SAHİ! DEMOKRATLAR MI?
Eklenme: 26.03.2010 00:00:00

Sahi! Demokrasi! Ve 'demokratlık'. Hangisi; 'bireysel' Ya da hangisi 'toplumsal' hitap içeriyor. Tabi ki; 'demokrasi 'geneli'. Demokratlık ise 'bireyi' teşkil ediyor. Ama 'ikisinin' icrasıyla; 'güçlü' bir inanış hayat felsefesi vaki oluyor. Doğal olarak da güçlü de bir yapı ortaya çıkar. Ne var ki; son dönemlerin modası. Demokrasi ve Demokratlık 'ben varsam' şartını almış.

* * *

Şöyle ki; Toplumun bir 'kesimi' dayatıyor. Ben varsam demokrasi vardır. Ben yoksam demokrasi yoktur. Diğer yandan; birey'in 'ön şartı'. Demokratım, demokratız. Tabi ki 'ben, biz' varsak. Biz yoksak 'demokratlık' olmaz. Garip bir 'ruh' anlayışı. Psikolojik bir hastalık olsa gerek. Tedavi şart. Öyle 'klinik' içerikli bir tedavi değil bu model anlayış bezirgânları. Tamamen 'bulundukları' siyasi çemberin dışına atılmalı. Yani 'siyasetin ıskartaları' olmaları şart. Çünkü; uzlaşı ortamının sağlanması ancak bunların 'tedavüle' çıkarılmalarıyla mümkün. O da; 'biz Millet'in' tercihidir.

* * *

Bakınız! Anayasa Değişiklik Paketi'ne. Muhalefet 'tepeden inmeci' bir anlayış içerisinde. 'Hayır' ön yargıyla dayatıyor. Genel konseptine baktığınızda; 'Demokrasiyi' toplumsal. 'Demokratlığı da' bireysel ölçekte; kimseye bırakmayan bir düşünceye(!) sahip. Biz 'demokratız' diyor! Parti tüzüğüne 'Sivil Anayasa Şart' diye siyah iri şekilde yazıyor. 12 Eylül'ün 'hazırlayıcı ve uygulayıcıları' yargılanmalıdır diyor. Cumhuriyet ve Demokrasi 'rejimin' çimentosu; 'değişmez' diye hüküm koyuyor. Ama gel gör ki; İş icraata geldi mi; 'u dönüşü' yapıyor. Bu yöndeki 'değişime' ilk 'takoz' da kendisi oluyor. Yani; 'bana göre' demokrasi. Ne mutabakat ne de uzlaşı! Paronayak bir durum vaki.

* * *

Zaten 'siyasetin' kahredici beynindeki bu psikolojik 'aksamanın' yüzündendir ki; Ülke ve millet... Kuvvetler ayrılığını teşkil eden 'kurumlarımız' bile. Rejimin 'asli unsuru' olan demokrasiyi 'derece derece' uyguluyor. Eğer bu 'zihniyet' güç bende 'tahakküm' hakkı bende diye zalimane politika gütmez iseydi. Bugün; Türkiye ne 12 Eylül'leri yaşan bir ülke olurdu. Ne de bugün; 'demokrasinin' dereceli sancılarını 'ikide bir' çekmezdi. Şu anki psikolojik durumla alakalı; Özellikle CHP için. MHP. Ve diğerleri için. Bir de; 12 Eylül'le 'vesayet' sahibi olan 'kuvvetler'. Ki bunların şu anki en muhalif kanadı; Yargı. Son günlerdeki tavrından dolayı da 'ünvan' takılmış; bu cepheye. Yüksek Yargı Partisi diye! 

* * *

Hatırlayın! Mevcut Anayasa'nın 'Yargı' kanadıyla alakalı; yapılanmayı. 12 Eylülde 'Kırmızı kitap'a satırlar dizilirken. O günün darbeci generalleri değil miydi; 'Onlar' üzerine vesayet kurucu bir 'elbise' giydirildi. Hâkimler ve Savcılar Yasası, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Yasası... Danıştay, Yargıtay... Askeri Yüksek Yargı Mahkemesi Yasası, Askeri Yargıtay Yasası..." Tercihler 'hep onların' istemleri. Düşünüyorum; 28 yıldan buyana 'bu hukuk sistemi' içerisinde; Huzur, güven ve istikrar 'içinde miydiler?'. Vicdanen ve ruhen 'rahat mıydılar?'. Hiç mi; rahatsız olmadılar. Ne diyebiliriz ki; sanırım 'sivilden' rahatsızlar?

* * *

Gerçek 'demokrasiye' inanıyorlar mı? Ve kendilerine; 'gerçek demokratız' diyebiliyorlar mı? Sanmıyorum ki; cevabınız evet olsun. Onlar pek önemli değil de; Sizlerin ekseriyeti 'melez' bir demokrasi ve demokrat karaktere sahip olduklarını düşünüyorsunuz. Ki öyledir. Önceki gün de, dün de; dediğim gibi. Anayasa Değişiklik Paketi 'yeterli mi?' değil. Güneydoğu'ya ve sorunlarına 'cevap veriyor mu?' hayır. Ülkenin 'genel hadiselerini' kökten çözüm getirici mi? değil. Ama bu değildir ki; 'Sivil Anayasa'ya karşı çıkıp; 'istemiyorum' demek. Hiç yoktan iyidir. Bugün bu kadar, yarın daha fazla. Yeter ki; 12 Eylül'ün 'vesayetinden' kurtulabilelim. Yeter ki; 'Sivil' bir Anayasaya Kavuşabilelim. Yeter ki; 'demokrasiyi ve demokratlığı' kişiye özgü değil. Millete 'özgü' yaşayabilelim. Yeter ki; 'uzlaşmasını' bilelim. Anayasası 'milletiyle' uzlaşmayan bir toplum; Kendi iç dinamikleriyle 'uzlaşabilir mi? Sormak gerekir; cevap verme makamında olanlara.

* * *

ÇETİN SÜMER KONUŞMALI

Gelelim; Diyarbakırspor cephesinde. Sahi! Şu anki 'son durum' nedir? Hükmen mağlubiyetler. Seyircisiz ve tarafsız maç cezaları. Hepsi; 'yerli yerinde' hükmedildi. Zaten şuan 'cezalar' bir bir işliyor. Neyse ki; Antalya galibiyeti 'Herşeye' şal çekti(!). Nitekim kimse ' o hadiseleri' ve iç yüzünü artık konuşmuyor. İyi mi, kötü mü 'konuşulmaması' bilemiyorum. Ama bildiğim; 'bu hamurun' Diyarbakır açısından çok su alması gerektiği. Yoksa 'yapılan' yapanın yanında kar kalır. Ve Diyarbakırspor 'Ergenekon Var-i' yapılanmaların bir kez daha kurbanı olmuş olur. Ki 'oldu-bitti' maşallah da diyebiliriz.

* * *

Dedik ya; Diyarbakırspor cephesinde son durum ne? Dün yazıma 'son satırları' dizerken; 'diyarinsesi.orgdan Celal Güney aradı. Diyarbakırspor'la vuku bulan 'hadiselerle' ilgili. Sohbetin bitiminde; uyardı. 'Abi haberin var mı, Çetin Sümer'in son bomba haberi' diye? Ne haberi? Bilgim yok dedim. 'Çetin Sümer EEDC'nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı çıktı'

* * *

Ne var bunda diyecektim ki; 'Anlatmaya başladı. EEDC'nin, geçtiğimiz yıl Diyarbakırspor etrafında nasıl dört' döndüğünü. "Abi! Sen iyisi mi, sitedeki haberi oku". Site'den haberi okudum. Meğer neler oluyormuş ki; haberimiz yok. Tabi bir de belge 'iliştirmişler' habere. İşte 'kanıt' diye.

* * *

Kısa adı EEDC olan oluşumun açılımı; Avrasya Arap Afrika Ekonomi Kalkınma Konseyi Derneği. Bu oluşum aylar önce; Diyarbakır'da faaliyete geçmişti. Hatta birçok kişiyi de işe almış. Sonra da; 'kapı önüne' bırakmış. Diyarbakır'dan 'sırra kadem' basmıştı. Sanırım! Bu oluşum; Diyarbakırspor'la ciddi manada 'maddi diyalog' içerisine girmiş. Reklam anlaşmaları gibi. Fahişte bir rakam o gün için icra etmişlerdi; 'Diyarbakırspor'a milyon dolarlar' akacak denilmişti. Sonra; ne olduysa 'geldikleri gibi' gittiler.

* * *

Şimdi; Çetin Sümer'in 'işbirliği' ortaya çıktı. Ne amaçlı olduğu; gayet ciddi ve cevap bekleyen bir soru? Çünkü 'zihinleri' bir hayli bulandıracak bir durum. Bakalım! Çetin Sümer buna resmi anlamda 'nasıl' bir yanıt verecek? Masumiyet mi hasıl, yoksa başka bir düşünce mi hasıl. Bekleyip göreceğiz. Lakin diğer vakalarda olduğu gibi; 'sessiz' kalırsa. İlerisi açısından bir hayli 'zanlı' olacak? Bizden söylemesi! Hepinize hayırlı Cumalar.