Büyüklerimiz boşuna dememişlerdir; Sahipsiz memleketin "aşı" olmaz diye! Ne yazık ki; 'bu atasözü' niteliğindeki deyim! Diyarbakır için 'cuk' diye oturuyor. Çünkü; Diyarbakır 'çok ama çok' sahipsiz. Onun için de; 'Ne 'aş' ne de 'iş' mevcut değil. Var olan da 'keyfe-mayeşa' Güç kimdeyse, mühür kimin elindeyse. Sahip te, aş ve iş'te onun 'elinde ve hâkimiyetinde'
* * *
Dün buradan; DSİ 10. Bölge Müdürlüğü'nün 'keyfiyetini' ele almıştım. 2009 yılına ait yatırım ödeneklerinin yüzde 60'ının 'tenkis' edildiğini. Diyarbakır'a; "iş ve aş" olabilecek milyonlarca TL'nin "sudan" gerekçelerle. "Şu an ihtiyaç yok" denilerek gönderildiğini. Yazım ve "Düşman Başına" manşet haber. Gazetecilik tabiriyle 'atlatma' ve 'büyük yankı' uyandırdı. Gerek Diyarbakır cephesinde. Gerekse de DSİ Genel Müdürlüğü'nde. Doğrusu bu kadar 'infial' düzeyinde tepki olacağını beklemiyordum.
* * *
Çünkü 'böylesi' bir dizi hadise haber olmuştu. Diyarbakır'ın 'aşı ve işiyle' alakalı. Haberlere ciddi manada gösterilen 'ilgisizlik ve sessizlikten' bir hayli; muzdariptik. Tepkili olduğumuz gibi; 'neden bu suskunluk' diye de, sesimizi yükseltiyorduk. Özellikle; Yetkili-etkili ve sorumlular açısından. Ama dün böyle bir durum; hâsıl olmadı. Bilakis 'sahiplenme' ve sorgulanmaya yönelik tepkiler öne çıktı. Bu da; Diyarbakır eski Diyarbakır değil dedirtmedi değil.
* * *
Telefonla arayan. Bu yönde görüş belirtmek için 'mülakat' öneren. Faks ve mail atanlar. SP Diyarbakır İl Başkanı Parlak'ın dediği gibi; "Bu nasıl sahipsizlik ve sorumsuzluk" diye! Özellikle eleştiri oklarının ekseriyeti doğal olarak da; 'İktidara'. Ve onun Diyarbakır Milletvekillerine yönelikti. Doğru olan tepki de buydu. "Bu gerçeği görmüyorlar mı?"
* * *
Diyarbakır'a yatırım yapılsın. Ödenekler 'kesintisiz' aktarılsın. Projeler 'jet' hızıyla hayata geçirilsin. İş ve aş imkânları yaratılsın. İşsiz, yoksul, fakir ve beçare 'istihdam' edilsin. Çiftçiye imkân, köylüye arazi ve su tahsis edilsin. Sanayi sektörü büyüsün. Şeklinde 'avazımızın' çıktığı kadar çığlıklar atılırken; "Ayağa gelen" kısmet tepiliyor.
* * *
Ticaret Odası Başkanı Ensarioğlu "ayıp ve vahim bir durum." GAP'ın 2013'te biteceğini iddia eden Bakan Yılmaz'ı uyarmış. Bu gidişle ve kurumların bu işleyişiyle; "2015'te dahi GAP bitmez". 40 yıldır "iki ileri bir geri" denilen GAP'ı bitirmeyen zihniyet; "2 yılda' nasıl bitirir? Evet! Saadet Partisi, CHP, YDP. Ticaret Borsası Başkanı Fahrettin Akyıl. DESOB Başkanı Alican Ebedinoğlu. Ve diğer sivil toplum örgütleri tepki aynı. "Yüz binlerce milyon TL'nin tenkisine soruşturma açılmalı. Oluşturulacak bir komisyonla araştırma yapılmalı".
* * *
AK Parti ve BDP'li Milletvekilleri! Henüz onlardan bu 'vahim' hadiseyle alakalı; 'Bir tepki' hasıl olmuş değil. Haberdarlar mı, değiller mi? Ama bu durumun 'ihmalinde' onlar da sorumlular. Çünkü Diyarbakır'a kurumsal 'yatırım ve harcamalardan' mutlaka haberdar olmalılar. Hangi proje ne aşamada. Yapıldı mı, değil mi? Takibi olması gerekmez mi? Yoksa!
* * *
.Ve asıl muhatap. Yani DSİ Genel Müdürlüğü. Ve DSİ 10. Bölge Müdürlüğü. 'İletişim' anlamında; 'suskun' tavır takındılar. Sadece 1,5 sayfalık 'itirafname' niteliğinde bir açıklama gönderildi. İmzasız ve patentsiz. Sadece düz kâğıda DSİ Genel Müdürlüğü Basın Müşavirliği diye; kaleme alınmış bir yazı. "Yanlış ve gerçeği" yansıtmadığı sözleriyle başlayan, ardından da 'itiraf' niteliğinde satırlar dizilen açıklamada şöyle denildi. "2009 yılı sene başı Bölge Müdürlüğü yatırım ödeneği 585 milyon TL. Harcanmayan ödenek ise 285 milyon TL. Ve harcanmayan bu ödeneğin 180 milyon TL'si; kredi kuruluşlarınca askıya alınan ve harcama imkânı bulunmayan Ilısu Projesine ait. Geri kalan 105 milyon TL de toplulaştırma nedeniyle Tarım Reformu Genel Müdürlüğü (TRGM) tarafından yer teslimi yapılmayan projeleri kapsamaktadır."
* * *
Açıklamalarındaki bir diğer itirafname ise; Diyarbakır özeline ilişkin. Mevcut ödeneğin 220 milyon TL'lik bölümünün 123 milyon TL'si harcanmış. Geriye kalan 97 milyon TL ise harcanmayarak; tenkis edilmiştir. Bu tenkisin de gerekçesi; Tarım Reformu. 27.05.2009 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla bölgeye 'toplulaştırma' kararı alınıyor. Ve bu tarihten itibaren de 'toplulaştırma' ihaleleri yapılıyor. İhalelerin sonuçları da ancak 7 aylık sürenin sonucunda; alınabilmiş. 2010 yılının başında Tarım Reformu bölgede 'bu işine' start vermiş.
* * *
Şimdi bu resmi açıklamaya baktığımızda; 'Gülünür mü, ağlanır mı?' bilemiyorum. Ama şunu açıkça ifade edebilirim. Şu bürokratik 'yazışma' anlayışında vahim bir rezaletler zinciri hâsıl. Bahse konu gerekçeler. Giydirilen giysi. "Yazıklar olsun' demekten öteye gitmiyor. Düşünebiliyor musunuz; ? Diyarbakır için 'toplulaştırma' ihaleleri 7 ayda ancak 'sonuçlanabiliyor'. Ki bu sonucun sonucunda; Diyarbakır'ın kaybı 'yüz binlerce milyon TL'.
* * *
Ödeneği ve tenkisleri bir kez daha göz önüne getirelim ki; Durumun ne kadar 'vahim' bir tablo içerdiğini daha bir net görebilelim. DSİ Genel Müdürlüğünün kendi resmi açıklamasına göre; Diyarbakır'ın sene başı toplam ödeneği; 585 Milyon TL. Diyarbakır özeline harcanan sadece; 123 Milyon TL. Tenkis edilen; Toplulaştırma yapılmadığından; 105 Milyon TL Ilısu Projesi takıntısından; 185 Milyon TL Diyarbakır özelinden harcanmayan; 97 Milyon TL. Hepsinin genel toplamında tenkis edilen toplam tutar; 387 Milyon TL.
* * *
Dile kolay; Diyarbakır sadece yatırıma harcanması gereken 387 Milyon TL'yi kaybediyor. Ki bu kayba bir de; 'yatırımın' getirim getirisini hesaplarsak; 'Milyar'dan bahsetmemek elde değil. Hele bu rakamları, eski para birimiyle telaffuz edersek. Geri gönderilen para; 387 Trilyon. Toplamı 1 Katrilyon. Yani; Diyarbakır'ın sadece DSİ 10 Bölge Müdürlüğü cephesindeki bir yıllık 'kaybı' bu. Varın; diğer kurumları ve onların geri tenkislerini hesaba katarsak! Evlere şenlik!
* * *
İstihdam alanındaki uzman bir dostun ifadesiyle; "Bu tenkis edilen parayla Diyarbakır'da 5 bin kişi istihdam edilebilinirdi?' Onlarca fabrikaya bedel! Yazık! Hem de çok yazık. Dedik ya; Sahipsiz memleketin 'aşı' olmaz diye. Diyarbakır sahipsiz. Keyfe mayeşa bir yönetim. Ranta dayalı siyasi bir anlayış.
* * *
Düşünüyorum! Dün de ifade ettim. Bu rezaletten; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Ve GAP'tan sorumlu Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz. Tabi ki; Muhalefet Parti Liderleri. Haberdarlar mı? Sanırım değiller. Olsaydı; mutlaka biri 'çıkıp' yazık değil mi derdi. Öyle ise; Biz yazdık! Ama birileri de özellikle siyasilerimiz 'cesaret' gösterip! 'Hesap' sormalı. Biz de 'ağzımıza' sakız ettiğimiz şu; "Diyarbakır sahipsiz kent" ithamından vazgeçelim.
* * *
Ve son bir not; DSİ 10. Bölge Müdürlüğündeki 'keyfiyet' salt 'ödeneklerin' tenkisi değil. Çünkü dün; bir hayli 'ciddi' ve akıllara durgunluk veren 'bilgiler' aktı. Anlayacağınız! Diyarbakır'ın 'hakkına-hukukuna' gösterilen sorumsuzluğun; hamuru daha çok su alacak. Lakin hadise küçük değil.