Anayasa Değişikliği Paketi'yle alakalı; "süreç ve zaman" işlemeye başladı. Artık 'geri dönüşü' olmayan bir yolda. Çünkü 'paket' bir bütün ve son rötuşların ardından Meclis'e sunuldu. Muhtemelen de; 7 Nisan'dan itibaren 'görüşülmeye' başlanacak. Her ne kadar; dün son dakika 'Paket' imzalarında iki liste iddiası ortaya atıldıysa da.
* * *
Süreç; işliyor. Peki, psikolojik durum nasıl? Yani Muhalefet 'nasıl' bir stres yaşıyor. İktidar 'çıkışın' formüllerine yönelik hesapları nedir? Şu an ciddi manada; 'taraflar' arasında sinir harbi yaşanıyor. Halkın düşünceleri dışında; Muhalefet ve İktidar 'boğuşuyor'. Tabi sinir harbinin 'odaklandığı' hedef bundan sonra 'ne olacağıdır?'.
* * *
Şöyle ki; Anayasa Değişiklik Paketiyle alakalı Meclisten çıkacak 'oylama' sonuçları; Taraflar için 'yeni' bir yol haritası çizdirecek. Özellikle de; İktidar Partisi cephesinde. Çünkü Meclis'teki 'genel oylama' veya referandum'a yol açacak oylama! Tamamen 'güven' oylamasını nitelendirmektedir. Eğer sonuç 'menfi' olursa. Yani iktidarın 'beklentisi' doğrultusunda seyir hâsıl işlerse; 'aynen' devam. Ama eğer 'olumsuzluk' icra ederse; ' o zaman da', AK Parti B planını devreye sokup. 'Erken Seçimi' tartışmaya açacak. Nitekim A ve B planıyla 'alakalı' hummalı çalışmasını kesintisiz sürdürüyor. İkisi de baş-başa gidiyor.
* * *
Malum! Şuan Meclis'ten yansıyan ışığa göre! Yani tablo; CHP, MHP ve Bağımsızlar 'âmin' demiyor. Pakete 'hayır' diyor. BDP'ye gelince! İlk günden itibaren 'şartlarım' diyor, eğer ekseriyeti hayat bulursa 'evetim' var. Yoksa 'yokum'! Önemli bir diğer sıkıntı da; AK Parti'nin kendi içindeki 'muhalefet'. Ki son günlerde bu muhalefet kanadının 'sesi' her ne kadar net isimler zikredilmezse de 'yükseliyor'. Zaten bir önceki yazımda ifade etmiştim; AK Parti 'referandum' şansını kaybederse. Bu 'kendi' içinden gelebilecek hançerle olabilir diye. Anlayacağınız; ilk günlerin 'iyimser' tablosu şuan görünmüyor. Onun için de; hükümetin Anayasa Paketi Değiştirme 'turlarında' işi bir hayli zor! İsterseniz! Şöyle bir meclisin son aritmetik durumuna bi bakalım. Kimin 'kaç sandalyesi' ve Anayasa'ya verebileceği 'eveti ve hayırı' kaç?
* * *
Şöyle ki; AKP: 337 CHP: 97 MHP: 69 BDP: 20 DSP: 6 DP: 1 Türkiye Partisi: 1 Bağımsız: 11 Toplamını derseniz; 542. Bu tabloyla kafaları karıştıran iki önemli soru var. Bir: Anayasa Paketi firesiz 367 oy alabilecek mi? İki: Referandumun yolunu açabilmek için 330 alınabilinecek mi? Aslında; 'şok sürprizler' hâsıl olmaz ise; sonuçlar yüzde 8090 oranında belli.
* * *
Birinci şık dersek; Referandumsuz 'paketin' kabulü mümkün değil. Hatta imkânsız. Çünkü bunun için 367 oy gerekli. Diyelim ki; Meclis Başkanı Şahin'i saymazsak! AK Parti 'firesiz' tam-tekmil, kesintisiz 'evet' dese bu 336'dır. Geriye 31 oy gerek. Bağımsızlar dün itibariyle 'ret' dediklerine göre! BDP'nin özellikle 'Seçim Barajının Yüzde 5'e indirilmesi' şartının. Başbakan tarafından 'kabulü mümkün değil' açıklaması paralelinde; BDP de 'biz yokuz'. Demek ki; Paketin 'referandumsuz ve sorunsuz' Meclis'ten 'evet oyunu' alması mümkün değil. O zaman; ikinci şık devreye giriyor. Yani; 330'u 'kesin' olarak sağlamak. Bu iş de 'öyle kolay' gözükmüyor.
* * *
Anayasa Değişiklik Paketinin mecliste kabul görmesi için bildiğiniz gibi; 330 'evet' oyu şart. AK Partinin Vekil sayısı 337. Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin oy kullanmadığı için; sayı 336'ya iniyor. Bu parmakların hepsi 'evet' için kalkacak mı? İşte burası da; ciddi bir muamma. Ve flu bir görüntü hâkim. Nitekim Ankara kulislerinde 20 Milletvekilinin 'hayır' oyu kullanacağı söyleniyor. Hatta Zekai Özcan bile peşin ifade etti 'pakete oyum hayırdır' diye. Takdir edersiniz ki; 'oylama' gizli. Hatırlarsanız; 1 Mart tezkeresinde 'hükümet' ciddi fireler vermişti. Şuan isimleri zikredilenler 'hayır' derse ne olur? Anayasa Değişiklik Paketi 'geldiği' gibi geri gidecek. Sonra ne olur?
* * *
İşte o zaman; mevcut siyasal hükümet 'güven kaybı' zafiyetine uğramış olur. Bu kaybın da; çıkış yolu 'Erken seçimdir'. Ki bunu da en kısa zaman dilimi olan 7 Nisan'da göreceğiz. Şimdiden; Kendimizi 'Erken' seçim moduna kurgularsak. Sanırım bir adım önde oluruz. Ama şu gerçeği de unutmamak gerekir. Türkiye bir kez daha 'Siyasilerin' siyasi rantları uğruna 'değişim' şansını kaçırmış olur.