Akla ziyan bir mevzuuya döndü!...
Şu yargı'daki; "Haksız tahrik" ve "iyi hal" indirimi, uygulaması.
Ne hakla?
Evet; "ne hakla ve hangi vicdanla" örtüşen bir ceza indirimi bu?...
Ki sanık lehine.
Toplumsal.
Hele ki, mağdur açısından "kabulü" mümkün değil...
***
Ne yazık ki!
Son dönemlerde "Yargıda" sıkça konuşulan.
Verilen kararlarda sıkça "revaç" gören.
Toplumda "vicdani" sorgulama yaratan, bir "sorun"
Tepki çekiyor..
Öfke seli oluşturuyor.
En halisi de "yargıda" güven zafiyeti yaratıyor.
Çiftte standart.
***
Bakınız!
En son "tartışmayı" alevlendiren hadise.
Diyarbakır'da.
21 yaşındaki Abdullah T.
"Sapık bir ruha" sahip ki; işlediği suç "taciz ve tecavüz".
Suç sabit.
Kime yönelik bu suçu işlemiş derseniz?...
70 yaşındaki bir kadına.
***
Kadın felç.
Hasta.
Yatalak ve yerinden kalkamaz durumda.
Karşı da koyamaz.
Ve aynı zamanda; "ama".
Yani; "görme engelli".
İşte bu tacizciye; 21 yıl ceza istenilmiş.
Ancak, hüküm 8 yıl 4 ay'a indirilmiş.
Neden mi?
***
Kendisini savunamayacak,
Karşı koyamayacak,
Görme engelli kadına, "taciz ve tecavüzde" bulunan sanık duruşmalarda "sergilediği olumlu davranıştan" dolayı "iyi hal'e" layık görülmüş..
Ve cezasında indirim uygulanmış.
Neymiş.
Duruşmaya "takım elbise" ile gelmiş.
Kravat takmış.
Hâkime. Savcıya "saygılı" davranmış..
Eee.
Bundan dolayı; "ceza" indirimi yapılıyor.
Yani; "iyi yapmışsın" evlat denilecek noktaya gelinmiş.
Hangi hakla?
***
Selda Bağcan'ın seslendirdiği türkü "Adaletin bu mu, dünya" diye.
Bence.
Türkünün, sözlerini değiştirmeli.
Ve "Adaletin bu mu, Adalet" denilmeli.
Çünkü "vicdanlar kanıyor, toplumsal denge" bozuluyor.
Suçlu kollanıyor.
Mağdur sürüm sürüm süründürülüyor.
***
Hiç kuşkusuz ki, Yargının kanayan yarası haline geldi...
Toplumda; "öfke" seli oluşturdu.
Sanmıyorum ki; Yargı mensubu da bu duruma rıza gösteriyor.
Ama nedense uygulanıyor!..
"İyi hal" mevzusundaki, "yakın dönemdeki" hadiselerden bir kaç örnek.
Tecavüzcü.
Tacizci. Ve canilere dair; "ceza indirimi."
***
Bingöl.
16 yaşındaki "kız çocuğuna" cinsel istismar.
Sanık, 8 Uzman çavuş.
Mahkeme kararı.
6'sına "İyi hal" indirimi.
Verilen ceza; 1 ila 7 yıl arası. En düşük ceza.
***
Adana.
12 yaşındaki kız çocuğu.
Tecavüze uğruyor.
İki yıl sonra; "başından" geçeni anlatıyor.
Sanık Semih Y.
Önce 21 yıl ağır hapis cezasına çarptırılıyor.
Sonra duruşmadaki "iyi halinden" dolayı ceza 17 yıla iniyor.
***
Erzurum
Zihinsel engelli 17 yaşındaki C.Y.
Parkta.
43 yaşındaki İ.G'nin tecavüzüne uğruyor.
Zorla. Darp edilerek.
"İyi hal" sebebiyle, aldığı ceza komik. 1 yıl 4 ay.
***
Diyarbakır.
14 yaşındaki üç kız öğrenci.
Sanal ortamda tanıştıkları.
Kendini "subay" olarak tanıtan şahıs tarafından; "cinsel istismara" uğruyorlar.
G.D. R.A. N.K
Sanık U.Ç.
Suç sabit olmasına rağmen.
***
Kızlara "esrar" içirmesi.
Porno izletmesi.
Ve ardından uzun zaman diliminde "cinsel taciz"de bulunması.
Mahkeme.
Önce sanığı tahliye etti.
Sözde kızlara İngilizce dersi veren Astsubay'a bu kez; 150 yıl hapis istemi yerine.
Cezasını 10 yıla düşürdü.
***
Konya.
Özlem Işık. 31 yaşında. Eşinden boşanmış.
Dul.
Eşinin saldırısına uğruyor.
Önce sekiz yerinden bıçaklanıyor.
Sonra otomobille üzerinden geçiliyor. Eziliyor.
Katil eski koca Kamil Çolak.
İdam. Müebbet yerine.
Mahkeme ""haksız tahrik ve iyi hal" indirimi yapıyor.
Ceza 24 yıl.
***
Bir diğer dava.
Âdem Çıracı. Kezban Doğan'ı öldürüyor.
Ama nasıl.
Başına poşet geçiriyor.
Mutfak tüpü hortumunu da, zorla ağzına dayıyor.
Gazla; infaz ediyor.
Vahşice planlayarak öldürmeye verilen ceza "25 yıl?"
Sebep.
Duruşmalarda, mahkeme huzurunda "çok saygılı" imiş.
Bu nedenle; "iyi hal" uygulanmış.
***
Şimdi.
Bu tablo karşısında; "Adaletin bu mu, Adalet" denilmez mi?
Hangi vicdana,
Hangi izana,
Hangi yasa ve kanuna sığar ki; "hunharca cinayete, hunharca sapıklığa" ceza indirimi, uygulansın.
Kabul edilemez.
***
Bakınız.
Özgecan cinayeti sonrasında; "kamuoyu" yekvücut olmuştu.
Ahali de.
Parlamento da; "hemfikir" noktasında, mevzuya odaklanmıştı.
Türkiye'de yeni "Özgecanlar" yaşanmasın diye kampanyalar yapıldı.
Yüründü.
Pankartlar açıldı, siyasiler sorumlu olmaya davet edildi..
Tecavüz.
Taciz.
Ve Kadına şiddet "son bulsun" denilerek, harekete geçildi.
***
Meclise kanun bile teklif edildi.
İyi hal.
Ve Tahrik indiriminin "kaldırılması" için.
Ama.
Burası Türkiye olduğu için.
Yapılan "yapanın" yanında kar kaldığı için.
Yasalar.
Kanunlar.
Nizamlar.
Ve Mevcut Anayasa "öncelikle" suçluyu, sanığa "korumayı" yeğlediği için; "mevzuu" tozlu raflara itildi.
Unutuldu..
Şimdi bekleniyor ki; yeni bir Özgecen vakası yaşansın ki; "hafıza" yenilensin.
***
Velhasıl.
Derler ya.
"Adaletin kestiği parmak acımaz" diye.
Maalesef.
Adalet değil; "parmak" kesmek.
Adalet hükmüyle; "vicdanları" paramparça ediyor.
***
En sapık ruhlu,
En cani katil,
En vahşi terörist,
Tecavüz etsin,
Cinayet işlesin,
Katliamlar yapsın, insanları "infaz" edip öldürsün.
Eee.
Sonra gelsin hâkim karşısına geçsin.
***
Erkekse.
Takım elbise giysin.
Kravat taksın.
Tıraş olsun. Parfüm sıksın.
Kadınsa.
Makyajını yapsın. Güzel görüntü versin.
Sonra; arzı endamla.
Mahkeme heyeti "duruşmadaki saygılı" duruşuna "iyi hal" diyerek, cezasını "yarı yarıya" indirsin.
Oh ne ala.
***
Tövbe! Tövbe! Tövbe!
Şimdi bunu gören.
Duyan.
Hangi katil, hangi cani "cesaretlendirip" işlediği suçu "tekerrür" ettirmez.
Şöyle yargıdaki dosyalara bakalım.
Eğer ki; "cezalarda" caydırıcılık olsaydı.
Adil.
Ve Adaletin hükmü, "yerinde" icra edilmiş olsaydı.
Suç ve suç turları bu kadar artar mıydı?
Sanmam...
Sizce.