Oğlum öldürüldü
Eklenme: 2.05.2011 00:00:00

Hiç kuşkusuz ki; yazı başlığı ürkütücü olduğu kadar da itici. Korkunç! Ve aynı zamanda yürek yakıcı bir ifade. Aynı minvalde ciddi ve ağır bir ithamı da içermektedir. Çünkü, Bir insanın intihar değil, "katledilmesinden, öldürülmesinden" söz ediliyor? Cinayet diye! Peki, bu kadar "keskin ve kesin" hükmün ifade sahibi kim? Kim, Ve kimler neye ve hangi gerekçeye dayanarak söylüyor "oğlum öldürüldü?" diye. Ben veya bizler söylemiyoruz. Bunu diyen; Avazları çıktığı kadar seslerini duyurmaya çalışan, Diyarbakırlı Pamuk ailesi! Aile fertleri. Oğulları Uğur Pamuk için söylüyorlar; "Oğlumuz intihar etmedi. Öldürüldü" Dün, yüreği yanık Anne Sunahat ve baba Reşat Pamuk'la bu konuda, "mülakat" yapıldı. Ajanslar ve internet sitelerinde yer aldı. Bizde de bugün manşet. İşte bu mülakatta, Korkunç, ürkütücü ve itham içerikli "O" ifade kullanıldı.

* * *

İsterseniz; Hadiseye "tam" vakıf olabilme noktasında, olayın şekline ve seyrine bakalım! Her vatan evladı gibi; 22 yaşındaki Uğur Pamuk'ta "vatan-i görevini" yerine getirmek üzere askere gitti. Iğdır'da! Türkiye-Ermenistan Sınır karakolunda "şafak" sayıyordu. Bilirsiniz, Coğrafik anlamda kışı soğuk ve çetin bir bölge. Aynı zamanda, "hassasiyeti" önem arz eden kritik bir nokta. Uğur, artık gün saymaya başlamıştı! Terhisine, 40 gün gibi çok kısa bir zaman kalmıştı. Umutları vardı, bir an önce gelip işe başlamak ve mutlu bir evlilik yapmak. Artık, "sivil hayatla" buluşmak! İki hafta önceydi; Kendisinden Kulp ilçesinde ikamet eden Pamuk ailesine haber geldi. "Uğur intihar etti" diye! Nöbetçi kulübesinde, G3 Piyade tüfeğiyle "göğsünden" vurulmuş! Uğur Pamuk'un, Vakası basına "bir asker daha intihar etti" diye yansıdı. Jandarma Genel Komutanlığı da, Genelkurmay Başkanlığı da bilgilendirme notunda, "aileye" ifade etti "intihar" diye!

* * *

Ancak, bu ifade ve bilgilendirme "aileyi" tatmin etmedi. Askere, şen-şakrak uğurladığı, daha iki gün önce telefonla görüştüğü. 40 gün gibi, kısa bir süre "terhisine" kala, oğlunun cansız bedeni tabut içerisinde geri geliyor olması. Hele "intihar" gibi akıllarının uçundan bile geçmez, iddia içeriğiyle. İnanmak zor! Beyin, hadiseye "kemirgen" olmaz mı? Peki, Pamuk ailesini "kuşkuya ve şüpheye" düşüren! Ürkütücü, Ve vahim derecedeki "ithama" sürükleyen etken nedir? Onu da, baba Reşit Pamuk anlatıyor. "Oğlum çok neşeli biriydi ve askerliğini bir an önce bitirip gelmek istiyordu. Çünkü gelir gelmez çalışmaya başlayacaktı. Sürekli görüşüyorduk. Öyle bunalıma girmiş bir halini sezmedik "

* * *

Oğlunun, ölümünden 6 saat sonra "haberdar" olduğunu söyleyen baba Pamuk. "Diyarbakır'dan yola çıktım. Iğdır'a 60 km kala alay komutanını, savcıyı arayıp yalvardım. 'Çocuğumu kaldırmayın ben gelip orda, olay yerinde göreyim' diye. 'Tamam, biz seni bekleyeceğiz' dediler. Ama biz oraya gittiğimizde çocuğumu kaldırmışlar. İntihar ettiği yeri bana gösterdiler. Nöbet kulübesinin içine girdik, orada ne herhangi bir kan izi var, ne bir kurşun izi var. Dört tarafı camla kapalı olan kulübede kırık bir cam parçası yoktu "

* * *

Hayatının baharında, Kefene sarılı oğlunun cesedinin "kendisine" gösterilmediğini söyleyen Baba Pamuk'a göre; birçok cevap isteyen sorusu var. İntiharın yaşandığı nöbetçi kulübesinde gördüklerine ilişkin. Malum; G3 Piyade tüfeği güçlü bir silah olması münasebetiyle, yakın mesafedeki ateşinin "etki alanı" yüksek olur! Babaya göre, İki metre karelik nöbetçi kulübesinde hiçbir iz yok. Camlar da, kırılmamış? Karakoldaki, Erlere oğluyla ilgili "Oğlumu bana anlatacak biri var mı?" sorusuna hiçbir asker de cevap vermemiş. Neden acaba? Saklı tutulan bir "durum mu" var? Hatta, Bağırmış "Oğlum sizin arkadaşınız değil miydi?" diye.

* * *

Anne Sunahat Pamuk ise, "daha" bir kuşku uyandıran, iddiası var. Olaydan iki gün önce; Telefonla görüştüğünü. Oğlunun, komutanlardan baskı gördüğünü söylüyor. Kendisinin de; "Biraz daha sabret. Az kaldı" dediğini iddia ediyor. Sonuç itibariyle; Baba Reşat Pamuk "Oğlum öldürüldü" iddiasıyla, Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Diyor ki; Oğlum ölmeden önce kendisi ve yakınlarıyla yaptığı telefon ve internet kayıtları çıkarılsın. Görülecek ki, Oğlunun "vatani görevini" büyük baskı ve şiddet altında yaptığı, ortaya çıkacak.

* * *

Aslında, son dönemlerde sıkça basına yansır oldu! "Askerde şüpheli bir intihar vakası daha". Nitekim! Son 5 yıllık istatistikî verilere baktığımızda "şüpheli" asker ölümleri çok. İntihar başta olmak üzere, Çeşitli araç ve nedenlerle "şüpheli asker" ölümlerin sayısı 408 civarında. Vahimlik arz eden durumla alakalı; Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne "şüpheli asker" ölümlerinin araştırılması yönünde önerge verildiğini de biliyoruz. Bir önemli ayrıntı da, Kaza ve intihar dâhil olmak üzere şüpheli ölen 408 askerin ekseriyetinin "Kürt kökenli" olması ayrı bir muamma.

* * *

Bir kez daha; Pamuk ailesinin "başı sağ olsun" acılarını paylaşıyoruz derken. Diyoruz ki! Sonuç itibariyle gerek bu acıya maruz kalan asker aileleri ve gerekse kamuoyunu. Beyinleri, "şüphelerden" kurtarmak, vicdanları da rahatlatmak babında! Uğur Pamuk, Gibi ölümlerinde "şüphe ve cevap isteyen" sorular olan ölümler araştırılsın-soruşturulsun. Ki, "İtham ve şüphelerden" herkes ama herkes, kurtulsun! Yoksa Beyinlerde ve vicdanlarda "daima" bir mahkûmiyet olacaktır.

* * *

HAFTANIN SON DAKİKA ANKETİ

Ve gelelim; haftanın "son dakika" araştırmasına! Bağımlılık yarattı, Seçim sath-i mailine girilmesiyle birlikte "seçim nabzına" yönelik anketlerle, aşina olmak. Habertürk, Patentli "üç bin kişiyle" yüz yüze yapılan anketin sonuçları! Seçim seyriyle alakalı, Farklı "bir sonuç" içerdiğini söyleyebilirim. O da; liderlere güvenirlik noktası! Şöyle ki; En beğenilen liderler sıralamasında, BDP'nin eski lideri Selahattin Demirtaş, Bahçeli'ye bir adım yaklaşmış. Neyse; Bugün seçim olursa ne olur sorunun cevabına gelelim! Kararsızlar dağılmadan önce; AK Parti yüzde 42,7, CHP yüzde 22,6, MHP yüzde 9,5, Ve BDP'nin desteklediği bağımsızlar yüzde 5,3 oy alıyor. Kararsızlar dağıtıldığında; AK Parti yüzde 48,9, CHP yüzde 25,8 ve MHP yüzde 10,9a ulaşıyor

* * *

Partilerin, Aylar içerisinde iniş ve çıkışlarını gösteren, potansiyeline gelince. Mart-Nisan aylarında AK Parti'nin oylarında 2,5 puanlık bir artış var. Böylece oy oranı yüzde 48,9a yükselmiş. Yani geçen ay kaybettiği oyları geri almış. CHP'nin oylarında ise herhangi bir değişiklik yaşanmadı ve oy oranı 25,8e çıktı. MHP'de ise düşüş var. Baraj sınırında dolaşan MHP'nin oyları geçen aya oranla 2,7 puan gerileyerek yüzde 10,9a düştü. Peki, ankete göre hangi parti kaç milletvekili çıkaracak? Burada iki senaryo dikkat çekiyor. MHP barajı aşarsa; AK Parti 314, CHP 154, MHP 56, Ve BDP 22 vekil çıkarıyor. MHP barajı aşamazsa ne olur? O zaman da, AK Parti'nin vekil sayısı 352'ye, CHP'nin vekil sayısı 172'ye yükseliyor. Peki, En beğenilen siyasetçi sıralamasında birincilik koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 50,7lik oyla en yakın rakibine 21,8 puan fark atıyor. Kılıçdaroğlu ikinci sırada ve oyu yüzde 28,9. Anketteki en çarpıcı sonuç ise BDP lideri Selahattin Demirtaş'ın beğeni sıralamasında Devlet Bahçeli'yi yakalaması oldu. İki liderin arasında yalnızca 2 puan var. Yeni bir hafta ve yeni bir gün. Bol kazançlı, Huzurlu ve istikrarlı bir hafta dileğiyle.