Aziz Sıddık Kardeşlerim Ve Hizmet-i Kuraniye Ve İmaniyede Fedakâr Ve Metin Arkadaşlarım, Birkaç gündür sizin ile kalemle konuşmadığımdan sıkılmayınız. Şimdi iki noktayı beyan etmek kalbe geldi. Birincisi: Sırriyle, teslim ve tevekkülden sonra teselli hissettim. Şöyleki: Bizi, hususen Çalışkanları tahliye etmeyip ve tefrik etmiyerek tehir etmelerinde, İnşâallah maddî bir zarara mukabil mânevî yüz menfaat ve kazanç olacak. Meselâ: Ankaranın altı makamatına gönderilen ilmî ve îmanî ve pek kuvvetli müdafaat şimdi yirmi gündür onların nasarlarındadır. Hem onun kıymetdar hakikatları, hem alâkadarların merakla nazar-ı dikkatlerini celbeden meselemizin safahatı, o makamatı elbette lâkayd bırakmazlar. Her halde, eğer o hakikatlara mağlûb olmasa idiler, şimdiye kadar bize tecavüz ve şiddetli işar ve emirler olacaktır. Eğer olsaydı, hakkımızda habbeyi kubbe yapanlardan tereşşuhatı hissedilecekti. Demek hakikat galebe etmiş, olsa olsa tedafüî bir vaziyetle bize hafif bir ilişmek olur. Ben kendi hesabıma, o netice için, şimdiye kadar maddî zarar ve sıkıntılarımın yüz derece fevkinde mânevî kazancım var. Sizden her bir kardeşimizi, benden ziyade hissedar biliyorum. Demek, tahliyemizin tehiri hayırlıdır. Hem, Çalışkanlardan üç kardeş, pek çok Nur Şâkirdlerini buraya gelmekten kurtardıkları gibi, haklarında edilen iftiralar vasıtasiyle dahi, Risale-i Nurun bir cihetde, şimdiki mahkemenin nazarından kurtulmasına bir vesile oldular. Bu iki kıymetdar kazanç onların hususî tahliyeleriyle bozulacaktı. hem, onların Nurlara pek ciddî alâkaları halkın nazarında sönecekti. İkinci Nokta: Meselemiz, lem-i İslâmı alâkadar eden pek büyük bir vazife-i Kuraniye ve îmaniyedir. Ondan dehşet alan gizli münafıklar, ellerinden geldiği kadar küçültmek isterler. Ve çok ehemmiyet verdiklerinden, zâhiren ehemmiyetsiz göstermeye çalışıyorlar; hükûmeti ve adliyeyi aldatıyorlar. Meselâ: Nurlara mensub feriklerden ve miralaylardan sarf-ı nazar edip, Ankarada Nur Talebesi bir nefer askerin elinde, zararsız birkaç risale bulunmasiyle, buradaki mahkeme, meseleyi uzattırmaya vesile ediyorlar. Ve benim şahsımın ehemmiyetsizliğini, ihanetler ve tazyiklerle, tecrübelerle gösterip, binler derece şahsımdan ehemmiyetli olan Nurların kuvvetli derslerini ve şâkirdlerinin sarsılmaz ve susmaz şahs-ı mânevilerini nazara almayıp, güya ehemmiyet vermiyorlar. Halbuki, onun ehemmiyetinden titriyorlar ki, o kubbeleri habbe göstermek istiyorlar. Hem tam aldanmışlar. İçimizde yalnız dört - beş kardeşimiz, ailevî ticaret cihetinde bu tehirden bir zararları olsa da inşâallah pek çok manevî kazançları o maddî zararı hiçe indirecek bir inayet altındayız. Hiç merak ve telâş etmeyiniz. Vazifemiz, sabr içinde şükretmek ve mümkün oldukça Nurlarla meşgul olmaktır ve bizden çok ziyade sıkıntıda bulunan mahpuslara teselli vermektir.
Said Nursî
* * *
Aziz Sıddık Kardeşlerim, Mücmel bir manevî ihtar ile bir meseleyi kalbe geldiği gibi beyan edeceğim. Altı makamata giden ve galebe eden müdafaatın cevabı gelmiş ve bize tecavüze çâre bulamamışlar. Yalnız bir makamın, gizli bir işar ile, benim fedakâr kardeşlerimi benden soğutmak ve şiddetli alâkalarını gevşetmek plânı var. Zaten çoktanberi -beni ihanetlerle ve iftiralarla ve tecritlerle- bu kudsî ve uhrevî ve imanî alâkayı bozmağa çalıştılar, muvaffak olamadılar. Şimdi Nurcuları ürkütmek, zaif bir damar bulup nazarlarını başka tarafa çevirmeğe bazı bahaneleri buluyorlar. İnşâallah, demir gibi metin Nurcuların kahramanane sebatları ve tahammülleri ve mücahid-i ekber olan Nurun hakikatları; onun elinde birer elmas kılınç bulunan şâkirdlerin şahs-ı manevisinin pek harika fedakârlığı, onların bu plânını da akîm bırakacak. Evet, Cennet ucuz olmadığı gibi, Cehennem dahi lüzumsuz değil. Sizlere tekrar ile beyan edilmiş; eski zamanın kahraman mücahidlerine nisbeten en az zahmet, ağır şerait ve bu zamanın şiddet-i ihtiyaç cihetiyle çok sevab kazanan İnşâallah halis Nurculardır. Ve boş boşuna, bad-i heva, belki günahlı, zararlı giden bir kaç sene ömrünü, böyle kudsî bir hizmet-i îmaniye ve Kuraniyeye sarfeden ve onun ile ebedî bir ömrü kazanan Nur Talebeleridir. Ben, kendi hisseme düşen bütün bu hücumlarına karşı, pek çok zafiyetimle beraber tahammüle karar verdim. İnşâallah; kuvvetli, fedakâr, genç, kahraman kardeşlerim benden geri kalmaz ve kaçmazlar.. ve kaçanları da geri çevirmeye, şimdiye kadar çalıştıkları gibi çalışacaklar.
Said Nursî
* * *
Aziz Sıddık Kardeşlerim, Evvelâ: Receb-i Şerifinizi ve yarınki Leyle-i Regaibinizi ruh u canımızla tebrik ederiz. Saniyen: Meyus olmayınız. Hem merak ve telâş etmeyiniz. İnayet-i Rabbaniye inşâallah imdadımıza yetişir. Bu üç aydanberi aleyhimize ihzar edilen bomba patladı. Benim sobam ve Feyzilerin su bardağı ve Hüsrevin su bardakları verdikleri haber doğru çıktı. Fakat dehşetli değil hafif oldu. İnşâallah o ateş tamamen sönecek. Bütün hücumları, şahsımı çürütmek ve Nurun fütûhatına bulantı vermektir. Emirdağındaki malûm münafıktan daha muzır -ve gizli zındıkların elinde bir alet- bir adam, bidatkâr bir yarım hoca ile beraber, bütün kuvvetleriyle bize vurmaya çalıştıkları darbe, yirmiden bire inmiş. İnşâallah o bir dahi, bizi mecruh ve yaralı etmiyecek. Ve düşündükleri ve kasdettikleri, bizi birbirinden ve Nurlardan kaçırmak plânları dahi akîm kalacak. Bu mübarek ayların hürmetine ve pek çok sevab kazandırmalarına itimaden, sabr ve tahammül içinde şükür, tevekkül etmek ve düsturuna teslim olmak elzemdir, vazifemizdir.
Said Nursî
Devam edecek