“MEMLEKETİ PARMAĞINDA OYNATAN ADAM”
Eklenme: 15.07.2010 00:00:00

Mayıs 2009..Diyarbakırspor,küme düştüğü 2005-2006 sezonundan beri sürekli maddi sıkıntılarla gündemde kalan Diyarbakırspor, bu zorlukların tavan yaptığı bir sezonun sonunda tarihi bir başarıya imza atarak 4 sezon aradan sonra yeniden Turkcell Süper Lige yükseldi. Şehirde büyük bir mutluluk, aynı zamanda da acaba bu ligde kalıcı olmak için iyi bir yönetim oluşur mu?.Kalıcı temeller atılır mı? şeklinde tatlı bir heyecan ve merak vardı. Kent henüz şampiyonluğun sevincini tam yaşamadan bir bomba :Dünyanın dört tarafında yatırımları olan bir şirket olarak Diyarbakırspora talibiz. İmza :EEDC. Dünyaca ünlü futbolcular getireceğiz. Büyük sponsorluklarla kulübü dev gelirlere kavuşturacağız. şeklinde başlayıp devam eden açıklamalarla kamuoyunun kafası karıştırıldı. Kimse ne olduğunu bilmeden bunlara inanmaya başladı. Peki denildi maden bu kadar iddialısınız o zaman ilk icraatınızı görelim denilerek rakamsal olarak bir şeyler ortaya koymaları istendi. Kulüp yönetimine sunulan banka teminatı karşılıksız çıktı. İstasyon Caddesinde açılmış olan EEDC bürosunda bir süre sonra kepenkler indirildi. Bu kadar iddialı söylemlerde bulunan sözüm ona dünyaca ünlü firma (!) bir anda sırra kıdem bastı. Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu misali oyunun ikinci perdesi daha sonra açıldı. Çetin Sümerin bu grubun sözlerine kanarak Diyarbakırspor başkanlığı gibi maceralı bir işe soyunduğu bir süre sonra ortaya çıktı. Daha da ötesi Sümeri o kadar etkilemişler ki kendisini bu oluşumun iş ortağı bile yaptılar. Daha önce düzenli bir iş ortamı olan ve sektöründe bilinen bir isim olan Çetin Sümeri aylarca yurt dışına götürüp getirdiler. Hem Diyarbakırsporu hem de Çetin Sümeri harcadılar. Neyse bizi kimsenin iş yaşamı ilgilendirmez, bizim için aslolan Diyarbakırspordur. Diyarbakırspor, hayali firmanın yalan rüzgarıyla başlayan sezonun sonunda acı bir şekilde küme düştü. Herkes kongre kararı alınarak yeni oluşumlara fırsat verilmesini beklerken, kulüp yeni bir maceraya sürüklendi. Dünyanın hiçbir yerinde örneği görülmeyecek şekilde 2.5 ay boyunca kongre kararı alınmadı. Bu arada EEDCnin son numarasını öğrendik. Çetin Sümerle birlikte basın toplantısı düzenleyerek aracı oldukları çok ünlü firmaların Diyarbakırspora sponsor olacağını ifade ettiler. Hatta Necati Bulak öyle uçtu ki  ilk etapta esnaf ve personel borçları ödensin diye 3 milyon Euroluk çeki Çetin Sümere kameraların önünde takdim etti, iki hafta içerisinde kulübün tüm borçlarını ödeme sözünü dahi verdi. Yine başladık gün saymaya. Allahın günleri bitmez misali bu işin sonu da gelmemeye başladı. Balon bir kez daha patladı ama bu kez hasar çok büyük. Diyarbakırspor tarihinde ilk kez bu kadar büyük bir kaosu yaşıyor. Çıkmaz sokağın tam içerisinde. Hem yüklü miktarda borç var, hem de dünyaca ünlü yalan ustalarına şapka çıkaracak hayali sözler nedeniyle bataklığın içerisinde. Bugüne kadar çok badire atlatan bir camiayız, galiba bu kez cenderenin içerisine sıkıştık, bırakın gövdemizi kurtarmayı başımızı kaldıramıyoruz. Çok net olarak ifade etmek istiyorum;1 ay öncesine kadar kongre kararı alınsaydı borç batağına rağmen iyi bir yönetim oluşturma ihtimali vardı. Ama şimdi ne olacak onu kestirmek zor. Tek çıkar yol sihirli bir elin değmesi. Böyle bir şey olur mu?. Bunun olabilmesi için devlet büyükleri, Vali Mustafa Toprak ve Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemirin düğmeye basması şart. Yoksa bu işin sonu amatör kümeye kadar gider. Yazımının başlığında  bir memleketi parmağında oynatan adam dedim. O adam Necati Bulak. Gerçekten büyük adam (!). Hani Diyarbakırsporu tarihin sayfalarına karıştırmak için birini özel olarak görevlendirseniz ancak bu kadarını yapabilirdi. Şener Şen ve İlyas Salmanın meşhur bir filmleri var. O yıllarda Almanyaya işçi olarak gitmek revaçta bir olay. Şener Şen , anadoludaki saf ve temiz yürekli gençleri Almanyaya işçi olarak götürme vaadinde bulunan uyanık bir simsar rolünde, İlyas Salman ise bu yolla kandırılan bir genç rolünde. Almanyaya gitmeyi hayal eden Salman ve diğer gençler, kendilerini İstanbulda bulunca ortaya çok trajikomik sahneler çıkıyor. Diyarbakırsporun son iki yılda yaşadığı hikaye de bu filmin bir versiyonu gibi fakat bir farkla. Filmin sonunda kandırılan o saf ve temiz yürekli insanlar Şener Şeni bulurlar bulmasına ama iş işten geçmiş olur, eldeki ve avuçtaki her şeyi kabul ederek köye dönmek zorunda kalırlar. Diyarbakırspor da şimdi evine dönmek istiyor ama ortada sığınabileceği bir yer yok. Hala bu oluşumdan umutlu olan var mı?. Unutmayınız ki Diyarbakırsporun kurtuluşu o filmdeki rolleri itibariyle  ne Şener Şen ne de İlyas Salmandır,tek kurtuluş dediğim gibi kent yöneticilerinin atacağı adımlardır.