Ne yazık ki.. Yok..
İşte, bir kare resim. Pür dikkat bakın..
Tarihi Dört Ayaklı Minarenin resmi
Gördüğünüzde.. Düşündüklerinizle.. Yaşadıklarınızla; sizler için neyi ifade eder kestirmem mümkün değil..
Ama bir duygu kopuşu var Geçmişi yad ederek..
Evet, şahsi bazda derseniz ne diyorsunuz?...
Derim ki; ağıt yakmamız gerekir..
Eyvah eyvah diyerek..
Söylenecek, çok ama çok derin; ifadeler ve söylemler içimden kopuyor..
Ağır ki, ağır yani..
Düşündürüyor.. Bir o kadar de; kalben ve ruhen üzülüyorum!
Biz böyle miydik.. Bizim kültürümüz.. Bizim medeniyet anlayışımız..
Bizim tarihimize, kültürümüze, mimari yapılarımızı sahip çıkışımız bu mu?
Değil
Ancak ne var ki uğratılan erozyonla boşvermişlik içerisindeyiz..
Unutuyoruz..
Değersizleşiyor, değersizleştiriliyoruz..
***
Dile kolay..
Tarihi.. Kültürü.. Medeniyeti.. Ve tabi ki uğrunda canların kurban verilişi, bu Diyarbakırın taşı gibi bahtı kara hali..
Ki hatırlayınca; ne dertler çekmiş diyor..
Ah ki, ah taşların bir dili olsa da konuşsa!. Ama nerde?
Evet, herşeye rağmen tarih ve tarihi yapılar kaç yüzyıldır ayakta..
Doğaya.. İnsana.. Savaşlara.. Hele ki, çukur ve barikat terörüne direnmiş, göğüs germiştir..
Yakmaya, yıkmaya, bombalanmaya rağmen; ayakta...!
Şarkılarda söylendiği gibi.. Yıkılmadım ayaktayım..
Aynen de öyle..
Ki bu hali, insana herşeyiyle güven veriyor..
İşte o maya derken insan yazıklar olsun diyor...
***
Merhum Tahir Elçi ne diyordu?
O dört Ayaklı Minarenin ayaklarının altındaki kurşunların izlerini aktarırken..
Sıkılan kurşunlar yüreğimizedir..
Medeniyetimizededir.. Tarihimizedir.. Kültürümezedir.. Yeter artık demişti..
Derken de karanlığın ve kahpeliğin kurşunuyla katledilmişti..
Tarihin şehidi oldu....
***
Bakınız..
Bu resim, haftasonu bana ulaştırıldı.. Bir okur.. Bir Diyarbekirli. Bir Turizmci..
Şehrin bir kanaat önderi.. Hassasiyetine ve kent sevgisine inandığım bir dostum çekerek gönderdi..
Dediği şu..
Gör bak, dört ayaklının minarenin halini... Kurşunlara, bombalara hedef oldu yıkılmadı.. Dökülmedi.
Ayakta.. Ama ne yazık ki sahiplenen yok...
İlgi gösterilen yok.. Resimde görüldüğü gibi etrafı çöplük ve lağım dolu..!
Ne diyeceksin?..
Bu resim.. Bu serzeniş.. Ve tarihe verilen değersizlik adına küçük bir kare..
Ki daha vahim halleri içeren görüntüler de var..
Surların.. Burçların.. Hevselin.. Dicle Nehrinin iki yakasının işgal altına alınması..
Yani say say bitmez..
***
İşte bu hal-i vaziyet içerisinde, Diyarbakırı Başkentte tanıtım günlerinin icra edildiği bir zaman dilimi içerisinde yaşanılıyor olması..
Deriz ya gel de söyleme..
Söyletiyor..
Hem de, dili keskin hale getirerek söyletiyor..
Yazıklar olsun.. Ayıplar olsun.. Yeter bu yapmacık halleriniz..
Önce kapınızın önünü..
Önce kendi değerlerinizi..
Önce tarihinizi..
Önce Kültürünüzü bilin sahniplenin prüsüzleştrin.
Ondan sonra başkasına buyrun bizim tarihimiz, kültürümüz, medeniyetimiz deyin..
Ama maalesef onu bile yapamıyorsunuz...
Göstermelik.. Riyakarlık.. Birilerine şirin görünme..
***
Nedim çizmeci dostun dediği gibi.,
Bu mu şehrin sorumluluğu..
Bu mu, yerel yönetim..
Bu mu turizmi sahiplenme..
Bu mü kültürü..
Bu mu tarihi koruma ve kollama, şehir adına görev ifa etmek?..
Değil
Ayıp..
Eee.
Boşuna kendimizi paralamıyoruz
Gelen gideni aratır diyerek; şehri sorumsuzlaştıdılar diye..
***
Ankaradaki tanıtım gününe bi bakın..
Diyarbakır diyoruz..
Güneydoğunun İncisi, Parisi diyoruz..
Mezopotamyanın beşiği..
33 medenyeti yaşatan, kucaklayan diyoruz..
Ama tanıtım gününde, Diyarbakır standtlarında, başka illerin ürünleri ve kültürlerini içeren malzemeler var
Suçuk var.. Kokakörç var.. Fıstık var.. Fındık van..
Say da say, bitmez..
Sorulmalı, Diyarbaırın ürünleri mi, sofrası mı, gürmes mi?
Nerdeeee?
***
Eeyy kentin katmanları-kodamanları, koltuk işgal edenleri; vaziyet içinize siniyor mu?
Benim sinmiyor..
Sanırım sizlerin içine siniyordur ki bu manzara yaşanılıyor..
Ya da yaşatılmasına göz yumuluyor..
Sonuç itibariyle..
Diyorum ki buraya tez elden bir çeki düzen verin
Temizleyin..
Buranın anlamı büyük..
Yerli.. Yabancı.. Ki kentte gelenlerin ekseriyetinin ilk durağı Dört Ayaklı Minare..
İnsanlar görmek istiyor..
Tahir Elçi burada mı, öldürüldü diye soruyorlar?..
Geçmişi hatırlıyor..
Selfie çekiyor..
Acilen, çevre temizliği ve bakımı lazım
Restorasyon yapıldı..
Ama sonrasındaki takip ve bakım, icra eilmiyor..
En önemlisi de tanıtım..
Dört Ayaklı Minarenin biyografisini anlatan bir tanıtım levhası yok..
Biri akıllılık etse de; tanıtım levhası dikse!
Evet..
Taşların bir dili olsa da söylese!
***
AYIP YA AYIP..
Tanıtım gününe dair rezillikler..!
Binibir para.. En çok aldığım tepki..
Gelen serzenişler içerisinde dekolteli hostes kızlar oldu..
Ayıp ya ayıp..
Nerde var Diyarbakırın kültüründe böylesi bir sergi ve giyim yok..
Hani fistan..
Hani şal,
Hani tülbent,
Hani al yazma
Nerde Karacadağın o güzel entarili kızı?..
Velhasıl kelam..
Artık gerisini siz söyleyin çünkü ben bu hadisenin hasbi halinden hayli yoruldum..!
***
TAHRAN ZİRVESİ..
İçeriği.. Sergilenin tutum..
Ülkelerin stratejisi.. Hesaplar.. Kitaplar.. Defterler..
Kazan kazan, politikası neyi söyletirse söyletsin!..
Şu hakikati artık görmeliyiz.. Ki, dünya alemin gözü önünde herkes şahit oldu?
Bilemiyorum.. Benzer bir zirve yaşandı mı?.
Sanmıyorum ki bu kadar kritik, Bu kadar derin çerçeveye sahip..
Kim dost.. Kim düşman.. Kim müttefik..
Kim değil gibi bilinmez denklemin hakim olduğu mevzuda icra edilen zirvenin kamuoyunun gözleri önünde yapılması..
Önemliydi.. Dikkat çekiciydi.. Ve bir ilk olarak tarihe geçti diyebilirim..
Derler ya Herşey kainatın gözü önünde cereyan etti..
Erdoğan.. Pütin.. Ruhani.. Yuvarlık masada üç ülke lideri ve heyetleri çevresinde oturmuş...
Suriyeyi, İdlibi mülahaza ediyor..
Muhtevasına girmeyeceğim..
***
Diyeceğim şu.. Türkiyeye çeşitli libaslar giydiren haşhaşiler..!
Türkiyeye diz çöktürmek isteyen şer güçler..
Türkiyenin varlığını.. İnsanlığını.. Beşeriyiteni.. İnancını.. Felsefesini..
Ve iman kudretiyle var olan insani duruşunu sorgulayan tıynetliler!..
Gördünüz mü kim, insani, kim şeytani?
***
İşte bunlar.. Bir kez daha Erdoğandan tarihi şamar yediler..
Ki öyle böyle değil.. Yüzlerine.. Zihinlerine.. Ve tarihi kimliklerine vurdu siz şeytanisiniz diye!..
***
Ki bütün dünya seyretti Erdoğanın insani duruşunu..
Sağlam karekterini.. Ne dedi Erdoğan.. Ateşkes istiyorum.. Kan dökülmesin..
Oradaki örgütler silah bıraksın.. Rejim kendi halkını öldürmekten vazgeçsin..
***
Ne yazık ki, Erdoğan bunları söylerken..
Zirvede barıştan.. Suriyenin bütünlüğünden söz edenler..
Esede bel çıkanlar..
Ayın saatlerde uçaklarıyla İdlibi, halkı bombaladı..
Düşünün...
Pütin diyemedi ben bombardımanı hemen kesiyorum diye..
Ya da ruhani..
Diyemedi..
Ama Erdoğan, ikisine de sesledi insanı ve vicdanı sorgulayarak kan dökülmesin!..
***
Velhasıl kelam..
Tahran zirvesi..
Ne gizlisi..
Ne saklısı..
Ne kapalı kapılar ardındaki hesap hali..
Herşey ulu orta yaşandı..
Söylendi..
Konuşuldu..
Beyan edildi..
Ne diyordu Erdğan zirve sonrası oyuna gelmeyiz, parçası da olmayız.!
çünkü biliyor ki..
Dünyanın çarkı, çok ama çok kirli dönöyür.,
İnsanlığı yok etmek adına şeytaniler çok!....
Üç İLİN BELİRLEYİCİ KODLARI
Üç büyük şehir..
İstanbul.. Ankara.. Ve İzmir
Yerel ittifakta bu üç şehir için, belirleyici kod nedir?
Ankara için Yönetim, AK Parti de ise..
MHP.. Sandıktaki sonucun; belirleyicisi..!
İstanbul.. Yönetim hali hazırda AK Partide ise de
Belirleyici oy kürtlerin..
İzmir İzmir CHP yani sol için yıkılmaz kale..
Ama! 2019deki seçimde; belirleyici oy; küskünler ve Kürtler olacak..
***
Demem o ki..
AK Parti için.. Ankara cumhur ittifakı, kesin sonuç sağlayıcı..
CHP için.. Millet ittifakı, pek fayda vermez..
İstanbul deseniz.. Ankaranın tersosu.. Yani zıttı bir durum..
Millet ittifakı.. Ki, CHPnin olası HDP ile işbirliği, sonuç sağlayıcı olur..
Cumhur ittifakı yetersiz kalır..
***
Peki İzmir.. İşte burası bıçak sırtı..
Özellikle CHP için.. Küskünler ve Kürtler..
HDPyi ittifaka dahil ederse CHP, Kürtlerin oyunu alır..
Ki bu oran olası küskünlerin etkisini minimize eder..
Yani, AK Partinin istemi sonuçsuz kalır..
Sadece, Oy artırımı dışında başka bir netice kamil olmaz..
***
SİZ DEYİN
İki kare resim
Futbolcu Hakan ve ailesine ait
Malum, FETÖden aranıyor Hakan..
Şu an, Firarı.. ABDde yaşıyor..
İki resimde dikkatinizi ne çekti?
Takım elbesi veya spor giyim hali mi?
Yoksa..
Hakanın eşinin başörtülü ve açık hali hangisi..
Ha bu arada hangi reisim, hangi ülkede çekilmiş..
Neyse ben söyleyeyim..
Takım elbiseli..
Eşinin başörtülü hali Türkiyede..
Spor giyim..
Eşinin başını açma hali ise Amerikada..
Yani, ortama göre kamuflaj..
Velhasıl siz deyin, ne diyecekseniz?