SAĞLIKTAKİ İŞLEYİŞ
Eklenme: 14.07.2014 00:00:00

Sağlıkta;

Neler oluyor demeyeceğim?

çünkü her şey ulu orta yerde cereyan ediyor.

Ve hemen her gün yüz yüzeyiz

Sağlıksız!

Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği.

Daha iki yıllık "ömre" sahip, bir bile kurum değil!

Ama mevcut devlet kurumları içerisinde, "en Politize" olmuş, kurum kimliğini almış durumda...

Özellikle Diyarbakır için itibar sıfır!

***

Tabiri caizse "beri berdan" yolgeçen hanı gibi!

Kaç "Genel sekreter" geldi, kaçı gitti, belli değil.

Mübarek, 6 ay'da bir değişiyor/değiştiriliyor.

Görevden alınmalara bakın.

Atanma şekillerine bakın.

Hepsi; "akla ziyan" gerekçeler ihtiva ediyor.

Ya yolsuzluk, usulsüzlük.

Ya da "paralel" veya fikir çatışması!

Hizmeti sorgulayan yok, Diyarbakır'ı düşünen hiç yok!

***

Kentin siyasilerine sorsanız!

Bakan ve Milletvekillerine bu "nasıl bir tasarruf" diye.

Atanan. Görevlendirilen kim. Hangi ilke ve liyakatlik öncü?

Bilinmezuk.

Alınan cevap, "müdahil değiliz, Sağlık Bakanlığı tasarrufunda".

Bakanlığa sorsanız?

Diyorlar ki, atananların referansları belli.

Yani siyasileriniz!

***

Haliyle de işte ortaya da böylesi boşluk ve "otoritesizlik!" çıkıyor...

Gelen de. Yetkili olan da; "bildiğini" öttürmeye başlıyor.

Kontrolsüz bir yönetim!

Doğal olarak da, kurum etkileniyor.

Ve tabi ki bağlı olan hastaneler de.

Sağlıksız bir işleyiş!

Kimse çıkıp diyebilir mi şu son 2 yıl içerisinde, Diyarbakır "sağlıkta" şu başarıyla gündem olmuştur.

Yani Genel Sekreterlik yönetimi hayata geçirildiği zaman ölçeğinde; Diyarbakır mevcut yapısına "şunu" katmıştır diyebilir mi?

Ne mümkün?

***

Ya da.

Sağlıktaki "yenilikler" alanında başarımız budur?

Diğer illere.

Hatta ildeki özel ve Üniversite Hastaneleri dhil olmak üzere.

Hepsi çağa ve tıbbi alandaki yeniliklere "ayak" uydurup değişime giderken.

Kamu Hastaneleri diyebilir mi ki "şu alanda şu öncülüğü" yapmışızdır.

Veyahut da, "bizim de maharetimiz bu?"

Yok!

***

Hani, "Organ Nakli" lisansı alınmıştı.

Bu yönde; "birim, eğitim ve hekim" kadrosu oluşturulmuştu?

Şuana kadar, "bir kaç böbrek nakli" dışında, var mı bir beceri.

Ki artık, "böbrek nakli" en sıradan hastanede bile yapılıyor?

Adına Eğitim ve Araştırma Hastanesi deniliyor.

Var mı, "eğitim ve araştırma" örnek teşkil eden bir vaka!

Yok.

***

Öyle işgüzarlıklar icra edildi ki.

Akıllı hastane, "akılsızlaştırıldı?"

Peki, hastaneler ve Kamu Hastaneler Birliği kent ve ülke gündemine "neyle" öne çıktı?

Yolsuzlukla.

Rüşvetle.

Suiistimalle.

Hastanelerdeki aksamalarla.

Asansörlerle.

Ameliyathanelerin, rezaletiyle.

Kısacası enva-i mevzuuya dayalı olumsuzluklara, "ben buradayım" dedi.

***

Tüm bunları bir kenara bıraksak!

Övünüyoruz!

Diyarbakır bölgenin, merkezi kenti.

Güneydoğu'ya Sağlık hizmeti veriyor.

Ki son yıllarda.

Komşu ülkelerden gelen hastalar da var.

Kuzey Irak. Suriye. Lübnan.

Hatta Filistin dhil olmak üzere.

Ama gel gör ki; hala birçok hastanemiz -Ki Üniversite hastanemiz de bu işin içinde- yataklı tedavi de "koğuş" sistemine devam ediyor.

***

Örnek çok.

Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi.

çocuk Hastalıkları Hastanesi.

Bu iki hastanemiz yıllardır "koğuş sistemiyle" yataklı tedavi uyguluyor.

Ve ne hikmetse; bu iki hastanenin binası da "yıllardır" yıkım kararına rağmen, ayakta!

Biliyorum ki, Selahaddih Eyyubi Hastanesinin başhekimi bu noktada büyük bir gayreti var.

Ne var ki, "burokratik ve idare" engeller söz konusu!

çocuk hastenesi!..

Yıllardır yatak, sıkıntısı yaşıyor.

Yaz mevsimi gelince Diyarbakır'da "çocuk hastalıkları" açısından yaygın bir rahatsızlık söz konusu.

Şuan bile, çocuk Hastanesinde bir yatakta "birden fazla" çocuk yataklı tedavi görüyor.

Nasıl bir tedavi uygulanıyorsa!

Hastalar şifa nasıl buluyorsa o da meçhulumuzdur?

***

Diyarbakır halen "çocuk ölümlerinde" sıralamada öncü iller arasında, olması da bundan olsa gerek.

Bakınız, Kadın Doğum ve çocuk Hastanesinin en üst katlarının bazıları boş.

Düşünün; bir tarafta bir yatakta üç hasta, diğer tarafta, boş odalar, yataklar.

Ne mevcut yapıda yenilemeye gidiliyor ne de hasta transferini buraya yapalım diye düşünen?

Nereye bakarsan, arıza-i bir durum.

***

Şimdi gelelim; Dr. Murat Karğın'a..

Yeni Genel Sekreter O.

Atanalı kısa bir süre oldu.

Yabancı bir isim değil.

Tanıdık.

Nitekim uzun yıllar Devlet Hastanesi ile Kadın Doğum ve çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde Başhekimlik görevinde bulunmuş bir isim.

Sağlıktaki işleyişi de biliyor.

Yani diyeceğim Diyarbakır'ı yeniden keşfetmesine de gerek yok.

İşin içinden gelen biri.

***

Tabiri caizse;

Sağlık camiası "onun" nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu biliyor?

O da, Sağlık camiasının nasıl bir yapıda olduğunu biliyor?

Birbirlerine yabancı değiller.

Bakalım, bu arıza-i durumların üstesinden gelecek mi?

Konuşuluyor.

Kadro değişimi, yeni projelerin hayata geçirileceği, aksaklıklara "neşter" vurmaya hazırlandığı.

Göreceğiz.

Ama henüz bir emaresini görmüş değiliz.

Sessiz ve sedasız.

Gözlüyoruz, hem de çok yakından!

***

Sonuç olarak!

Diyarbakır'daki Sağlık Kurumları hal-i hazırdaki seyirle "hızla" sağlıksızlaşmaktadır.

Eğer ki, "aynı tas aynı hamam" misali çark devam ederse!

Karğın'ın da "ömrü" 6 aydan öteye gitmez.

Diyarbakır'da bu sağlıksız ortamdan "kurtulamaz" daha beter olur.

Siyasilerimiz de ne kadar "bizim tasarrufumuzda" değil deseler de, "fatura" onlara kesilmeye devam edecek.

***

KOCA NİYE İSTİFA ETTİ?

Evet.

Ağız ve Diş Hastanesi Başhekimi Dr. Hamza Koca.

Geçtiğimiz hafta camiasının ifadesiyle "şok bir kararla" görevinden istifa etti.

Sessiz-sedasız! İstifanın ardındaki "sır nedir" derseniz henüz meçhul.

Koca, mevcut Başhekimler içerisinde en eski isimdi!

8 yıldan fazladır bu görevi yürüten bir isim!

Denilene göre; "kendi inisiyatifiyle" istifa etmiş.

Yani görevden alınma, ya da, hakkında müfettişlerce hazırlanan raporlar doğrultusunda, kurgulanan bir istifa değil.

İstifasını kendisi sunmuş.

"Görülen lüzüm" üzerine.

***

Tabi kendisi de, pek konuşmuyor.

Niye konuşmadığı da garip.

Ama er ya da geç; "kokusu" çıkar.

Yerine, kim gelecek, ya da kim atanacak, o da henüz belli değil?

İsim arayışı var.

Netice de; Sağlık camiası şuan "değişimlerin" kulisleriyle yoğun bir hareketlilik yaşıyor diyebiliriz!

Umut ederiz ki, "hayra" vesile olur.

Yeter artık, Diyarbakır bu alanda çok "şer" durumlar yaşadı.