TERÖRLE SEVR'İ DAYATMAK!…
Eklenme: 23.12.2016 00:00:00

Öyle ya!

Sorgunun…

Sorgulamanın…

Araştırmanın…

Bilimselliğin…

Sosyalleşmenin; zaafa uğratıldığı toplumlarda!

Hele ki…

Özeleştiriden kaçan…

Özünde…

Sözünde; "değer" bırakmayan!

Günoğlu…

Ve günübirlik, "siyasi" ahlakın ilke edindiği…

Ezberci…

Okuduğunu anlamayan…

Yazdığını bilemeyen…

Bir siyasetin, bir neslin, bir yönetim anlayışında…

Pek tabi ki rejimde…

***

Ne yazık ki…

Cehalet hâkim olur…

Ki "algıcılık, fitne, fesat ve ihanetler" zinciri geliştirir…

Hayatın "halkaları" olarak, ikmal olur…

En basit haliyle "boyun eğici", biat edici olunur…

***

Bakınız!

Türkiye "yıllar yılıdır" terörün kıskacındadır…

İster dış orijinli…

İster iç orijinli…

İsterseniz de, "devletin bizatihi" politikası…

Ve rejimin getirisi olan; halkalar olsun…

Hepsi…

Aslında, "birbirinin" kardeşi ve devamıdır…

Darbeler de bir terördür…

Köy yakmalar da bir terördür…

Yargısız infazlarda bir terördür…

İntihar eylemleri de bir terördür…

Suikastlar de bir terördür…

***

Yani…

Polisi de,

Askeri de,

Korucuyu da,

Sivili de,

Kamu görevlisini de,

Velhasıl!

Her kim öldürülüyorsa, katlediliyorsa…

Ya da, vurduruluyorsa…

Terördür…

Terörizmin, en baba halidir…

Birilerinin değirmenine su taşımadır; nam-ı hesabına işi bitirmektir…

***

O'nun için…

Terör, bugüne özgü değil…

40 yıldır var denilemez…

Terör…

Osmanlı'nın yıkılışıyla; "içimize" ithal edilmiştir…

Kimlik adına…

Mezhep adına…

İnanç adına…

Laiklik, Seküler Atatürkçülük adına; "ekilen tohumdur.."

***

Dönemsel olarak filizlenir…

Sonra yaprak döker.

Ama sonra farklı bir entegrasyonla yenilenir...

Dün Asala idi, bugün PKK…

Dün, El Kaide idi, bugün DAEŞ…

Dün, DHKP-C idi, bugün Ulusalcı…

Yani; cağa ve zamana özgü olarak, üst aklın fikriyatıyla isimler yenilenir…

Ama hizmet alanları, temel hedefleri aynıdır…

Çünkü koordinasyon tek merkezli…

***

Lakin…

Tuhaf olan şudur ki…

Her terör eyleminde…

Her dökülen kan sonrasında, şu muhabbet yapılır?

Yapan kim?

Yaptıranlar kim?

Ki vuranda, vurduran da, vurulan da "belli" olmasına rağmen…

Yine de; "ikilem" üretilmekten vazgeçilmez…

Algı ve cehalet "ağır basar" hakimiyeti elinde tutar...!

***

Kimse şu soruyu sormaz…

Ya da sorgulama bazında; kafa yormaz…

Millete…

Zillete…

Devlete…

Coğrafyaya yönelik; "terör neden" ikmal ediliyor?

Neden, bir asırdır "iliklerimize" kadar zirayet etmiş…

Dil adına…

Din adına…

Mezhep adına…

Irk adına…

Kültür adına; "deyip" maskelenerek; "bizi katlediyor, öldürüyor çökertmeye çalışıyor?"

***

Ve yine sorgulamıyoruz!

Kan döken…

Acı veren…

İnkârı, asimilasyonu…

Fakr-u zarureti…

Yakmayı, yıkmayı dayatan, mahkûm ettiren terör!

Ekonomimizi…

İktisadımızı…

Kentlerimizi…

İlçelerimizi…

Mahallelerimizi evlerimizi "virane" ettiren bu terör…

Sormuyoruz…

Nasıl oluyor da; "zemin" bulabiliyor…

Himaye görüyor…

En önemlisi; "eleman" temin edebiliyor…

Hep meçhuliyet içerisinde görmüyoruz!…

***

Aslında, nettir!

Kim kimin nam-ı hesabına vardırlar…

Faaliyettedir…

Lojistik destek…

Velhasıl!

A'dan Z'ye biliniyor…

Ama "kafalar kuma" gömülü olduğu için; hakikatten kaçıyorlar..

Çünkü zevat; "gün oğlu" hesabında…

***

Diyeceğim o ki!

Bu ülke…

Yıllar yılıdır, "aklını" hep, ithal fikre mahkum etmiştir…

Özüne…

Kendi bilimine,

Bilimselliğine,

Felsefesine,

Kültürüne,

Değerlerine,

Bin yıllık inancına, birlikte yaşam kutsiyetine "önem" vermemiştir…

Bilakis; "ötelediği" gibi, yok olmasına neden olmuştur…

***

Gelen-giden iktidarlar da!

Çarkın dişlilerine, ayak uydurmuştur…

Uymayan da…

Uymamaya direnen de…

Ya "darbelerle" alaşağı edilmiştir…

Ya muhtıralarla, hizaya getirilmiştir…

Ya da, "terörle" diz çöktürülmüştür…

Yönetimsel; "otoriteyi" eli silahlı güce teslim etmiştir..

***

Ne sandığın…

Ne oyların…

Ne demokrasinin…

Ne de bağımsız devlet olabilme; "hürriyetinin" kıymet-i harbiyesine aman verilmemiştir…

***

Dedik ya!

Kafa kuma gömülü…

Klişeleşmiş ifadeler…

Yapan kim?

Yaptıran kimler; "ah bir bulabilsek" diyerek…

Katledilen için de…

Şehit düşen ana kuzuları için de…

Acımız büyük, kanları yerde kalmayacak…

Hesabını soracağız…

Er ya da geç, fail yakalanacak; "beyanlarla" şal çekiliyor…

***

Yani dar, düşünce…

Dar fikriyat…

At gözlüğüyle, hadiseleri görmek…

Dün ne deniliyordu…

Bir iki baldırı çıplak…

Devletin içindeki, hainler bir zümre…

Ama bugün; "görüyoruz ki" hiçte öyle değil…

***

Bakınız!

Adı hangi terör örgütü olursa olsun…

Teröristi…

Ya da terörü yapanı, yakalasanız da…

Öldürseniz de…

Bulsanız da…

Görülüyor ki, "gidenin yerine" gelen var?

Ya da başka yapılar aynı yerde filizleniyor?

Ki bu anlayış; mevsimsel olarak "ağaç budamaya" benzer hale getirildi…

***

Sonuç itibariyle!

Soru bunamasından kurtulmamız gerekir…

"Çözüm nedir" ona gelinmeli…

Üstat ne diyor?

Sivrisinekle savaşılmaz…

Savaşacaksan, sineğin ürediği "bataklığı kurutacaksın?"

Bunun içinde, "özgürleşeceksin?"

***

Demokrasini güçlendireceksin…

Rejimin…

Ve yönetimsel felsefen; adil, eşitlikçi, tarafsız olmaacak!

79 milyon; "yekvücuda" gelmelidir.

Ama kendini bilen, gören ve temsiliyet alan yaratmalısın!

En önemlisi de; "bağımsız, hür" bir yargıya sahip olmalısın…

Tekçi, ırkçı, şovenist anayasan olmayacak…

Bilimin de…

Felsefen de bu minvalde; "büyümeli" kapsayıcı olmalı!

***

Lakin gelinen aşama itibariyle..

Terör sarmalıyla…

Artık, iktidarı değil..

Sistemi değil..

Harital değişimi istiyorlar..

Bize yeniden "sevri" yaşatmak, dayatmak istiyorlar..

***

Çünkü…

Terörün de, teröristin de…

Tetikçinin de…

İç ve dıştaki hasımların da…

Seni "sivrisineklerin" batağına dönüştürmek isteyenlerin de…

Tek gayesi…

Tek kurguladıkları plan; "çözümü" zihninde "çözümsüzlük" olarak, yer edinmendir…

Özü itibariyle…

Ölümü değil,

Öldüreni değil,

Nasıl engellerim, nasıl bir daha yaşattırmam; "çözümüm" nedir, onu konuşmalıyız…

Hayırlı cumalar…