SİYASETİN DİLİ ‘ANARŞİ VE FANATİZMİ’ KÖRÜKLÜYOR!…
Eklenme: 5.09.2022 00:00:00

Mevcut siyaset ve siyasi hal-in kullandığı dil hiç de iyi bir hal icra etmiyor!.. Yekün bir zihin karmaşası ve güdümlülük var İktidar, muhalefet, sağcısı, solcusu, liberali, demokratı, komünisti, sosyalisti bilumum ruh sirayetiyle siyasetin çatallı dilini kullanıyor.. Ve ağızlarından çıkan her sözcük toplum nezdinde anarşi ve fanatizmi körüklüyor ne yazık ki!

***

Gerekdüşmanlar olsun, gerek dış düşmanlar olsun, vücut bulan anarşik ortamdan büyük bir haz aldıkları, dün olduğu gibi bugün de hepimizin malumudur.. Türkiyeninkarışıklığa düşme haline avuç ovuyorlar.. Ki, keyfiyetle, iştahlı, iştahlı ülkenin, devletin ve milletin birliğine, dirliğine açık ve aleni bir şekilde saldırmaktadırlar!.. Sinir uçlarına dokunuluyor..

***

İnanç üzerinden, kimlik üzerinden, dil üzerinden, yaşam koşulları, sosyal, ekonomik meseleler üzerinden; saldırıyorlarYa da var olan yarayı kaşıyorlar.. Kanatarak bunu yapıyorlar.. İktidarın içerisine çöreklenmiş, rantçı çevrelerin çift yönlü ihanetliklerine odaklı, siyaset devşiriyorlar.. Mültecileri kullanıyorlar.. Yani, hizipleşme ve kutuplaştırma gayretiyle halk deyimiyle isyanı teşvik ediyor Sokağı geriyorlar..

***

Örnekler sıralamak gerekirse!.. Siyasinin biri çıkıyor, yaldızlı, okkalı, yürekleri okşayan(!) sözde cümleleri sıralıyor.. Demokrasiden, insan haklarından, özgürlükten, eşitlikten, hak, hukuk, adaletten dem vuruyor.. Bayrak, millet ve vatan diyor.. Ve bunların tek savunucusu benim diyerek, Türkiyenin barışçıl bir helalleşmenin sürecine girmesi gerektiğinden söz ediyor..

***

Alkışlar alıyor.. Prim aldığını görünce de, bu kez sanki bunların hiçbiri söylememiş gibi; siyasetin çatallı dilini devreye sokuyor.. Ve başlıyor, aksi istikamette anarşiyi ve fanatizmi körüklemeye, teşvik edici isyankar çağrılarda bulunmaya.. Ne diyor; askeri, polisi, dinlemeyin.. Mahkeme kararlarına saygı göstermeyin.. Hakimleri ve savcıları tanımayın

***

Ekliyor; devlete olan borçlarınızı ödemeyin, elektrik, su, gaz faturalarınızı ödemeyin.. Bürokrasiye ve bürokratik işlemlere inanmayın, dinlemeyin. Sınav mı, mülakat mı, okul mu, üniversite mi, yurt mu, hepsini boykot edin.. İşçiler, memurlar, kamu yöneticileri hiçbir şeye imza atmayın, iş yapmayın sokağa dökülün; anarşi yaratın..

***

Ve aba altında, gösterilen sopa!.. Biz iktidara gelirsek, alayınızın köküne kibrit çakacağız diyor. Ya bendensin, ya da yoksun Tehditler, hakaretler, küfürler düzine misali ağzından döküldüğü gibi, bir de devletin ve yasaların mevcudiyetinde yasadışı oluşumlar olarak gösterilen yapılara da göz kırpılarak bütününe serbestiyet kazandıracağız, zikrinde bulunuyor olmaları ayrı bir nobranlık!

***

İçe dönük; anarşi ve fanatizmi alevlendiren böylesi siyasetin kahramanları(!), Türkiyenin tek korucuyu ve kollayıcısı olarak da, kendilerini gösterme pervasızlığı var ki, aman ha aman dedirtiyor.. çünkü, vaki değil bu siyasetlerindeki çatallı dillerinden birinin, Türkiyeye diş bileyen dış düşmanlara karşı, tavır takınmaları, ya da iki kelam ettikleri..

***

Ne Fransaya, ne Yunanistana ve ne de yıllarca müttefik adı altında Türkiyeyi iliklerine kadar sömüren, esaret altında tutup, vesayetler oluşturan Amerikaya karşı, sarf ettikleri bir kelime yok.. Ne dün ne de bugün.. Görünen o ki, yarın da olmayacak.. İşte, Türkiyenin demokrasisindeki siyasetin ruh hali, kullandığı dil böylesi bir süreci, zorlu bir dönemi bize yaşatıyorHele ki ufukta seçim var iken..

***

İktidarın mevcut duruma katkısı ve körüğü vaki olsa da özü itibariyle muhalefet ne hazindir ki; milli iradeye odaklı bir iktidar olabilme hesabında ve siyasi mücadelesinde değildir.. Olmadığı içindir ki; anarşi ve fanatizm ekseninde, iktidara bileniyor.. Yani, milletin vermediği iktidarı;karışıklıktan, çeşitli terör örgütleri ve suç şebekelerinde, devletin mekanizmasını militarize ederek elde etmeye çalışıyor..

***

CHP KAZANI FENA KAYNIYOR!.

Diyarbakır özelinde fena kaynıyor.. Ve taştıkça da taşıyor.. Ki bugün, değil.. Özellikle Baykal sonrası, ne sular duruldu, ne dikiş tuttu, ne de istikrarlı bir teşkilat yapılanması oluştu.. 10 yıldır böyle.. Sürekli gerilim, tartışma ve kayyum ile mahkemeler ekseninde, el değişiklikleri, tepeden atamalar..

***

Ve bugün, CHP İl Yönetimi kayyım tarafından yönetiliyor.. 45 günlük kongre süreci işliyor Ama kongreden daha çok, ihraçlar, delegelerin düşürülmesi ile, gündemde! 10 Eylülde yapılacak kongre öncesi, mevcut il delegelerinden 38i tedbirli olarak kesin çıkarma cezası noktasında, İl Disiplin Kuruluna sevk edildi..

***

Delegelikleri düşürülenler arasında İl Başkanlığına aday isim de var.. Karar oy birliğiyle alındı.? Buna göre söz konusu kişiler, kongrede oy kullanmayacak.. Bu da açık bir şekilde, gelecek yeni yönetime adrese teslim stratejisi mi dedirtiyor? Ki yerine kayyım atanan İl Başkanı Gönül Özel de adaylıktan çekildi

***

Daha önce kaleme almıştım, AK Partide istediğini elde edemeyip, CHPye geçiş yapanların parti içerisindeki mevcut kaynayan kazanı daha bir ateşleyeceğini.. Nitekim kongreye gidişte, bu ateşlemenin isimlere odaklı şekilde, gürleştiğini görüyoruz.. Bakalım, 10 Eylülde vaziyet kongreyle sükuta erer mi, yoksa daha agresif bir hale mi dönüşür?

***

Tabi, yeniler eskileri siler mi?!.. Hele ki, iktidara yakın bir şansın yüksek olduğu bir dönemde.. Ama kim ne derse desin, CHPnin üst aklı, Diyarbakıra hep gözden çıkaran bir politikayla, kavgalı hanede tutmuştur..

***

Şimdilik, önemli olan iktidara talip olan CHPnin kendisine yakışan(!) layıkıyla bir kongre gerçekleştirecek mi, ya da gerçekleştirilmesi için, demokratik teamüllere uyacak mı?.. Sizce

***

GÜNÜN SÖZÜ

Keyfiyetin ruhunda, sorumsuzluk vardır, akıbeti ise meçhuliyettir!?.

Failed to load the video