Bu yaz, kimin “yazı” olacak?
Eklenme: 7.07.2014 00:00:00

Dördüncü kuvvet olarak bilinen medyanın insanların yaşam biçimini, eğlence anlayışını kültürel değerlerini değiştirerek, yaşamlarında söz sahibi olmaya başlaması, onu aynı zamanda devrimci bir güç haline getirmiştir. Bu değişim gücünü çok iyi fark edenlerin yumuşak emperyalizm olarak bilinen kültür emperyalizmini medya üzerinden gerçekleştirmeye başlaması aslında yıllar oldu. Öyle olmasaydı, bugün değerleri aşınan ve yok olmaya yüz tutan bir toplum haline gelir miydik?

Yaşı 30un üzerinde olanların çok rahatlıkla hatırlayacağı gibi, bir zamanlar tüm dünyada büyük yankılar uyandıran Dallas dizisi, paranın gücünü ve onun getirdiği ilişkileri meşrulaştırmak ve yeni bir ahlak anlayışı ortaya koymak için yapılmıştı ve etkili de olmuştu. Söz konusu dizinin ülkemizde yayınlandığı yıllarda toplumun ahlaki değerlerinde başlayan, büyük bir değişim bugün kartopu gibi hızlanarak ve büyüyerek devam ediyor.

Son zamanlara medyada yer alan bir meşrubat reklamının da en az Dallas dizisi kadar toplumsal değerleri aşındırmaya yönelik olarak hazırlandığı şüphe götürmüyor. Reklam, hiçbir dini, ahlaki ve toplumsal referansı kabul etmeyen bir hayat felsefesi olan sınırsızlığı, değersizliği ifade eden içimden ne gelirse yaşamak istiyorum; bu yaz, benim yazım olacak, kurallarımı ben koyacağım sloganları çerçevesinde ele alınmıştır.

Gençlerin ilgisini ve dikkatini çekmek için ne gerekiyorsa o reklamda yer alıyor, böylece izleyiciyi iyice içine çekiyor. Deniz, güneş, lüks yat, yarı çıplak erkekli-kadınlı grup, içecek, eğlence, başkaldırı, isyan ve sorunsuz pembe bir hayat tablosu. Böyle bir ortamda izleyicinin bilinçaltında uyandırılan arzuların, sunulan cazip yaşam biçiminin önündeki en büyük engelin ise onlara önceden verilen değerler ve kurallar olduğudur; ancak değerlerden vazgeçilmesi durumunda böyle bir hayata kavuşulabilineceği felsefesidir.

Kısaca; toplumu ayakta tutan tüm dinamiklerin hedef gösterildiği bir reklam

Medya üzerinden yapılan bu bilinçli toplum mühendisliği, toplumu dönüştürme, yeni şekil verme projesi; toplumsal hayatın her alanında yaşanan sosyal yaralarımızın da en önemli nedenlerinden biridir:

Eğitim sistemine, değerler eğitimini yeni yeni yerleştiren bu ülkenin gençleri yaklaşık bir asırdır batı hayat felsefesinin figürleri olarak sürekli şekilden şekle giriyor, durmadan kalıp değiştirip ama bir türlü kendileri olmuyorsa işte bunun bir nedeni de onlara sunulan bu değersizliktir ve sınırsız özgürlük felsefesidir.

Zaten her dönemde eşyanın tabiatına uygun olarak yaşanan kuşaklar arası kültür çatışması bizim gibi kültürel emperyalizmin etkisine açık olan geçiş toplumlarında daha büyük yaşanıyorsa, bir nedeni de gençlere sunulan istediğimi yaparım, keyfime göre yaşarım anlayışıdır. Böylece kuşaklar arasındaki uçurum daha da derinleşmiş, iletişim neredeyse birkaç kelimeye indirgenmiştir.

Onlarca medeniyete ev sahipliği yapan ve İslam dini gibi bir değerden beslenen bu topraklarda köklerine uygun değer üretmek bir yana, var olan değerleri de tüketiyor ve yozlaştırıyorsak işte bunun bir nedeni de medya aracılığıyla sunulan bu hayat anlayışıdır.

Görüldüğü gibi, bireyin kendi kişisel menfaatini, çıkarını, keyfini merkeze aldığı için de etkili olan böylesi reklamlar sadece ekonomik kaygı taşımıyor. Hedef ekonomik girdi yanında sosyal, kültürel ve hatta siyasal yaşama yön vermektir. çünkü böylesine biçimlenen kültür emperyalizmi diğer emperyalizm yöntemlerinin uygulanması için uygun zemini hazırlar, yani tamamlayıcı bir rol oynar. Başarıya ulaşma şansı en yüksek ve en yumuşak görünen emperyalizm çeşididir. Bunun için bu denli önemseniyor.

Etkisi ve ideolojisi böyle güçlü olmasaydı, bu reklamı veren meşrubat firmasının Cumhurbaşkanlığı yarışında çatı adayı olarak sunulan kişiyi desteklemesi mümkün müydü? Veya Amacı nedir? Sadece destek verdiği adayın kazanması durumunda çankayaya daha fazla meşrubat satmak mı?

Ne dersiniz bu yaz, kimin yazı olacak?