DİYARBAKIRSPOR,bir çok takımın hayal ettiği ama bir türlü kavuşamadığı Turkcell Süper Lig'de mücadele edecek. Türkiye'de 81 il var ve bunların sadece 12'si bu ligde temsil ediliyor. Türkiye nüfüsünün yaklaşık % 60'ı bu ligde yok. İl bazında da 81 ilin 69'u bu ligin dışında. Bölge olarak Doğu Anadolu,Ege'nin büyük bir bölümü,Batı ve Orta Karadeniz Bölgeleri,Akdeniz'in büyük bölümü Turkcell Süper Lig'de değil. Bu ligde mücadele etme hakkı kazanan şanslı illerden biri Diyarbakır. Ama kent olarak bunun tadını çıkaramıyoruz. Çünkü her yıl yaşanan ve artık kronik hale gelen sıkıntıların benzerini yine yaşıyoruz. Bu olay haliyle taraftarları derinden üzdüğü gibi artık bıkkınlık yaratmış durumda. Diyarbakır'daki yerel basın ve bizler,hemen her gün kulüple ilgili olumsuzlukları haber yapıyoruz. Aslında isteyerek yaptığımız bir şey değil. "Diyar'da şok gelişme. Futbolcu alacakları ve kulüp borçları için bulunan kredi federasyon tarafından iptal edildi". "Alacakları için federasyona başvuran futbolcular serbest kalma tehlikesi yaşıyor". "Başkan bırakabilir,yeni yönetimin nasıl olacağı belli değil". "Şampiyon kadrodaki futbolcular her an yuvadan uçabilir,yeni teknik direktör belli değil". Bu tür haberler vermek yerine, "Yeni teknik direktör belli oldu. Transferde önemli adımlar atıldı". "Sponsorluk sorunu çözüldü ve kulübe önemli bir gelir akacak". "Tesisleşmeyle ilgili dev adımlar atıldı". "Kulübün geçmişe ait hiç bir borcu kalmadı,Süper Lig'deki yayın ve diğer gelirler garanti altına alındı" türünde haberler vermeyi kim istemez?. Güzel şeyler yazmamız halinde bunun gazete okuma oranımıza ve tirajımıza da olumlu şekilde yansıyacağını biliyoruz. Bizim bir sorumluluğumuz var :Doğruyu ve gerçeği kitle ile paylaşmak. Taraftarların bu tür haberlerden sıkıldığını biliyoruz,hak veriyoruz. Ne var ki bunlar Diyarbakırspor'un kanayan yaraları,gerçekleridir. Sorunların üstü örtüle örtüle kulüp bu hale gelmedi mi?. Kulübün yaşadığı kurumlaşma eksikliği,borç batağı ve diğer sıkıntılar yıllar önceden itibaren sorgulansaydı bugün bu tablo olur muydu?.
ESAS OLAN KİŞİLER DEĞİL DİYARBAKIRSPOR'DUR.... Bizim için esas olan kişiler değil Diyarbakırspor'un kendisidir. Biz olaya bu şekilde bakıyoruz. Olaya kişisel açıdan bakanlar Diyarbakırspor'a fayda yerine zarar veriyor. "Benim adamım başkan veya yönetici o zaman Diyarbakırspor'luyum,benim adamım başkan veya yönetici değilse bana ne?" mantığını kabul etmiyoruz. Bu anlayış ortadan kaldırılmadığı sürece Diyarbakırspor'un sorunları temelden çözülemez,her gün bu tabloyu,hatta ilerleyen süreçte daha kötüsünü yaşamak durumunda kalırız. Daha berrak bir ifadeyle;kişilere değil Diyarbakırspor'a sevdalı olmak zorundayız !. Diyarbakırspor'un sorunları kahve köşelerinde,eş-dost toplantılarında,dedikodu mekanlarında konuşulmamalı. Kimin eteğinde ne taş varsa adam gibi ve erkekçe çıkıp kamuoyu önünde döksün. Yıllardır alışkanlık haline getirilen dedikodular,adam yıpratmalar,kişisel ihtiraslar bir kenara bırakılsın,kimin ne projesi varsa buyrun er meydanı mertçe anlatsın,elini taşın altına soksun. Eteğindeki taşları dökecek yürek,proje üretecek bir kapasite yoksa o zaman sadece bir Diyarbakırspor'lu olarak kalın,bunu yapmıyorsanız bu camiadan elinizi ayağınızı çekin,edebiyete kadar susun.Faydanız olmazsa bile hiç olmazsa zararınız da olmayacaktır. Önümüzdeki günlerde bir kongre süreci olacak. Dr. Abdurrahman Yakut,bu şartlarda aday olmayacağını beyan ediyor. Her yönden yıprandığını,ticari ve özel yaşantısının alt-üst olduğunu dile getiriyor. Ortada kazanılan büyük bir başarı ve tarihi bir şampiyonluk var. Devam etmenin de etmemenin de yaratacağı bazı sonuçlar olabilir. Bu iş çok riskli bir iş. Sağlam bir ekonomi ve büyük bir destek olmadığı takdirde her şey tersine döner,bir anda kazandığınız başarı silinip gider,çünkü burası Süper Lig. Kurtların dans ettiği bir arena. Türkiye'nin ekonomisini yönlendiren kişilerin başkan ve yönetici olduğu,büyük bir ekonomik ve nüfüz gücüne sahip camiaların mücadele ettiği cadı kazanı gibi bir yer. Yakut, devam eder mi etmez mi onun vereceği bir karar. İnsanı en çok seven kişiler gerçekleri sümenaltı ederek ona yağcılık yapanlar değil,gerçekleri gözeterek ona yol gösterenlerdir. Biz de buna dayanarak sayın başkanı etkilemeye yönelik bir davranış içerisine girmek istemiyoruz. İşte deve işte hendek,karar senin başkan. Fakat kongrede kulübün başına kim gelirse gelsin istediğimiz bir başkan profili var. 1-Sadece başkan değil lider. Karar alırken başta kendi yönetimi olmak üzere herkesle danışan,ölçüp tartan ancak son sözü kendisi söyleyen,doğru olduğundan emin olduğu düşünceyi uygulayan. 2-Paylaşımcı bir başkan. Başarıyı da başarısızlığı da paylaşan. Başarısızlıkta gerekirse ekibine ve yönettiği kuruma sahip çıkmak adına tüm sorumluluğu üzerine alarak kendisini manevi olarak feda edebilen. 3-Yapamayacağı şeyler için söz vermeyen başkan,yapacağını iddia ettiği projeleri de hayata geçirmek için yoğun gayret gösteren,doğru stratejilerle çalışan başkan. 4-Kulübü iyi yöneten bir başkan. Diyarbakırspor ve Türkiye'deki kulüplerin en büyük sorunu alt yapı,tesisleşme ve kurumlaşma olmayıp büyük başlık altında toplarsak "İYİ YÖNETİLEMEMEDİR". İyi yönetildiği zaman kulüplerin zaten kurumlaşma,alt yapı ve tesisleşme gibi sorunları kendiliğinden çözülür. 5-Günübirlik hareket etmeyen,geleceğe yönelik uygulanabilir projeleri olan başkan. "Bu sezon nasıl ligde kalırım?" düşüncesi yerine,"bu kulübün geleceğini nasıl garanti altına alırım?" düşüncesiyle hareket eden başkan. 6-Başkan gibi başkan. Başkalarının tavsiyeleriyle listesine yönetici almayan,bildiği,tanıdığı ve faydalı olacağına inandığı isimlerle çalışmayı tercih eden başkan. Sayı olarak az ama faydalı olacak kişilerle yola çıkıp,bunları başkan sıfatına yakışır şekilde yöneten ve yönlendiren başkan. 7-Kimsenin adamı olmayan,her türlü siyasi zümreye eşit uzaklıkta bir başkan. Her hangi bir sebepten dolayı kendisiyle sorunu olanların dahi,"bu adam bu işin erbabı. Bu işi ancak bu yapar" diyebildiği bir başkan. Bu saydığım özelliklere sahip bir başkan -yönetim profilini yaratabilirsek,ya da böyle birini kulübün başında görebilirsek taraftarların sitemini dile getirmek maksadıyla başlıkta kullandığımız" Yeter artık.Güzel günler görmeyecek miyiz?" feryatlarını er veya geç duyamaz hale geleceğiz.