Arıza-i adamlar bunlar.
"Oruç" çarptı diyeceğim!
Ama "tuttuklarını" sanmıyorum.
Beşli de tutan olsa da bir iki.
Zaten, arıza-i durumları oruçtan bildim bileli mevcut!
Siyaset "kulvarına" adım attıklarından itibaren, vakalar!
Ağızlarından çıkanı kulak duymadığı gibi, bir sonraki "cümleleri" ilk cümlelerini hemen duş ediyor.
Saf dışı bırakıyor.
Yani; zihinsel bazda "Arap saçı" gibiler.
***
Bakın, Ana muhalefet.
Ortanca, muhalefet.
Ve uvertürleri.
Yeni isimleriyle, beşli aktörler.
Ortaya, "çatı adayı" Ekmeleddin İhsanoğlu'nu sundular.
İyi güzel.
Demokratik bir tercih.
Yasal da.
Hiç bir sakıncalı durum yok.
Her ne kadar; "kendi" içlerinde hazmedemeyişleri var ise de!
***
çatı adayı!
Bu mayaları tutar mı, sanmam.
Ama "seçim" bir yarıştır, "kazanılır da, kaybedilir de", doğasında mevcut.
Lakin ileri demokrasi ve demokratik "kazanım" için, tercih "halk" çoğunluğunu üstün kılar.
Yani, sandıkta seçmen kimi "istemişse" o çıkar.
Ve seçen, seçilen, seçilemeyen herkes, "saygı" duyması gerekir.
Ortaya çıkan sonuca!
Ne var ki; öyle siyasi liderlerimiz var ki, akla ziyanlar!
***
İşte;
Beşli aktörün, "külsüz" mangal fırtınaları!
Kılıçdaroğlu. Yanında, bir de Bahçelisi.
Ağız birliği, konuşuyorlar.
Diyorlar ki;
YSK Başbakan Erdoğan'ın "adaylığını" reddetsin.
Adaylık "niteliğini" taşımıyor.
Sakıncalı biri
***
Sonra.
Eksen değişikliğiyle, bu kez farklı konuşuyorlar?
Ama Başbakanlıktan istifa etsin, adaylığı sürsün.
Bir de ekleme yapıyorlar.
Devlet imknlarını sakın ola kullanmasın.
Seçimde.
Mitinglerde, toplantılar da; "bel çıkılmasın."
İyi de bir karar verin. Hangisinde, hemfikirsiniz!
Tutarsızlığın bu kadarı da!
***
Peki, "yasal" bir hüküm var mı; "Başkanlıktan" istifası gerekmesi için?
Ya da, Başbakanlık vasfıyla, seçime girmesi için.
Yok.
Hiç bir sakıncalı durum söz konusu değil.
Neymiş; "etik" değilmiş?
Vay sevsinler sizin "etik ve ilke" anlayışınızı.
Sormazlar mı "sizin" siyasi ilkeleriniz ve duruşunuz "etik mi?"
Ne gezer?
Tutarlı bir tarafınız var mı ki, "etik ve ilkeli" olasınız!
***
Bir diyeceksin ki, "YSK adaylığını" reddet.
İkincisi, reddetmezse, O zaman Başkanlıktan istifa etsin.
Üçüncüsü, bunlar olmazsa, "devlet imknları" kullanmasın.
Ha bir de; Cumhurbaşkanı adayı "siyaset" dışında olsun.
Yok, daha neler.
Bir noktada karar verin be beşli aktörler.
O da yok!
Tabiri caizse, "nerden" tutturursam!
Olta misali, ya tutarsa!
***
Merhum Nasrettin Hoca'nın fıkrası gibi.
Hoca, göle maya çalıyor.
Soruyorlar hoca ne yapıyorsun. Göle maya çalıyorum.
Hoca olur mu?
Ya tutarsa.
Bunların zihni siyasetleri de bu.
"Ya tutarsa".
***
Nitekim Erdoğan gibi Demirtaş'a da aynı tavırları sergiliyorlar!
Özellikle, Bahçeli!
Diyor ki, "adaylığına itirazım var."
İyi de neden itirazın var, gerekçen nedir?
Tutarlı bir gerekçe yok.
Neymiş; "Sakıncalı." görüyormuş kendisi!
Hoppala.
Bu nasıl siyasi bir gaflettir ki, "siyasetten" benimsemediğini "sakıncalı" görebilmek?
O zaman karşı siyasi duruşta.
Der ki; "sen de benim için sakıncalı siyasetçisin?".
Olur, mu olmaz.
***
Şimdi, Demirtaş!
O Demirtaş değil midir ki, Milletvekili.
Kaç dönemdir, BDP Genel Başkanı.
Ki son olarak, HDP'nin Genel Başkanı seçildi.
Hal-i hazırda; halis-muhlis Milletvekili.
Halk seçmiş.
YSK da mazbatasını verip, onaylamış.
Yani "sakıncalı" bir durum, yasal bir engel yok.
Ki üzerinden bu kadar süre geçti.
O gün, "sakıncalı" demiyordun da.
Niye bugün; "birden sakıncalı" oldu.
Velhasıl; Demirtaş'ın dediği gibi "haddini bileceksin."
***
Galiba.
Sakıncalı bir haliyeti var ise!
Haddini bilmezlik bulunuyorsa.
Ki bulunuyor.
O da, Türkiye'nin yarınlarını sekteye uğratan "tutarsız" siyasettin kulvarında koşan bu düşünce erbaplarıdır...
Baksanıza!
Seçim arifesindeyiz, ülke ve millet için konuşulan bir cümle yok.
Varsa, yoksa "havanda" su döven tutarsız siyaset.
***
Sahi.
Ekmeleddin İhsanoğlu kendi beşlisine ne diyor?
O da mı; onlar gibi "tutarlı" siyasetten uzak, düşünüyor.
Düşünmüyorsa!
çıkıp konuşmalı; "demokratik" bir yarış içerisindeyiz.
Tüm adayların da adaylıkları "demokratik" yasal!
Ama nerdeeee.
***
Siyasette "loto-toto" yok.
Saha emeği şart.
Beleş yok.
İşte, Erdoğan 12 yıldır, partisi iktidar.
Üç dönemdir de, Başbakan!
Tabiri caizse, "çekirdekten" buraya geldi.
Birileri gibi; "kasetle" gelmedi.
Ya da, "vefatla" mirasa konmadı.
Ha keza; Selahattin Demirtaş'ta öyle!
Eşeleyerek. Tırnağıyla, alın teriyle, bedel ödeyerek geldi.
Yani, tutarlı siyasetin sonucu bu kazanımı aldı.
***
Onun için de!
Sanmıyorum ki halk nezdinde "sakıncalı" siyasilerdir.
Sakıncalı varsa o da; "tutarlı siyaset" üretmeyenlerdir.
Ne yazık ki, ülkenin talihsizliği de bundandır.
çünkü ülke ve millet olarak en büyük kaybımız da akl-ı selim muhalefetten yoksun olmamızdır.
Evet, bu seçim Türkiyenin yeni bir sistem ile tanışması ve kabulü anlamına geliyor.
Yani artık Cumhurbaşkanını bundan sonra halk yani cumhur seçecek.
Hadi o zaman "Cumhur'u da" sakıncalı görün.
Gördüğünüz o dönemler kapandı.
Artık cumhur konuşuyor.
Konuştuğu içindir ki, bugün "beşli" olmanıza rağmen, atıla doğru gidiyorsunuz?