İster Furkancılar deyin.. İster Kuytucular deyin.. Her ne ad koyarsanız koyun.. İsterseniz İçişleri Bakanı Süleyman Soylunun dediği gibi dışardan talimat almış şaklaban deyin... Hangi safı tutarsanız da tutun Adanada Polisin sergilediği tutum, ortaya konulan orantısız güç kullanımı; hiçbir şekilde kabulü mümkün değildir
***
Fikirleri, düşünceleri, davaları, anlatım ve söylemleri onları bağlar!.. Yasal mı, yasadışı mı, o hukukun işi!.. Benimsersiniz, benimsemezsiniz; o ayrı bir durum ve mevzu başka bir faslı içeriyor.. Ki, benim fikri beyanım, düşüncelerinin kapsamıyla alakalı değil.. Olamaz da...
***
Demek istediğim şu!.. Eğer ki, bir haksızlık, bir zulüm var ve yaşanmışsa, bizim de ona karşı durmamız gerekir, gerekiyor düşüncesine, ilkesine, adil olmaya sahipsek!.. Toplumsal birliğimizi zedeleyecek hal ve hareketlere ırak kalmamamız lazım, ki bu haksızlık kimden gelirse gelsin!?..
***
Velev ki, bu haksızlığı, hukuksuzluğu, zulmü, insanlık dışı muameleyi yapan devletin yetkili unvanı ve libasını giymiş kişiler olsa bile Ki devlet hiç ama hiç kimsenin oyuncağı olmadığı gibi; kininin, nefretinin, siyasi ve ideolojik, ego tatminin de aracı da değildir
***
Aynı zamanda hiç kimse, ahaliyi, sokakları, şehirleri kendi siyasi, ideolojik fikrinin arenasına çevirip, yasadışı yapılanmalara giremez.. Kendine ülkede kurtarılmış alanlar yaratamaz
***
Adanadan dünyaya yansıyan o görüntüler, çekilen resimler, dehşetin ötesinde akla ziyan bir durumun provokasyonu diyorum!!.. çünkü, görüp de bu nasıl bir zulüm, görüp de bu nasıl insanlık dışı muamele görüp de nerde devlet, adalet, hukuk çığlık atmaması içten bile değil..
***
Görüntülere bakıyorum Yerde iki büklüm insan!.. Direnç, direnme de yok!.. Ama resmi polis, elindeki copu, var gücüyle sırtına indiriyor.. Bir değil, bir kaç kez vuruyor.. O insan ki, yüzü bile dönük kendisine.. Sırtına sırtına vuruyor
***
çileden çıkmış, cinnet getiren bir hal polisin o anki ruh hali! Ya Başörtülü polis hanımın kameralara yansıyan görüntüsü.. çarşaflı kadına arkadan yaklaşıp iterek, yere atıyor. Elindeki copu da indirmekten imtina etmiyor!.. Tabi polisi bu kadar; çileden çıkaran önceki, nedenler niçinler, nedir bilinmez.. Ama polis her haliyle, psikolojik olarak, hazır olmalı!..
***
Tabi, başörtülü bunu yapar mı, yapmaz mı, olur mu olmaz mı, tartışmasına gerek yok!.. Poliste, sınıfsal bir kodlama olmaz, olamaz da.. İster başı açık, ister başı kapalı; polis polis olduğuna göre.. Vatandaş da aynı çizgide; giyim kuşam hesabı olmaz Edilmemelidir de..
***
O polis.. O da vatandaş.. Buradaki, akıl tutulması herkesi dehşete düşüren; Türkiye nereye gidiyor dedirten durumun Adananın göbeğinde vatandaşa uygulanan orantısız gücün görüntülerinin vücut bulması.. Korku film gibi.. Gerisi laf-ı güzaf!
***
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ilk anda yanlış oldu diyerek hükmü verdi.. Bilahare, bu yapının dışardan talimatlandığını, neleri yaptıklarını, organizeli bir şekilde ülkeyi karıştırmak istediğini beyan ettiyse de. Orantısız güce yanlış oldu dedi.. Ki AK Partinin bir çok kurmayı da.. Son olarak Parti Sözcüsü Ömer çelik de; kabul edilemez dedi.. Tabi bu tepkiler, beyanlar kıymetli..
***
İşte bu kıymetli duruşun da bir yaptırımı olması gerekir.. Ki böylesi provokasyonlara, böylesine provokatif atmosfer yaratıcı hadiseler, vücut bulmasın, tekerrür etmesin.. Kendini her şeyden üstün tutan Ahaliye tepeden bakan.. Burnundan kıl aldırmayan.. Yanlışı, hatayı, olmaması gerekeni kabul etmeyen.. Ben benim diyen anlayışın da durması adına işlem görmesi gerekir..
***
Bu iş, hem idari hem de adli yönde soruşturma konusu olması gerekiyor!.. Görevden uzaklaştırma mı, meslekten ihraç mı, o hukuki yön.. Ama ahaliye sorsanız; hemen işleme tabi tutulmalı!.. Tavizsiz bir tutum sergilenmelidir.. Ağzı sütten yanan, malum ayranı üfleyerek içer...
***
Birileri diyebilir ki, Furkancılar, ya da Kuytulcular masum mu?!.. Soylunun dediği gibi provokasyon için sokağa çıktı.. Yürüyüşleri yasadışı.. O nedenle müdahale edildi.. Elbetteki edilmeli.. Ama böyle değil Gözaltına al, araçlara bindir, emniyete ve savcılığa götür, sorgula!. Ama bu yok!
***
Demem o ki; Muğlada bir uzman çavuşu, bir doktorun beyanı ile alelacele görevden uzaklaştırıyorsan Hakkında idari soruşturma açıyorsan.. Yani, daha kim haklı, kim haksız, suçlu kim, suçsuz kim gözetilmeksizin, bu işlemi yapıyorsan!
***
Ki bilahare, o doktorun ne kadar da mesleğini, ettiği hipokrat yeminini ayaklar altına alan, aldatan biri olduğu, kamera görüntüleriyle ortaya çıksa da!.. Ve dahası, FETÖden gözaltına alınıp, hakkında işlem yapılmış biriyse.. Bir adım ötesi; aile fertlerinin ekseriyeti iltisaklı olarak, haklarında yasal işlemlerde bulunmuşsa.. Ki o Uzman suçsuz, doktor suçlu alenileşmesine rağmen!..
***
Adanada, her şey ama her şey ulu orta yerde, kameraların önünde, yüzlerce insanın gözlerinin odaklandığı bir anda; yaşandığı için; mazur görülemez!
***
Tüm bu anlatımların ışığında çıkarılması gereken bir ders-i ibret daha var.. Seçim sathı mailine girilirken Türkiyeyi tıpkı, 28 Şubat sürecine sokmak isteyen, o dönemde olduğu gibi; huzursuz eden hadiselerin, seri şekilde vuku bulması, hayra alamet değil! Müslüm Gündüz, Fadime Şahin, Ali Kalkancı serüvenleri; unutulmasın!..
***
Hele ki, Hakkaride 52 kilo patlayıcıyla bir polis memurunun yakalanması olayı hiç de sıradan bir vakıa değil! Hedef İstanbul mu, yoksa başka iller mi?!.. Her ne ise görünen o ki ülkenin belli bölgelerinde birilerinin emir-komuta zinciriyle bombaların patlatılması planlanıyor..
***
Diyarbakırdaki Nevruz etkinliğinde yaşananlar da; göz ardı edilemez! 330a yakın gözaltına alınan var.. Bariyerlerin aşılması, polise taş atılması, karşılıklı gerilim, tazyikli su kullanımı..
***
Demem o ki, ülke gerilimin atmosferine sokulmak isteniliyor Kaos oluşsun, kargaşa yaratılsın, ülke yönetilemez hale getirilsin.. Kerameti kendinden menkul pusuda yatanlara da; gün doğsun!.. Ne Adanadaki orantısız güç kullanımı ve sokağı gerdiren yürüyüş, ne Muğlada Uzman çavuş ile Doktorun kapışması, ne de Hakkaride polisin otomobilinde yakalanan; bombalar!..
***
Netice itibariyle hiç biri tesadüf ve sıradan değil.. Seri bir birliktelik var! Onun için de; aman ha aman uyanık olalım!?.. En basit, en sıradan orantısız tavırdan çıkacak kıvılcımlar, söndürülemez yangınlara neden olabilir!...
***
AçIK ARA BİRİNCİ
ASAL Araştırma Şirketinin son dakika araştırma sonuçları
15-18 Mart 2022 tarihleri arasında 28 ilde bin 580 kişiyle yapılan bir anket
Ankette katılımcılara, Türkiyenin en büyük sorunu nedir? sorusu yöneltilmiş
Gelen yanıtların yüzde 72.1i hayat pahalılığı ve ekonomik demiş
Yüzde 9.5i İşsizlik..,
Yüzde 5.3ü Eğitim
Yüzde 4.5i ise Adalet..
Yüzde 3.1i de Kovid-19 yanıtını verdiği açıklandı
HANGİ LİDER SORUNU çÖZER...
Ankette bu soru da sorulmuş
Bu sorunu hangi lider çözer? sorusuna gelen yanıt
Yüzde 26.5i, Recep Tayyip Erdoğan yanıtını vermiş
Erdoğanı yüzde 25.4 ile fikrim yok ve hiçbiri diyenler takip ediyor.
Diğerleri ise;
Kemal Kılıçdaroğlu: %19.2
Meral Akşener: %7.5
Selahattin Demirtaş: %5.6
Mansur Yavaş: %3.8
Ekrem İmamoğlu: %3.2
Devlet Bahçeli: %2.9
Ali Babacan: %2.7
Ahmet Davutoğlu: %1.2
Diğer: %2.0
KARARSIZLAR NE DÜŞÜNÜYOR?
Asal Araştırma Şirketi Genel Müdürü Adem Belede, Şubat ayında yaptıkları araştırmada AK Partinin oy oranının yüzde 32,9 çıktığını, Mart ayı araştırmalarında ise bu oranın yüzde 34,5e yükseldiğini söylüyor..
Artışa gerekçe olarak da, Rusyanın Ukraynayı işgali sürecinde Türkiyenin sergilediği tutum, alınan, pozisyon, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın ve hükümetin söylemleri/etkinliği gösterildi
***
Beledeye göre, 2023 seçimlerinin kaderini kararsız seçmenler belirleyecek Beledenin bu konudaki araştırması şöyle; Mart 2022deki araştırmada, araştırmamızda yüzde 18,5 oranında bir kararsız seçmen var. Bu kararsızların yüzde 8,5 civarını oy vermeyen/sandığa gitmeyenler oluşturuyor. Kararsızların yaş grupları dağılımına bakıldığında yüzde 10u 18-34 yaş aralığında, eğitim düzeyine bakıldığında yüzde 7,6sı lisans ve üzeri öğrenim görenler. Kararsızların 24 Haziran 2018 milletvekili seçimindeki oy tercihlerine bakıldığında yüzde 6,4 oranında bir AK Parti seçmeni var. Kararsız seçmenlerin büyük çoğunluğu muhalefetin ekonomik sorunları çözeceğine, ülkeyi iyi yöneteceğine de inanmıyor..
***
LETREPOLL ANKETİ NE DİYOR?
MetroPOLL Araştırmanın Kurucusu Özer Sencar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğana ilişkin bir anketin sonuçlarını açıkladı.
Sencar, Kararsızların (kararsız+cy+protest) CB seçiminde Erdoğana oy verme eğilimi notuyla, sonuçları twitter hesabından paylaştı.
***
Buna göre, Erdoğan dışında birisi için oy kullanmayı düşünebilirim diyenlerin oranı, ocak ayında yüzde 36,4 ile en yüksek noktaya çıktı. Öte yandan Kesinlikle oyumu Erdoğana veririm diyenlerde de artış görüldü. Bu oran da 21,4ten 22.1e çıktı. Kesinlikle Erdoğandan başka birine oyumu veririm diyenler de düşüş kaydederek 27,3 olarak tespit edildi.
***
AMBALAJ HİLESİ!
Halk deyimiyle soyulmadık bir bu kalmıştı.. O da oldu.. Artık tatlı alırken, ambalaj-kutuya dikkat edin.. En az ağırlığı, 100 gram cepten gidiyor!..
***
Bu da aldığınız tatlı hangisi ve fiyatı ne kadarsa, bilin ki 100 gram eksik alıyorsunuz.. Ve o eksik aldığınız ürünün ambalaj gramını da, siz aldığınız tatlının ücreti fiyatına alıyorsunuz..
***
Yani 120 liralık baklavanın 100 gramlık ambalaj tutarı, 12 lira Vay da vay.. Ama gerçekte o ambalajın, kutunun darası alınarak, satılması gerekir.. Neyse, Diyarbakırda Ticaret İl Müdürlüğü bu konuda, kolları sıvadı..
***
Bu arada, çay alırken de dikkat edin!. Vicdansızlar sahte çay ambalajlarıyla yetinmeyip, şimdi de çay paketlerine talaş koymaya başladılar.. Vatandaşa çay yerine talaş satılıyor.. İnsanlar ne ara böylesine, sahtekar oldu?.. Ne vicdansızlar türedi bu memlekette arkadaş!?..
***
GÜNÜN SÖZÜ
Kendi doktorun olmanın birinci kuralı, sevmeyi bilmektir. Neyi aşırı seviyorsak sıkıntı orada başlıyor. Kendi doktorun olmanın ikinci kuralı ise kaderi senin yazmadığını bilmendir.