Öyle ya;
Her serüven bir mevzuuyla inşa olur.
Pek tabi ki,
Hayat-i ikmaliyle bir sonla da, noktalanır.
Sanırım,
Tarafa hayat veren ustaların, hayat serüveni de bu seyirle gelişti.
Hiç kuşkusuz ki,
Türkiyenin demokrasi kazanımında.
En önemlisi de,
Cumhuriyetle, benlik zulmü inşa eden vesayetçi, zihniyetin yıkımında.
***
Beri yanda,
Karanlık kurulların,
Oluşum,
Ve kozmik yapıların, deşifresinde aktör oldu, Taraf.
Tabiri caizse; cesaret çığırı açtı, Medyada.
Kapital holdinglerin beslemesi olmadan da;
Medya ülke sath-inde, sorgulayan-araştıran olabilir, bükülmeden.
Hatta ayakta kalabilirliği gösterdi, el lemine!
***
Evet, bugün;
Görülen lüzumla, yaşam damarı stop diyor.
Ya da, damar kesikliği oluyor gibime geldi.
çünkü
Omurgasını oluşturan Ahmet Altan,
Kollardan oluşan,
Yasemin çondar.
Ve yaprak dökümü misali ardlarından; Ümit Kıvanç ve Nabi Yağçı.
Denilene göre,
Önümüzdeki zaman dilimi içerisinde, yeni ayrılmalar olacak.
***
Her ne kadar;
Tarafın patronları gazete lağvedilmeyecek diyorsa da.
İstifaların;
Sırrı lemi deşifre olduğu için, pek de ömür uzun olacağını sanmıyorum.
Gelelim,
Gemi kaptanı Altan neden, kaptanlığı bıraktı.
Birçok okurum, soruyor.
Bu konuda, fikrin ne ve neye yorumluyorsun, Taraftaki depremi.
Zaten yazıyı da, bu sorulara cevap, mahiyetinde kaleme aldım.
***
Yoksa
Taraf nere, Diyarbakır nere, Altan Nere!
Evet,
Ahmet Altan.
Evladı gibi,
Gördüğü ve büyüttüğü Tarafa artık yokum deme noktasına nasıl geldi.
Henüz, net bir fikri beyan-ı olmadı.
***
Ama şunu ifade edebilirim ki;
Son dönemlerde sıkça sorulan bir soru var.
O da şu; Başbakan ne yapmak istiyor. Ya da Başbakana ne oldu?
Her daim,
Medyaya kılıç çekmesi, eleştiri bombardımanında bulunması.
***
Aslında,
Yoğunluk kazanan Başbakana yönelik eleştirisel kalemlerin varlığı der demez, teamülsüzlük bir ruh halini almaktadır.
O nedenledir ki Başbakan artık gizlemeden, dışa vuruyor.
Pek tabi ki, bu dışa vuruş keseri ayağa vurma hal-i vaziyeti icra ediyor!
Demokrasiden,
Özgürlüklerden söz edeceksin, sonra kalemlere elbise biçeceksin diye eleştirilerin okları oluşur.
Zıt bir durum!
***
Hissiyatım odur ki;
Altanı istifaya sürükleyen, son günlerdeki Başbakana hayl-i sert çıkışları..
Ve tabi ki, düne kadar överken, bugün neden tu kaka misali fikri değişim müsebbip olmuştur.
Ama konun durumu;
Patronla dalaşma ve kapı önüne konulma değil.
Bir de, bir süreden beri zaten üst yönetimde bir uyuşmazlık vardı.
Hatırlarsak, Altan uzun süre Evden gazeteye ikmal yapıyordu.
Galiba bu iş;
Bardağı taşıran tamla misaline döndü.
***
Nitekim 6 Aralık tarihli yazının son paragrafında, bu meyanda verdiği bir ipucu vardı.
Ayrılık, sinyali..
Şöyle diyordu;
*Ama Erdoğan'a 'baba' diyen muhafazakr yazarlarımızı da uyarayım, bundan sonra 'babanızın' geliri için bana güvenmeyin, çünkü bu elimdeki son para.
Söyleyin babanıza bir daha yargıçları vasıtasıyla benden para isterse, onu 'bakmakla yükümlü olduğum kişiler' listesinden sileceğim.'
***
Bu arada,
Bazı zihin fakirleri duruma sazan balığı misali sebebiyet olarak AK Parti İl Teşkilatıyla alakalı manşet haberi, gösteriyorlar.
Yani Halit Advana siyasi hayatı bitirme çizgisini atan mevzuu.
Dindarlar da BDPye oy veriyorlar beyanattı.
Sözde bu beyanat üzerine, kızıl-kıyamet kopmuş.
İstifayı getiren de bu işim..
Boş..
Hayalperest ve tabi ki, kıvam sağlama gayretkeşliği..
***
Gelelim;
Bir başka boşboğazların meseleye kendilerince değer biçmelerine.
Onlar da, namı hesaplarına göre ayrılıklarıyla alakalı;
Kullanıldılar ve atıldılar.
Kim diyen.
Kalemlere bakıyorum,
Tarafın hayat ikmalinde, kuyruklarına basılanlar.
Yani; kozmik odalarının, kapı kolları.
Doğrusu aynaya baksalar.
Görürler, kendilerinin pis mendil silüyetine sahip olduklarını.
Ama nerde.
***
Neyse; Müstafilere laf yetiştirilmez.
Az zaman için de;
Mustatillere cevap ikmali gelişir.
Altan,
Gemiyi terk etmenin de, kozmik dokusunu dışa vuracak.
Biraz beklemez lazım.
Benim,
Tarafın ve Altanla birlikte, gelişen istifalara ilişkin fikri beyanım böyle..
Nokta!