VİRÜSTEN BETERSİNİZ!..
Eklenme: 30.04.2021 00:00:00

Ne yazık ki, ülkemize ve toplumumuza özgü müdür nedir bilemiyorum!..

Bir kesim var ki, Korona virüsten beterler!..

Öylesine şuursuz, öylesine fütursuz, öylesine sorumsuz güruhlar ki, akla ziyan bir muhaliflikleri söz konusu!

Garip durum ki!..

Bu kesim kimi zaman, birey, kimi zaman, cemaat, kimi zaman kalabalık bir topluluk

Ve kimi zaman da; kurumsal bir kimlik olarak, karşımıza dikiliveriyor..

İşte bunlar, yaşanan ve yaşatılanların en kaba müsebbipleri, olmalarına rağmen laf edicilikleri denir ya, insanı geriyor!..

***

Günlük can kaybımız, 350lerde!..

Vaka sayısı, 40 binlerde..

Ve giderek, rakamlar kaybedilen canlar, hasta düşen bedenlerin varlık oranı, korkunç ve dehşet verici, boyuta ulaşırken; ahkam kesmeye devam eden; bir kesim daha var ki, cabası!..

Birilerini suçlayan, birilerini sorumlu tutarak, topu kendi kulvarlarının dışına atanlar var ya; onlar tıpkı güruh kesim gibi, virüse rahmet okutuyorlar!

***

Hükümet karar aldı!

Bugün itibariyle, tam kapanma!..

17 gün, yasak var

Evdeyiz..

Her ne kadar, yasaklar içerisinde, sorgulanan noktalar var ise de!..

Yani haklı, eleştiriler söz konusu..

Elbette ki, bunlara herkesin ve hükümetin de eyvallah deyip, gözden geçirmesi gerekir

Ama velakin, o güruh kesimin, o birbirlerini suçlama sevdasıyla olanlar, yasaklara sebebiyet verdikleri, hal-i durumlarını görmezden gelip, laf üretmeleri, kısıtlamalara, tam kapanmaya dair sergiledikleri tavır siz ne dersiniz bilmem!..

Ama benim diyeceklerim var

***

Diyeceğim şu Sizler Evet sizler yahu sizler..

Kısıtlama mı, kapanma mı, yasak mı size ne yazar ki?..

Olsa ne olmazsa ne?..

Zaten; bildiğiniz gibi, size her yol mubah!..

Vaki mi sizin;

Yasalara, kanunlara, nizamlara riayet edici haliniz..

Vaki mi sizin;

Devlete, millete, bilime inanmışlık ve söz dinleme haliniz.

Vaki mi sizin;

İnsani, vicdani ve rahmani bir yaşam biçimine eğilim gösterme haliniz?

Vaki mi sizin;

Sorumlu vatandaş vasfıyla, toplumsal sağlıklı bir düşünceyi sahip olma haliniz?

***

Tüm bunların zerre-i miskali olmadığına göre!

Zaten bir felaket halkası olarak, her faaliyetiniz, bir yıkımdır..

Siz; 17 günlük tam kapanma evrenizde, genelgeleri de, uygulamaları da, yasakları da çiğnemeye devam edin!

Şimdiden sloganınız hazır; Kahrolsun yasaklar, yaşasın özgürlük!..

***

Üzüldüğüm.. İçten içe gerilip, kahroluş moduna girdiğim nokta..

Bu mikroplarla mücadelede yetersiz kalışımızdır

Üstesinden gelemeyişimizdir.. Ve bu mikropların irsi hallerinin, her dönemde vücut bulup, nesilden nesile, sirayet edici olmasıdır!

Hazin halimiz de; güruh mikrobun yaşamın her alanında, varlık göstermesidir!

Dua ediyoruz ya!..

Allah bizi, Korona virüsten korusun diye..

Bence, dua kapsamımızı geniş tutarak, söze Allah bizi ırsi, sinsi, sorumsuz, vicdani ve rahmani duygusunu kaybetmiş beşer mikroplardan korusun!

çünkü, çok ama çok vahşiler?

***

ALKOL MEVZUSU!

Kapanma kapsamında, yeni bir tartışma ile karşımıza çıktılar..

Alkol satışları ne olacak?

Halk deyimiyle söylenecek söz

Zıkkımın kökü olacak..

Yahu, 17 gün içmezseniz, ölür müsünüz?

Kaldı ki, zorunlu bir ihtiyaç değil ki..

Sözde keyif için alınan bir içecek

Nitekim hem sağlığa zararlı, hem toplumsal yaşama zararlı, hem de cebinize zararlı!.. Hem de, ailelerin birliğine zararlı

***

Yani artısından çok zararı büyük Hal bu iken, bir vesile olup bu zararlı alışkanlıktan nasıl kurtulabiliriz diyeceklerine..

Yaşanan vahim tabloya rağmen..

Hele ki, her gün 350den fazla insanımızı koronadan kaybettiğimiz bir dönemde

Fabrikaların kapanmak zorunda kaldığı

İşyerlerinin birçoğunun kepenkleri indirdiği..

Milyonlarca insanın aç perişan, işsiz kaldığı

Bu ölümcül virüsten kurtulabilmek için, ne gerekiyorsa yapılsın diye haykıran millet var iken

Birilerinin derdi, Alkol yasaklandı mı? 17 gün boyunca biz içemeyecek miyiz?.. İçmeyin ya içmeyin!

***

BİR KERE Alkol virüse karşı bağışıklık sistemini etkileyip, çökertiyor

***

BİR KERE.. Dünya Sağlık Örgütü avazı çıktığı kadar, kovid-19 açısından alkolden uzak durun, diye söyleniyor

***

BİR KERE.. Dünyanın en seküler bir çok ülkesinde karantina döneminde, alkol satışına yasaklama getiriliyorken!..

***

Şimdi tüm bunlar, orta yerde hakikat olarak karşımızda dururken!..

Ve tabi ki, 11 Ayın Sultanı Ramazan-ı Şerif gibi mübarek bir ayı, idrak ederken..

Yani; sağlık kadar inancımız yönünde de; sakıncası bulunan Alkole bu kadar eğilim gösterip, kızıl-kıyamet koparmak, şuursuzluk değil de nedir?!..

Beyler kendinize gelin..

Allah-u Tealanın, Kuran-ı Kerimde kesin bir emirle yasaklayıp haram kıldığı

Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammedin de hadisi şeriflerinde buyurduğu gibi

İçki, bütün kötülüklerin anasıdır sözü hakikat iken..

Ve bu içkinin, her yıl yüz binlerce insanın hayatına mal olduğu aşikarken!.

Şiddetin, tacizin, trafik kazalarının, adli ve adi vakaların yüksek orandaki sebebi olan alkolün tahribatı var iken!

Bazıları, kapanma evresindeki yasağı hayat tarzına müdahale olarak algı üretmesi, tam bir kepazeliktir

***

Şu bazı densizler var ki, aman Allahım!..

Bakar mısınız kendini beğenmiş Orhan Aydın denilen oyuncu mu nedir bilmem?.. Paylaşımına bakar mısınız

İçki satışının iki adı var. Biri şeriat diğeri faşizm

İkisi aynı lağımdan beslenir..

Akıl yoksunu adamın söylediklerine söylenecek söz; içinde bulunduğun lağımdan hiç ama hiç çıkmayasın!

***

Atatürk üzerinden rant devşiren meymenetsiz yüze sahip Yılmaz Özdil de, zehir akıtanlardan..

Ne diyor paylaşımında?..

Vatan sevgisidir rakı...

İki tek attığında, n eolacak bu memleketin hali diye kafa yormazsın aksi olsa.

Şimdi bu lafa söylenecek söz ne olur..

Ben diyeyim; Ulan be zındık, senin rakından çıkacak olan vatan sevgisine lanet olsun!..

***

Kafaları hiçbir zaman ayık olmayan bu zevatlardan alkole, bırakın inançsal bir tepki ile yaklaşmak, toplumda oluşturduğu tahribatla da yaklaşmaları beklenemez. Zira bu zil zurna cehalet kokan zevatların en büyük isteği insan olmaktan çok Rakı şişesinde balık olmaktır.

***

Beri yandan.. Öyle tekel bayisi.. Öyle market.. Öyle şu veya bu gibisinden, rekabet hesabına dair laflar da üretmek; zıkkımlıktır..!

17 gün ya 17 gün, içmezseniz ölür müsünüz?!

BİR NOT.17 Günlük yasak evresinde, bazı bağımlılar bazı müptelalar, bazı sorumsuz ve şuursuz ayyaşlar; kaçak içki ve satışlarına odaklanacaklar gibi görünüyor.. Malum, kaçak içki üretiminden ve içilmesinden kitleler halinde ne kadar insan kaybettiğimizi hatırlatmaya gerek yok.. Onun için, bu evrede sıkı bir kontrol olması gerektiği gibi, nefsine yenik düşme gafletine de düşülmesin! Bu kapanma son olur, herkes özgürleşip, gezebilir, dolaşabilir, hatta patlayıncaya kadar, çatlayıncaya kadar ayyaşlar; içki satın alıp içebilir..

***

MONŞER HA!

Yıl 1981.. ABD Başkanı Ronald.. 1915 olaylarına Soykırım dedi.. Ki, o güne kadar diyen olmadığı gibi, 2021e kadar diyen de olmadı?

***

Yıl 1995 ABD Kongresinin üst kanadı olan Senato.. Bu tarihte Ermeni Soykırımını tanıyan yasa tasarısını onayladı. Karar oy birliğiyle alındı. Ki iki kez meclisten geçen bir metindi...

Yıl 1995.. Rus Başkanı Yeltsin.. Dönemin yönetimi 24 Nisanı Soykırım günü ilan etti. Ve ilk anma etkinliği düzenledi Ki, o güne kadar ve sonrasında da başka da diyen olmadı.

***

Yıl 2001 Gelelim Fransaya.. Ki, uluslararası alanda mevzuyu en çok kaşıyan ülkelerin başında geldi.. Fransa senatosu, olayları soykırım olarak görüp, ilan etti. O günden bugüne, değişen ne?.

***

Ve; 24 Nisan 2021 tarihinde ABDnin Başkanı Bidenin Soykırım ifadesini kullanması! ABDnin ikinci Başkanı oldu.. Ronalddan sonra!

***

Tarihleri, aktarmaktaki gerekçe şu! Ana ve yavru muhalefetin, yükleme yaptığı AK Parti ve Dış Politikadaki yetersiz vurgusunun, anlamsızlığına, dikkat çekmek istiyorum.. Dahası soruyorum!

Bu tarihlerin hangisinde; AK Parti iktidardaydı.. Ya da, Parti olarak Türkiyenin siyasetinde, var idi!.. Erdoğanın bu takvim sayfalarındaki tarihlerin hangisinde, icranın başında idi!..

***

Halk deyimiyle, henüz siyasetin rahmine bile düşmüş değillerdi ki Kaldı ki, bu dönemlerde monşer diye küçümsenen diplomatların egemen olduğu, toz kondurulmayan ali devlet-in zevatıydılar!..

Vesayet kurumlarının hakim kıldığı anlayışın hükümran olduğu, milli iradenin devre dışı kaldığı, iktidarların, başkan ve cumhurbaşkanların apoletlilerin iki dudağının arasından çıkan sözcüğe baktığı, evrelerde siyaset liyakatsiz, olmasaydı!

***

Dış politika, içteki vesayetten korkan siyasetin verimsizliği, diplomatların da monşer, monşer, ey monşer diye, alaya alıp, bunlar da kim sıradanlığı, küçümsenilen fikriyatın söz sahipliği olmamış olsaydı!

Sormak, lazım zat-ı muhteremlere!.. Emperyalist, haçlı, siyonist güçler ahkam ve racon kesici olabilirler miydi?. Ya da başımıza, bunlar gelebilir miydi..?

***

Biden, içteki piyonların verdiği omuzla, Milli İradeye Parmak sallama gibi bir cesaret ortaya koyabilir miydi.. İstanbula Konstantiniye der miydi?.. Erdoğana ve AK Parti iktidarına düşürme operasyonu çekme gibi bir düşünceyi aklına getirebilir miydi?..

Sanmıyorum!.? O zaman demek ki, arıza-i durum bizim liyakatsiz, ehliyetsiz, içteki ve dıştaki şer yapılardan medet uman, kendi milletiyle barışık olmayıp, hasmıyla iş tutanların sergilediği zafiyettir; elin gavurunu iştahlandıran! Alkolü özel hayata müdahale olarak, görenlere de söylenecek söz, pes yani?

***

GÜNÜN SÖZÜ

Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve bilirsin o nehir asla durmaz.

***

Hayırlı cumalar