Aslında çoktan karışmış da, biz yeniden hatırlatmış olalım. Birbirinden bağımsız gibi görünen bir çok olayın aslında bir bütünün parçaları olduğunu anladığımızda umarım çok geç olmaz. Mesela, Covidten girsek iklim krizinden çıkabiliriz; iklim krizinden başlasak karbon ayakizi, ardından kıtlık, onun da ardından tarım ve hayvancılığın adım adım bitirilişini ve de en son ekmek arası böcek yiyecegimizi farkedebiliriz! Burada bizi ilgilendiren ve önemle belirtmemiz gereken bir şey de geçen yazıda kısaca değinip geçtiğimiz Mecliste görüşülmesi ertelenen İklim Kanunudur. Trumpun göreve gelir gelmez iptal ettiği anlaşmalardan biri Iklim anlaşmasıydı. Bir takım yapay müdahalelerle iklimi bozarak ya da iklim dengelerinin bozulduğunu iddia ederek devletlerin bir takım yükümlülükler altına sokulması ve özellikle bizimki gibi gelişmekte olan ülkeleri küresel sistemin oyuncağı haline getirmek için planlanmış projelerden biri diyebiliriz kısaca. Bu yüzden mecliste görüşülmesi ertelenen İklim Kanununun tekrar görüşülmesini kesinlikle tasvip etmiyorum. Daha Covid-19un ekonomik etkilerini atlatamamışken - sağlıktaki olumsuz etkilerini geçiyorum- ekonomiye ağır yükümlülükler getirecek İklim Kanunu mecliste görüşülüp kabul edilirse, açık söyleyeyim, bunun sonuçları Covidten daha kötü olabilir. Zannedersem iktidar, Trumpun iptal kararından sonra bu kanunu meclisten geçirmek konusunda tereddüte düştü ve sorgulamaya başladı.(umarım öyledir!) Tusiadın çıkışını da buna bağlamak için gerekçelerimiz var. Sermaye sahiplerinin önemli bir kısmının küresel bağlantılarını göz önüne aldığımızda Tusiad aracılığıyla operasyon yediğimizi düşünüyorum. Bazı şirketler özel bir banka Banka üzerinden işlem yaparak borsadan önemli miktarda para çekmiş ve bir kriz havası oluşturmaya çalışmış. Yaklaşık 3,5 milyar bir çıkış olduğu söyleniyor. Bence konunun iklim kanunuyla direk ilgisi var. Covid dönemi bu çevreler nasıl krlarına kr kattılarsa, iklim kanunundan doğacak kriz ortamında da aynı haksız kazancın peşindeler.
Eskiler ne güzel söylemiş; ağuyu altın tas içre sunarlar bal da onun suç ortağı! Masum gibi görünen toplumsal cinsiyet eşitliği fikrine yüzeysel bakınca bir sorun görmez hatta iyi bir şeye benzediğini zannedersiniz ama bir mercek tutup yakınlaştırdığınızda, toplumların ahlaki olarak nasıl çökertilmeye çalışıldığını, erkek ve kadın kavramlarının nasıl ayaklar altına alındığını anlayabilirsiniz. Erkek ve kadın yoksa geriye ne kalır ib....ten başka?!
Öte yandan, bakmakla yetinmeyip görmeye çalışırsak, çelişkilerle dolu bir takım gelişmeleri de farkedebiliriz. Bidenin başlattığı savaşı, Trumpun bitirmeye çalıştığına bakıp şaşırabiliriz mesela! Ama fazla şaşırmayın çünkü Trumpun paraya ihtiyacı var ve Ukraynada bolca değerli maden mevcut! Putin ile birlikte Ukraynayı paylaşmak istiyor. Yerin altı benim, üstü senin olsun şeklinde bir anlaşmayla olay kapanabilir, savaş sona erebilir! Trump, Zelenskyi adam yerine koyup muhatap bile almıyor. Her ne kadar Trump maden anlaşmasını Ukrayna ile yapıyoruz dese de Rusyanın onayı olmadan yapılacak iş değil.
Ukraynanın içine düştüğü ibretlik durum aynı zamanda güzel bir ders niteliği de taşıyor. Siyaset kurumunu oyuncağa çevirip bir komedyeni kendine başkan yapan Ukrayna halkı şimdi aklını başına almıştır ama yanlış tercihin bedelini ekonomik, psikolojik ve travmatik olarak daha uzun yıllar üzerinden atamayacaktır.
Trumpun Gazzeye tatil köyü yapacağım ve Gazzelileri Mısır ve Ürdüne göndereceğimle başlayıp, sonra da bu işi Araplar kendi aralarında çözsün noktasına gelmesi ise bir çelişki olmasa bile net bir U dönüşü değil midir? Gazze konusunda daha önce Trumpun sözlerinin sadece İsrailin ya da küreselcilerin gazını almak için söylenmiş kuru vaatler olduğuna vurgu yapmıştık zaten. Böylece tescillenmiş oldu. Mısırın Gazze ile ilgili çözüm önerisini daha sonra değerlendiririz inşaallah.
Eğitim sistemi ahmak mı yetiştiriyor?
Amerikada Trumun yardımcılarından biri mevcut eğitim sisteminin sadece ahmak yetiştirdiğini ve bu sistemin değiştirilmesi gerektiğini belirtmiş. Böyle cesur bir çıkışı bizimkilerden de bekliyorum ve soruyorum; dünyayı yakın zamana kadar neredeyse tek başına yöneten Amerikada eğitim sistemi ahmak insan yetiştiriyorsa, bizdeki ne yetiştiriyor?!