Sürece, Suikast Girişimi!
Eklenme: 11.01.2013 00:00:00

Baksanıza;

Tam da, Ülke ve millet sath-inde barışın filizleneceği umutları yeşermeye başlamıştı ki.

Kardeşlik.

Uzlaşı.

Ve Müzakereye dayalı, çözüm köprüleri inşa edilmeye çalışılırken.

Paristen, gelen kanlı suikast haberi, dengeleri alt üst etti.

Akıllardaki, tüm oluşan çözüm pazıları dağıldı.

Zihinler bir kez tar-ü mar kesildi!

Döndük yeniden başa.

Bu nasıl, bir illeti hükümdür ki, kana doymuyor?.

Yazık.

***

Diyeceksiniz ki;

Türkiyenin, n zaman akl-ı selim ruh hali oldu ki.

Her daim; kafası allak bullak!

Nasıl olmasın ki?

Haklısınız.

Bulanık ve puslu bir atmosfer içerisinde.

Dost kim, düşman kim belli değil.

Günün rüzgrına göre yer değiştiriyor.

Saflar her an bölünmeyle yüz yüze!

Bilinmez denklem misali.

Dost görünen, düşman oluyor.

Düşman görünen dost oluyor.

Bir bakıyorsun ki; dostun da, düşmanın da ittifak kurmuş, hedef sen olmuşsun.

***

Evet,

Parisin, Fransanın velhasıl Avrupanın orta göbeğinde; üç Kürt kadını katledildi.

Sakine Cansız.

PKKnın kurucu isimlerinden, Tuncelili.

Yanında,

Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Paris temsilcisi Fidan Doğan ile Leyla Söylemez.

Meçhul, kişi ve kişilerin silahlı saldırısı sonucu gece yarısı kafalarına sıkılarak öldürülüyor.

Yargısız infaz.

***

Peki,

Kim neden ve hangi amaca binaen bu suikastı yaptı.

Suikast diyorum.

çünkü, bu cinayetler komplike bir kimliğe sahip.

Suikast,

Pariste olduysa da, sirayeti Türkiye, hedef noktası Güneydoğu.

O nedenle; bu suikastı, sürece provokatif bir eylem unvanına sahip!

Cinayetin, sorumlu ve tetiği çekenler, ya da emir verenler kim?

Doğrusu her kesimden olabilir!

***

Bu;

Örgüt içi infaz da olabilir.

Türk gladyosu da olabilir.

Türkiyenin, Kürt sorununu çözmesini istemeyen, uluslararası örgütler de olabilir.

Hatta Devletlerin istihbarat teşkilatları da olabilir.

Ama bu kesim;

Kısaca ifade edersek derin kozmik bir yapı olduğu gibi; barış karşıtıdır.

Yani,

Suikastın amacı ve hedefi belli.

***

Şöyle bir çevremize bakalım.

Dünün, Dostu bugünün düşmanı kim?

Özellikle; uluslararası, yani devlet nizamı noktasında.

Suriye...

Kendi içyapısında, çatışmalı ama hedefi Türkiyenin iç barışıdır.

Benim akıbetim, Türkiyenin başına bedduasını okuyor.

İran...

Diş bileyen, dünün dostu, bugünün baş düşmanı.

PKK kozunu her ortamda, kullanmaktan çekinmediği gibi; bugün PJAK rağmen can-ciğer.

İster mi, bu ahbaplık yer değiştirsin?

Irak...

Maşallah, Maliki, düşman başına.

Ağabeyliğini yaptığımız,

Kuzey Iraktaki Federal Kürt Yapısıyla, dostluğumuzu,

Hele ki, Kandille sağlanabilecek çözüm süreciyle ortaya çıkacak, Devlet gücünü ister mi?

Enva-i derin kimliği bünyesinde tutuyor.

Irakın, salih-i selamete ulaşamayışı da, bu derin kimliğinden gelmekte.

***

Gel gelelim.

İsrail.

Din, Dil ve coğrafik daha da ilerisi ata düşmanı.

Şuan, Ortadoğudaki esen rüzgrla yalnızlaşmış vaziyette.

Arayışta, yandaş devlet, yandaş coğrafik alan için.

İster mi, Türkiyenin Arap baharıyla oluşan Osmanlı ruhunu diriltmeyi.

Ve Kürtlerle; barış masasında, çözüme imza atmayı.

Rusya mı..

Ermenistan mı, elleri armut toplamıyor?

En önemlisi;

Savaştan,

çatışmadan,

Kanlı ve buzlu atmosferden nemalanan, milyon dolarları cebe indiren, kozmik oda sahibi, tüccarlar.

Velhasıl;

Daha sıralanabilinecek onlarca, dumanlı havayı isteyen vampir oluşum pusuda!

***

Hadisenin,

Şuan ülkede yarattığı olumsuzluk.

Gerçekten,

Vahim ve kaygı üreten, bir hal-i durumda.

Özellikle;

Siyasilerin birbirini suçlayan ve ölümler üzerinde, siyasi hesap gütme gayretleri.

Hele ki, bazı düşüncelerin oh ne güzel olmuş deyip alkış tutması.

Ürküten,

Bir gidişatı körüklemekten öteye gitmediğini söyleyebilirim.

***

Burada,

AK Partinin,

BDPnin,

CHP ve MHPnin,

Hatta Kandilin, İmralının ve toplumdaki diğer dinamiklerin önemli bir rolü şart.

Karşılıklı,

Suçlama alışkanlığı ve bağımlığını bırakmaları gerekir.

Geçmişten ders-i ibretler alarak, böylesi süreçleri kısırlaştırmak isteyen.

Provoke edebilecek,

Adımları, sekteye uğratabilecek, haince hamleler olabileceğini duyarlı ve hassasiyet getirmeli.

***

Demek istediğim;

Burada as olan işbirliği ve samimiyetin bütünlüğü.

Onun için de,

Bu suikast vakasında suçlamalardan çok, cinayetlerin perde arkasını aralamak gerekir.

Eforu bu alanda sarf etmeliyiz!

Eğer,

Bu ortak aklın inisiyatifiyle çözüme ulaşılırsa.

Bilinmelidir ki;

İşte o zaman bu aydınlık taşı, Hükümetin, İmralının, BDPnin başlattığı Barış sürecinin, temel taşı olur.

Niyetin göstergesi,

Samimiyetin ifadesiyle; mümkün olabilir.

***

Sonuç itibariyle;

Gerek iktidar olsun,

Gerek Kürt siyasetinin dümenindeki aktörler olsun.

Bu suikastın peşini bırakmamaları gerektiği gibi, sağduyu ve barış dilinden, demokrasi kültüründen de uzak durmamaları gerekir.

çünkü,

Savaş kolay başlatılır, lakin barışı inşa etmek zordur.

Eğer samimiyet hsıl ve barışa yönelmişsek, yoldaki dikenlere takılmamak, kışkırtmalara da hayır demek gerekir.

Barışın,

O tatlı dilini bırakmayın!

Hayırlı Cumalar.