BEDİÜZZAMAN'IN MÜNÂZARAT'I
Eklenme: 23.10.2025 00:00:00

Cemiyetlere ihtar-ı mühim

Şimdi cemiyetimiz bir hükmet-i meşruta-i meşruadır. Hükmet içinde hükmetin zararı görüldü. Seviye-i irfan bir olmadığından, fırkalarda husumet, taassup ve taraftarlık intaç eder. Tabi o kuvveti istimal ile siyasete karışacak ve umum idarede herkesçe lezzetli olan tahakkümatı yapacak sahib-i ağraza müsait bir zemin olur. Binaenaleyh, bizdeki fırkaların şimdiki hl ile devamı gayet muzırdır. Lkin bir şirkette veya münevverül-fikir ve btaraf mabeyninde tenkidat-ı siyasetten veya ehl-i ilim mabeyninde nasihat ve irşaddan menfaat olabilir. Şimdi hükmet-i meşruamız asıl büyük cemiyettir.

Bediüzzaman Said Nurs

Hakikat çekirdekleri

Otuz beş sene evvel tab edilen Hakikat çekirdekleri namındaki risaleden vecizelerdir.

Her türlü hamd ve övgü, medih ve minnet, lemlerin Rabbi olan Allaha mahsustur. Salt ve selm ise, Efendimiz Muhammedin ve bütün l ve ashabının üzerine olsun.

1. Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, all bir uzvun reçetesi, ittib-ı Kurndır.

2. Azametli, bahtsız bir kıtanın; şanlı, talisiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, ittihad-ı İslmdır.

3. Arzı ve bütün nücum ve şümusu tesbih taneleri gibi kaldıracak ve çevirecek kuvvetli bir ele mlik olmayan kimse, kinatta dv-yı halk ve iddiayı icad edemez. Zira herşey herşeyle bağlıdır.

4. Haşirde bütün zevilervhın ihysı, mevt-ld bir nevm ile kışta uyuşmuş bir sineğin baharda ihy ve inşasından kudrete daha ağır olamaz. Zira kudret-i ezeliye ztiyedir; tagayyür edemez, acz tahallül edemez, avik tedahül edemez. Onda mertib olamaz; herşey ona nisbeten birdir.

5. Sivrisineğin gözünü halk eden, güneşi dahi o halk etmiştir.

6. Pirenin midesini tanzim eden, manzume-i şemsiyeyi de o tanzim etmiştir.

7. Kinatın telifinde öyle bir icz var ki, bütün esbab-ı tabiiye, farz-ı muhal olarak, muktedir birer fil-i muhtar olsalar, yine keml-i acz ile o icza karşı secde ederek,

Sen her türlü kusurdan münezzehsin. Bizim hiçbir kudretimiz yok; nihayetsiz izzet ve hikmet sahibi olan muhakkak Sensin. diyeceklerdir.

8. Esbaba tesir-i hakik verilmemiş; vahdet ve cell öyle ister. Lkin, mülk cihetinde, esbab dest-i kudrete perde olmuştur; izzet ve azamet öyle istert, nazar-ı zhirde, dest-i kudret mülk cihetindeki umur-u hasise ile mübaşir görülmesin.

9. Mahall-i taallk-u kudret olan herşeydeki melektiyet ciheti, şeffaftır, nezihdir.

10. lem-i şehadet, avlimül-guyb üstünde tenteneli bir perdedir.

11. Bir noktayı tam yerinde icad etmek için, bütün kinatı icad edecek bir kudret-i gayr-ı mütenhi lzımdır. Zira, şu kitab-ı kebr-i kinatın her bir harfinin, bahusus zhayat her bir harfinin, her bir cümlesine müteveccih birer yüzü, nzır birer gözü vardır.

12. Meşhurdur ki, hill-i de bakarlardı. Kimse birşey görmedi. İhtiyar bir zt yemin ederek Hilli gördüm dedi. Hlbuki gördüğü hill değil, kirpiğinin takavvüs etmiş beyaz bir kılıydı. O kıl nerede, kamer nerede? Harekt-ı zerrat nerede, fil-i teşkil-i env nerede?

13. Tabiat misl bir matbaadır, tbi değil. Nakıştır, nakkaş değil. Kbildir, fil değil. Mistardır, masdar değil. Nizamdır, nzım değil. Kanundur, kudret değil. Şeriat-ı iradiyedir, hakikat-i hariciye değil.

14. Fıtrat-ı zşuur olan vicdandaki incizap ve cezbe, bir hakikat-i cazibedarın cezbesiyledir.

15. Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyeln-ı nümüvv der: Ben sümbülleneceğim, meyve vereceğim. Doğru söyler. Yumurtada bir meyeln-ı hayat var. Der: Piliç olacağım. Biiznillh olur, doğru söyler. Bir avuç su, meyeln-ı incimad ile der: Fazla yer tutacağım. Metin demir onu yalan çıkaramaz; sözünün doğruluğu demiri parçalar. Şu meyelnlar, iradeden gelen evmir-i tekviniyenin tecellleridir, cilveleridir.

DEVAM EDECEK