TEK SUÇLU DEVLET Mİ?
Eklenme: 11.12.2015 00:00:00

Figen Yüksekdağ ne diyor, grup toplantısında?

Diyor ki…

"Kurşunlu Camii…

Havadan, devlet helikopteri bombaladı."

Sonra ekliyor; "Sur'daki gençlerin uçağı, helikopteri mi var?!"

***

Kürsü'de bunları ifade ederken bir de resim gösteriyor…

Alın-görün diyerek…

Ve bunu, oradaki yerel kaynaklara, sözde görüştüğü kişilere dayandırıyor…

Tabi bir de "basına" yönelik ayrımcılık yaparak, suçlama getiriyor…

İyi, hoş da…

Caminin yakılma vakası hiç de öyle değil…

***

Sadece kendi gösterdiği resme bakılsa!

Cami'deki yangına, yanan mekâna çıplak gözle baksa…

Basına yansıyan, Helikopter'den çekilen görüntüler dâhil…

Medya'ya yansıyanıyla…

Yangın tamamen "Camiinin" dışında veya üstünde değil; içinden çıkmış..

Yani ne kubbe tarafından…

Ne minare tarafından, ne de avludan, duvarlarından yıkılarak yaşanmış bir yangın yok.

***

Eğer ki; Yüksekdağ'ın dediği gibi olmuş olsaydı.…

Helikopter'den atılmış bir bomba idiyse!..

Ya da, tanktan, toptan atılmış yakıcı bir patlayıcı olsaydı Cami'de, bir yıkıntı olurdu?

Kubbeler'de bir delinme, duvarlarda bir yıkılma…

Büyük bir tahribat ve yıkım söz konusu olması gerekirdi?

Ama yok..

Yangın’ın "yerden içeriye atılmış" bir patlayıcıyla çıktığı aşikardır.

***

Derseniz ki…

Bu yangını "kim çıkardı" işte buna net bir cevabım yok..

Şu veya bu diyemem.

PKK mı, YDG-H mı, Ya da Polis mi?

Veyahut çatışma esnasında atılan patlayıcının içeriye düşmesinden mi?

Doğrusu, meçhul…

***

Cami'deki yangını söndürmek…

Ve sebebini araştırmak için çağrılan İtfaiye ekipleri müdahil olsaydı..

Çatışma yaşanmasaydı.

Silahların konuşmasıyla oluşan "güvenlik" sorunu diye engelleme olmasaydı..

O zaman "kim yaktı, nasıl yakıldı" hepsi bir cevap bulurdu?

Ama yapılmadı, müdahale edilmedi, bırakılmadı…

Girift bir durum..

***

Merhum Baro Başkanı Tahir Elçi suikastı…

Dört ayaklı minarenin ayaklarının dibinde, katledildi..

Ama hala tam teşekküllü delil ve yer tespiti yapılmış değil..

Neden?

Çatışma var, can güvenliği yok "denildiği" yaşandığı için..

Peki, kim engelliyor?

***

YÜKSEKDAĞ'IN VARLIĞI

Hiç kuşkusuz ki!

Yüksekdağ'ın HDP'deki varlığı…

Ve onun gibi bazı isimlerin yer alması özellikle Kürt cephesinde benim gibilerde, "rahatsızlık" yarattığını biliyorum…

"Kürt olmayan, Kürtleri nasıl yönetir?" noktasında…

Birebir görüştüğüm, birçok HDP'li bunu söylüyor…

Hele ki, Altan Tan'ın şu ifadeleri hala kulağımda çınlıyor…

HDP'nin "hayat bulma" evresinde bunları ifade etmişti...

***

Tan ne demişti?

"HDP projesi…

Bütün liberal demokratları,

Müslüman demokratları,

Kürt halkının büyük bir kısmını içine alması gereken bir projeyken..

Maalesef sadece marjinal Türk soluyla sınırlı kalan kadük, dar bir proje haline getiriliyor."

***

Tan… Yine o gün için…

Kürt meselesinin çözümünü şöyle ifade etmişti…

"Anadilde eğitim hakkından tutun bölgesel yönetim hakkına kadar, Kürt ve Kürdistan meselesine kadar bu meselenin doğru düzgün bir çözümü.

Özerklik, otonomi, federasyon, neyse...

Laikçi, Kemalist, ulus-devlet Türkiye Cumhuriyeti'nin paradigmasının değişmesi; bizim çözümden anladığımız bu"

***

Şimdi Yüksekdağ için…

Laikçi… Kemalist… Ulus-Devlet zihninden, uzak biri diyebilir miyiz?

Türk Milliyetçiliği…

Ya da, paradigmasının değiştiğine dair…

Yok… Diyemeyiz… Çünkü, marjinal bir kimliği taşıyor…

***

Ki kendisi de ifade ediyor…

Ailem MHP'li…

Bir de, Türkmen kendisi…

Yoksa, "gözü kapalı" bir şekilde olup bitene "tek pencereden" bakmazdı..

Eğer olmamış olsaydı…

Yanlışa yanlış. Doğru'ya doğru derdi.

Ama demiyor?

Deseydi.. Kurşunlu Camiinin yakılmasına…

Ya da, Dört ayaklı Minare'nin ayaklarından vurulmasına..

Tahir Elçi'nin katledilmesine..

***

Okulların yakılmasına!

Sokakların şiddetin, terörün, çatışmanın mekânı olmasına…

Evinden, barkından, işinden, aşından binlerce insanın mağdur olmasına..

Şehirlerin "insansızlaştırılmasına"…

Tepki koyardı. En azından derdi ki;

"Cami yakmayı kınıyoruz. Yakanları lanetliyoruz. Fail kim ise, hemen bulunsun"

Bunu da demedi, Yüksekdağ.

Demez de!… Hedefi, Kürtlerin "barışı" bulması…

Ya da, toplumsal birliktelikle "özgürleşsin" değil…

Gayesi, Kürtler üzerinden "Türk solunu" devleştirmektir…

Bunu bilen biliyor…

***

ÇAĞRIMI YENİLİYORUM?

Dün buradan çağrı yapmıştım…

Özellikle… HDP ve Bölgeler Partisinin tüm kurmaylarına…

Tabi ki, AK Parti.. Ve Diyarbakır'ın diğer siyasi yapıları dâhil…

STK'lar. Kanat önderleri. Yani tüm dinamikler…

Kolektif bir öncülükle… Toplumsal bir "dik duruş" sergileyerek, yaşananlara "dur" demelidir?

***

Okullar yakılmasın. Camiler... Mabetler ateşe verilmesin.

Çatışma olmasın. Hendekler kazılmasın. Barikatlar kurulmasın.

Elinde, silahlı gençler, çocuklar olmasın.

Şiddeti, terörü "şehirden, sokaklardan" uzak tutalım. Operasyonlar olmasın…

Elinde kim silah varsa; "burayı terk etsin" diye sesimizi yükseltelim…

***

Ne yazık ki, bunu bile yapmada imtina ediliyor…

Neden?

Kimse, sebep-sonuç ilişkileriyle "kafa karışıklığı" yaratmasın…

Hiç bir devlet… Hiç bir nizami yönetim… Siyasal iktidar…

Kanun ve yasalarının tanımıyla;

Topraklarında… Şehirlerinde. Sokaklarında, caddelerinde…

"Silahlı örgütlenmeye" izin vermez.

Göz yummaz…

***

Şimdi tüm bu hakikatler orta yerde iken gerçeklere "gözümüzü" kapatabilir miyiz?

Ne mümkün?

Ya da Figen Yüksekdağ'ın…

Havadan taş düşse "devletten bilir" zihniyetiyle…

"Helikopter camiyi bombaladı" sözüne inanılır mı?

Hayır.

***

Bilinen bir gerçek vardır..

Tüm bu yaşadıklarımızdan kurtulmamız..

Arınabilmemiz..

Velhasıl Kürt meselesinin çözüm adresi "güçlü demokrasinin?" ikmalindedir.

Yani, silahsız yöntemlerdedir; çözüm!

DEMİRTAŞ NE DİYOR?

Peki, Selahattin Demirtaş ne diyor; "cami yakılma" olayıyla alakalı?

Doğrusu şu ana kadar, yansıyan ve bize ulaşan bir bilgi yok.

"Görüşü" nedir diye?

Kuzey Irak'a ani gidişi… Yine, apar-topar dönüşü…

Siyasi trafik noktasında; "mevzuya" odaklanmamış olabilir…

Ama öyle inanıyorum ki, vakıf olmasıyla araştırıyordur…

***

Düşünüyorum!

Zaman zaman; "yanlışa yanlış" diyen biri olması hesabıyla..

Cami'nin yakılması "hakikatini" öğrenince…

Yüksekdağ'ı tekzip eder mi?

Bence doğruya doğru demeli?

Ki Demirtaş'ın şu anki sempatikliği, sevilirliği biraz da bundadır.

Yoksa, sevilmezliğine bir ivme daha kazandırmış olur.

Hayırlı cumalar.