TEPKİNİN BİLEĞİNİ BÜKMEK ZOR!
Eklenme: 7.01.2008 00:00:00

StrBody "

Etki ve Tepki! İki farklı anlam içeren kavram! Zıt kutupları ""teşkil"" eder. Ama bir elmanın yarısı gibidirler. Ayrılmaz bir bütün misali. Ne etki tepkisiz, ne de tepki etkisiz olmaz. Birbirlerini ""bütünleştiren"", kimi zaman da ""yok eden"" olmuştur. Sonuç itibariyle; mevzuu bir fizik kanunudur. ""Her etkiye karşı bir tepkinin doğuşu""! ""Her tepkinin karşıtı etkinin oluşu"" Bu sadece fiziki bir tez mi? Hayır! Çünkü Sosyal bilimlerde de bu tez kabul görmüştür. Yaşamı ""formüle"" eden bir tez olduğu gibi; nizam da teşkil eder.

***

Şöyle ki; İster kontrollü, İster kontrolsüz; Etkinin cephesi, tepkidir. Kimi zaman kazanç sağlar, kimi zaman da zarar verir. Günlük hayat akışı içerisinde; ""etki"" alanına girdiğimizde dikkat ederseniz ilk refleksimiz; tepkidir. İster ""sorumluluk"" noktasında olsun. İsterseniz; sorumsuzluk olsun. Ya da; yaşadığınız coğrafyada. Şahit olduğunuz ya da muhatap kaldığınız bir ""etkiye"" karşı; tepkiniz kendiliğinden oluşur. Aksi yönde; ""oluşan"" tepkiye, etki gösterirsiniz. Yani; doğanın bir nizamı ve kanunu artık; ""etkinin tepki, tepkinin de etki"" doğurduğu.

***

Tabi bir de; insanın geninde mevcut olan bir ""davranış"" söz konusu. O da; ""haksızlığa"" karşı, duruş ortaya koymak. Ki bunda yaşadığımız coğrafyanın etkisi ve atalarımızdan gelen ""irsi"" katkı büyüktür. Yasağa karşı daima tepkimizin ve merakımızın oluşu. Nedir, nedendir diye? Zulme karşı da tepkisiz kalan değiliz! Ve millet olarak da daima mazlumun yanında yer almışızdır. Duygusal bir toplum olmamızdandır ki; ""suçlu bile"" olsa, güçlüye karşı direndiği için; yanında yer alırız. Onun için; etki ve tepkiyi ""iyi"" kavramak gerekir.

***

Ki bu özellikle ""kurumlar"" ve kuvvetler ayrılığı noktasında daha bir önem arz eder. Gelelim; neden ""etki ile tepki""nin gelişmesine bu kadar laf ettiğime. Okudunuz mu, dinlediniz mi bilemem! Ama ben dün; mevzuyu defalarca okudum; ""satır"" aralarını kaçırmamak. Virgülle, noktalar ve yüzdelikler anlamında; ""yanlış"" fikir sahibi olmayayım diye. AK Parti'ye yönelik açılan ""kapatma"" davası sürecinde; siyasi durum nicedir? Bu yönde; dün kapsamlı bir araştırma basına yansıdı. Bugün seçim olursa ne olur? Siyasi atmosfer neyi gerektirir? Seçmenin ""beynindeki"" düşünce nedir?

***

AK Parti'nin ""siyasal"" iktidara geldiği tarihten, düne kadar. Hep ""belli odakların"" hedefi olmuştur. Milyonlarca kişinin ""iradesine"" karşı; birileri ""saf dışı"" etmeye çalışmıştır. Erdoğan'ın ""okuduğu"" şiirden dolayı cezaevine girmesi. Hatta; şöyle demişlerdi ""Muhtar"" bile olamaz.. Ama bugün; Başbakan.. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ""Köşk""e çıkış serüvenini hatırlayalım... Anayasa Değişiklikleri ve sonrası. Başörtüsüne ""özgürlük"" anlamında atılan adımlar. Dikkat ederseniz; hep belli bir çizgide adımlara ""etki"" görmüştür. Yani etki alanına alınmak istenmiştir. İşte bunun sonucunda ""toplumsal tepki"" gelişmiştir.

***

Eğer bugün; AK Parti ""tek başına"" iktidar ise, bilinmelidir ki sebebi ve müsebbipleri ""etkiyi"" geliştirenlerdir. İşte bu noktada; Doğan Grubuna bağlı (Ki AK Partiye Muhalefet icra eden) Milliyet; kapsamlı bir anket yayınladı. Her ne kadar; ""amaç"" başka ise de; verilerin ""anlattıkları"" saklı tutulamıyor. Şöyle ki; A&G Şirketi tarafından 1415 Haziran 2008 günlerinde Türkiyenin 7 coğrafi bölgesinde gerçekleştirilen bir araştırma. 34 il ve 112 ilçe. Bunlara bağlı 134 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 1195i kadın toplam 2 bin 403 denekle, ikametgâhında; birebir. Yani yüz yüze görüşülmüş. Öncelikle ifade edeyim; ""anketlere ve araştırmalara"" güvenirlik noktasında; pek itibar etmem. Ama onlarsız da kalmam. Hani bir söz vardır; ""Fala inanma, ama falsız da kalma"". İşte bu noktada; bu anketi iyi tahlil etmek gerekir. Hele şöyle kritik sürecin işlem gördüğü. Günübirlik ""senaryoların"" üretildiği. ""Darbeye hayır"" mitinglerin organize edildiği. Partilerin ""kapatılmasına"" ilişkin davaların havada uçuştuğu. Genelkurmay ile Medyanın ""Haberlerin doğruluğu"" noktasında restleştikleri bir dönemde.

***

Çünkü tüm bu ""hizip"" teşkil eden; etkilerin yarattığı toplumsal tepki; anketin ""tüm verilerinde"" kendini gösteriyor. Şöyle ki; 22 Temmuz seçimlerinden sonra; Anayasa değişikleri başta olmak üzere yaratılan reformların AK Parti hanesine olan ""kazancı""; o gün için yüzde 54,2 diye gösteriliyor. Yani Ocak 2008'de bugün seçim olursa AK Parti'nin alacağı oy oranı yüzde 54,2 idi. Ama daha sonra; kan kaybı başladı. Yolsuzluklar ve Sınır ötesi harekât gibi etkenler ""tepki"" geliştirdi. Ve bu tepkinin sonucunda; 2425 Mayıs 2008'de bu oran gerileme göstererek; yüzde 39,7lere geldi. Anayasa Mahkemesi'nin Üniversitelerde ""Türbanla derslere"" girmenin önünü kesme kararı. Ve ondan önce de; AK Parti hakkında ""kapatma"" davası açması; trendi yükseltti. Öyle ki; 1415 Haziran 2008'de 43,4e yükseldi.

***

Peki, AK Parti kapatılsın mı, kapatılmasın mı sorusuna seçmenin verdiği yanıtta net. Yüzde 53,3ü kapatılmaya karşı. Kapatılsın diyenlerin oranı ise yüzde 34,3. AByi isteyen AKPliler arttı. ""AKP hiç hata yaptı mı?"" sorusuna, seçmenin yüzde 75i genel olarak icraatlarına baktığında AKP iktidarının bazı hataları olduğunu düşünüyor, ancak her 100 kişiden 25i ""AKP hiç hata yapmadı"" diyor. ""Türban düzenlemesiyle Türkiyeyi gerdi"" diyenlerin oranı yüzde 35,6 çıktı. Avrupa Birliği konusunda, ""Türkiye ABye mutlaka üye olmalıdır"" diyenler yüzde 47,6yla birinci sırada yer aldı. Ocak 2008de ""Türkiye ABye mutlaka girmeli"" diyen AKP seçmeninin oranı yüzde 29,5 iken, kapatma davası hakkında ABden gelen açıklamalar bu oranı yüzde 47,1e sonra yüzde 52,4e yükseltti.

***

Araştırmada elde edilen verileri inceledikten sonra bir değerlendirme yaparsak, özetle şunları söyleyebiliriz: Ocak sonundan itibaren sürekli oy kaybeden AK Parti, Anayasa Mahkemesinin türban kararından sonra gelen tepki oyları nedeniyle; bir hayli toparlandı. Türkiye'ye bu veriler noktasında ""Baskın seçim"" getirmesi, sürpriz olmaz. Hele yaklaşan Mahalli seçimleri de ""göz önüne"" getirdiğimizde; Kapatmaya ilişkin ""çıkacak"" olan ""kapat-ma"" kararı; durumu doludizgin yapar. O zaman; etkinin ""tepkisi"" büyük fırtınalar estirir. CHP'ye gelince. Mum gibi erimeye devam ediyor. Her ne kadar; yüzde 30'u bulan kararsızlardan ""pay"" alacak diye gösteriliyorsa da; CHP'nin artık mumu yatsıya kadar da yanmaz diyorum. Hep üretilen politikalar, hem de siyasi kadro artık ""toplumla"" barışık değil. Kendiyle kavgalı, kendiyle ""hesaplı"".

***

MHP'de ""kıpırdama"" var. Ama zayıf. Sonuç itibariyle; seçmeninin çoğunluğu, AK Partinin kapatılmasına karşı çıkmakta. Partiye ""yapılan"" haksızlığın da farkında. Tabi bir de; önümüzdeki dönemde siyaset sahnesinde yer alabilecek yeni oluşumlar ve liderler. AK Parti seçmeni dışındaki AK Parti oylarını ve muhalefetten memnun olmayan seçmenleri kazanmaya çalışacak. Görünen o ki, Anayasa Mahkemesinin muhtemel kapatma veya yasak kararından sonra kurulacak yeni parti, oy kaybedecek olmasına rağmen, çok önemli gelişmeler olmazsa (partinin bölünmesi-ağır bir ekonomik kriz vs.) tek başına iktidar olamasa da en büyük parti olacak. Demek ki; AK Partiye yönelik ""etkinin"" yarattığı tepkinin bileğini bükmek; çok zor.

"