhtiyaca dair olarak, kamu kurumları "başka yerden alım" yapmayacak..
Senden malı satın alacak.. Yani çetrefilli bürokratik işlem yok..
***
Paket, 23 İl'i kapsıyor.. Ama, gruplaştırma da var..
Cazibe merkezleri.. Salt sanayi değil.. Hayvancılık.. Tarım..
Hele ki kentsel dönüşüm… Kentlerin, ilçelerin yeni imar ve yapıyla, modernite edilmesi..
Sosyal alanlar.. Ve gençlere dair "merkezler.."
36 milyar lira.. Eski para birimiyle; 36 katrilyon..
Dile kolay… Başbakan Yıldırım kürsüde bunları açıklarken…
Paketin muhtevasına dair soruları da, alenice ifade etmesi..
Hayli dikkat çekiciydi.. Çünkü aklına yatmayan bir çok konuda, Bakanları sorgulayarak, "sordu"…
Kendi üslubuyla, "bunu nasıl yapacağız" diye..
***
Zaman taahhüdü.. Başbakan'a göre..
Somut projelerin büyük bölümünde "senenin yazına" kadar, "gözle görülür" olunacak..
Özellikle, "çukur siyasetinin" yarattığı mağduriyet..
Konut ve altyapı "bir yıl içerisinde" bitecek.. Evi olmayana "kira" ödenecek..
Dükkanları yıkılan.. İşyeri hasar gören esnaf için de; "yenileme" imkanı!
Tarihi dokuya uygun "restorasyon.."
İşletmeye dair; faizsiz, kefilsiz 50 bin lira kredi..
6 ay ödemesiz, 2 sene vaade..
Sıfır faizsiz kredi.. Ki bu müjdeyi Bakan Özhaseki Başbakanın konuşmasından sonra, açıkladı..
Başbakanın Sur esnafına "müjdesi" diye..
***
Genel itibariyle paketin amacı ve ana stratejik hedefi bölgedeki "terörün" etkinliğini minimize etmek..
Katılımı düşürmek.. Toplumsal birlikteliği, "ekonomik refahla" güçlendirmek..
Yani "kalbe ve beyine" dair kazanımlar yaratabilmek! Projelerin anlaşılır düzeyde olması da bunu gösterdi..
Tabi; ekonomik noktada; "ağzı sütten yanmış" olan bölge insanı..
İş çevreleri.. Genel itibariyle; "soruna çözüm olup olmayacağı" babında bir karamsarlık var..
Ama umutsuzluk yok.. Beklenti, "işin ete, kemiğe" bürünmesinde..
Eee.. Bunu da ikmale getirecek olan iktidar..
Amma velâkin son söz; “sahadaki” aktörlerin ciddi, hızlı ve samimiyet içerisinde, “olabilecekler mi?”
***
SİYASİ MESAJLARA DİKKAT!
Ve siyasi mesajlar…
Bunu, paket toplantısında..
Valilik önündeki mitingde..
Ve STK ile Kanaat önderleriyle yaptığı yemekli toplantıda aktardı…
***
BİRİNCİSİ…
"Çözüm mözüm yok.."
Başbakan bunu derken stratejik olarak, "millet" artık muhatabımız..
PKK-HDP'yi aradan çıkararak…
"Çözüm millettir.. Çözüm milletle olur.."
Peki, sonuç değişir mi?
Doğrusu…
Terörün tırmanış gösterdiği..
Şehit cenazelerin peş peşe sıralandığı..
Türkiye'yi "kaotik" ortama sürükleyen zihniyetlerin aktifleştiği bir dönemde dünün "çözüm sürecinden" söz etmek çok zor…
Hükümetin bu durumu göğüslemeye çalışması, imkânsız…
Ancak "olası hamleleri" sivil ve halkla "entegrede" yürütülmesi, yeni bir sayfa diye görmek lazım!…
***
İKİNCİSİ;
Demirtaş'ın Almanya'daki çıkışı…
"PKK'yı terör örgütü olarak görmüyoruz.?"
Başbakan, Diyarbakır programının her aşamasında, her kurduğu cümlede gündeme getirdi
Kızgın, sert ve anlamlı ifadelerle, yüklendi..
"Gel.. Gel bunu, Dürümlü de söyle..
Gel.. Gel bunu, PKK'nın bombalarıyla katlettiği Diyarbakırlı ailenin karşısında konuş…"
AK Parti eski Milletvekili Oya Eronat'ın adını vererek…
"Gel.. Gel de PKK'nın evladını şehit ettiği Oya Eronat'ın karşısında konuş…
Bu çıkışların alanda "Allahü Ekber" sloganlarıyla destek görmesi başbakanı coşturmaya yetiyordu.
***
ÜÇÜNCÜSÜ..
Şu "çukur siyaseti.."
Şehirleri, ilçeleri, sokakları "yaşanılmaz" kılan; hendek ve barikat!
Halk tepki gösterdi..
Hiçbir şekilde "destek" vermediği şehir savaşını Başbakan şu cümleyle ifade etti…
Bölgede yeni bir hava esiyor; "Dağa çıkışlar durdu.."
Yıldırım..
Rakam vererek açıkladı; 2015 yılına göre "dağa çıkışlarda 10 kat azalma var.."
İyiye işaret..
***
DÖRDÜNCÜ;
15 Temmuz ruhunun yarattığı "bütünleşme"
Hiç kuşkusuz ki..
Başbakan Binali Yıldırım..
Göreve geldiğinden bu yana, Diyarbakır'a 3. gelişi..
İlki, acılı gündü…
Ki kendisinin Başbakan olduğuna dair ilan edildiği gündü…
İki saat sonra, Dürümlüdeki “terör vahşeti” için geldi…
Acıları paylaştı…
İkinci gelişi de, Cumhurbaşkanı Erdoğan ileydi…
O gün, hayırlı işler için gelmişti…
Tıpkı, Pazar günkü üçüncü gelişi gibi…
***
Tabi, farklı bir süreçten sonra bu geliş!
15 Temmuz başarısız darbe girişimi sonrası…
Diyarbakır…
Her zaman olduğu gibi; 15 Temmuz'da yine Milli birlik ve bütünlükten yana tavır koyarak; "dik" durmuştu..
Sokağa döküldü.. Meydanlara çıktı..
"Ay yıldızlı" bayrağıyla, "demokrasiyi" sahiplendi…
Hiç kuşkusuz ki, bölgede 15 Temmuz'la birlikte "yeni bir mutabakat" rüzgârı esti esiyor da…
Devlet, hükümet ve bölge insanın; "kaynaşması…
***
Ki Başbakan kürsüye çıkışında şu ifadeyi kullandı…
"Dağkapı ruhu Yenikapı ruhu ile buluşuyor"
Her yazımda ifade ediyorum…
Bir kez daha, oluşan bu rüzgârın fırsatını değerlendirmeliyiz…
Bölgenin temel meselesini "bu zeminde" artık okumak lazım!
***
BEŞİNCİ;
Fırat Kalkanı operasyonuna dair; üretilen algı..
"Türkiye'deki Kürtler" üzerinden, gerilim yaratmak..
Hükümeti "Kürtlerin" düşmanı olarak, göstermek..
Başbakan meydanda bunu ifade ederken şöyle dedi..
"Bizim dünyanın hiçbir yerinde Kürtlere karşı bir mücadelemiz yok..
Aksini söyleyen varsa gelsin..
Türkiye, Suriye'deki Kürtlerin de barışın da koruyucusudur..
Bizim derdimiz, PKK ve PYD'dir.."
Hassas..
Sinir uçları açık bir durum..
***
ALTINCISI;
HDP'nin, Suriye'deki operasyon üzerinden "serhıldan" çağrısı..
Yani, 6-7 Ekim benzeri bir girişim..
Başbakan bunu da, meydanda deklare etti..
"Vatandaşlarımızı yeniden sokağa çağırıyorlar..
Vatandaşlarımız sokağa çıksa bunlar kaçacak delik arar..15 Temmuz’da gördünüz vatandaş sokağa inince ne olduğunu.
Şimdi siz vatandaşı sokağa çağırıyorsunuz, doğru Diyarbakırlı sokağa iner ama ay yıldızlı bayrakla iner. "
Tehlikeli…
Kıvılcımdan çıkacak ateş herkesi yakar.
Temkinli olmak lazım..
***
Bir vurgusu da şu oldu..
"Bizim için bu ülkeyi bölmek, bayrağı indirmek, vatan toprağını parçalamak isteyen Kürt de olsa Türk de olsa aynıdır.
Hiç fark yok.
Hepsi bölücüdür, hepsi teröristtir.
Onun için Kürt, Türk diye ayırmaya lüzum yok.
İşin özü bellidir.
Tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet"
***
YEDİNCİ;
Hükümet, PKK'yla mücadele konseptinde kamuyu de ekledi..
FETÖ paralelinde gidecek.
Başbakan Yıldırım..
Kamu'da "PKK operasyonlarının" sinyalini daha önce vermişti..
Diyarbakır'da bunu açık etti…
Dedi ki;
"Bu bölgede görev yapan terörle bir şekilde ilişki içerisinde olmuş, 14 bin civarında öğretmen olduğu tahmin ediliyor.
Bunların ne kadarının doğrudan terör örgütüyle ilişkili olduğu ne kadarının olmadığı yapılacak inceleme, teftişlerle, soruşturmalarla ortaya çıkarılacak.
Tedbir olarak, okul zamanı geliyor...
Milli Eğitim Bakanımızla konuştuk, tedbir olarak bu şekilde üzerinde şüphe bulunan, gerekli tespitleri bulunan bütün öğretmenler açığa alınacak…
Yeni ders döneminde bunlara görev verilmeyecek."
***
MADDİYATTAN ÇOK MANEVİYAT!…
Evet..
Geniş özetiyle, Diyarbakır izlenimi..
Başbakan'dan gelen mesajlar..
Yarınlara dair olabilecekler noktasında; sonuç böyle!
Akşamki yemekte Bulunduğum masada, üç önemli isim vardı..
Ak Parti Genel Başkanı Cevdet Yılmaz..
Selefi Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan..
Ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu..
Çok şey konuştuk..
Ama genel itibariyle onlara da ifade ettik.
Maddiyata dayalı hamle ne olursa olsun; "maneviyat" yönü bulunmuyorsa…
Bilinmelidir ki; HADİSENİN BİR AYAĞI YOKTUR.!
Sizce…