EMİRDAĞ HAYATI (10)
Eklenme: 8.06.2011 00:00:00

Aziz Sıddık kardeşlerim, (Hem mânevî, hem maddî bir kaç cihette sorulan bir suale mecburiyet tahtında bir cevabdır.) Sual: Neden, ne dahilde, ne hariçte bulunan cereyanlara ve bilhassa siyasetli cemaatlere hiçbir alâka peyda etmiyorsun? Ve Risal-i Nur ve şâkirdlerini mümkün olduğu kadar o cereyanlara temastan menediyorsun?... Halbuki, eğer temas etsen ve alâkadar olsan, birden binler adam Risale-i Nur dairesine girip, parlak hakikatlarını neşredeceklerdi; hem bu kadar sebebsiz sıkıntılara hedef olmayacaktın. Elcevap: Bu alâkasızlık ve içtinabın en ehemmiyetli sebebi, mesleğimizin esası olan İhlâs bizi menediyor. Çünkü: Bu gaflet zamanında, hususan tarafgirane mefkûreler sahibi, herşeyi kendi mesleğine âlet ederek, hattâ dinini ve uhrevî harekâtını da, o dünyevî mesleğe bir nevi âlet hükmüne getiriyor. Halbuki, hakaik-ı îmaniye ve hizmet-i nuriye-i kudsiye, kânitta hiçbir şeye âlet olamaz. Rıza-yı İlâhîden başka bir gayesi olamaz. Halbuki şimdiki cereyanların tarafgirane çarpışmaları hengâmında bu sırr-ı ihlâsı muhafaza etmek, dinini dünyaya âlet etmemek müşkülleşmiş. En iyi çare, cereyanların kuvveti yerine, inayet ve tevfik-i İlâhiyyeye dayanmaktır. İçtinabımızın çok sebeblerinden bir sebebi de; Risale-i Nurun dört esasından birisi olan Şefkat etmek zulüm ve zarar etmemektir. Çünkü, yâni Birisinin hatâsiyle, başkası veya akrabası hatâkâr olmaz; cezaya müstahak olmaz. olan düstur-ı irade-i İlâhiyyeye karşı, bu zamanda sırriyle şedit bir zulüm ile mukabele eder. Tarafgirlik hissiyle, bir câninin hatâsiyle değil yalnız akrabasına, belki taraftarlarına dahi adavet eder. Elinden gelse zulmeder. Elinde hüküm varsa, bir adamın hatâsiyle bir köye bomba atar. Halbuki bir mâsumun hakkı, yüz câni için feda edilmez; onların yüzünden ona zulmedilmez. Şimdiki vaziyet, yüz mâsumu birkaç câni için zararlara sokar. Meselâ: Hatâlı bir adama müteallik, biçare ihtiyar valide ve pederi ve mâsum çoluk çocukları ezmek, perişan etmek, tarafgirane adavet etmek, şefkatin esasına zıttır. Müslümanlar içinde tarafgirane cereyanlar yüzünden, böyle mâsumlar zulümden kurtulamıyorlar. Hususan ihtilâle sebebiyet veren vaziyetler, bütün bütün zulmü dağıtır, genişletir. Cihad-ı dinîde olsa, kâfirlerin çocuk çocuklarının vaziyetleri aynıdır. Ganiet olabilir; Müslümanlar, onları kendi mülküne dahil edebilir. Fakat İslâm dairesinde birisi dinsiz olsa, çoluk çocuğuna hiçbir cihetle temellük edilmez; hukukuna müdahale edilmez. Çünkü o mâsumlar, İslâmiyet rabıtasiyle dinsiz pederine değil, belki İslâmiyetle ve cemaat-ı İslâmiye ile bağlıdır. Fakat, kaâfirin çocukları, gerçi ehl-i necattırlar; fakat hukukta, hayatta pederlerine tâbi ve alâkadar olmasından, cihad darbesinde o mâsumlar memlûk ve esir olabilirler. Umum kardeşlerime birer birer selâm ve kârı binler olan Leyle-i Miracınızı tebrik ederim. Merhum Hacı İbrahimin, Refet bey gibi müteallikatlarına benim tarafımdan tâziye edip, deyiniz ki: O merhum, Risale-i Nur Talebeleri dairesi içindedir; daima onlara olan dualara mazhardır. Biz de hususî ona dua ederiz. Said Nursî *** Aziz Sıddık Kardeşlerim, (Bir suale mecburi cevabın tetimmesidir) Bu yaz mevsimi, gaflet zamanı ve derd-i maişet meşgalesi hengâmı ve Şuhur-ı Selâsenin çok sevablı ibadet vakti ve zemin yüzündeki fırtınaların silâhla değil, diplomatlıkla çarpışmaları zamanı olduğu cihetle; gayet kuvvetli bir metanet ve vazife-i nuriye-i kudsiyyede bir sebat olmazsa, Risale-i Nurun hizmeti zararına bir atâlet, bir fütûr ve tevakkuf başlar. Aziz kardeşlerim, siz katî biliniz ki: Risale-i Nur ve şâkirdlerinin meşgul oldukları vazife, rûy-i zemindeki bütün muazzam mesailden daha büyüktür. Onun için; dünyevî merak-âver meselelere bakıp, vazife-i bakiyenizde fütur getirmeyiniz. Meyvenin Dördüncü Meselesini çok defa okuyunuz, kuvve-i mâneviyeniz kırılmasın. Evet, ehl-i dünyanın bütün muazzam meseleleri; fâni hayatta zalimane olan düstur-ı cidal dairesinde; gaddarane, merhametsiz ve mukaddesat-ı diniyeyi dünyaya feda etmek cihetiyle, kader-i İlâhî, onların o cinayetleri içinde, onlara bir mânevî cehennem veriyor. Risale-i Nur ve şâkirdlerinin çalıştıkları ve vazifedar oldukları; fâni hayata bedel, bâki hayata perde olan ölümü ve hayat-ı dünyeviyenin perestişkârlarına gayet dehşetli ecel cellâdının, hayat-ı ebediyeye birer perde ve ehl-i imanın saadet-i ebediyyelerine birer vesile olduğunu, iki kere iki dört eder derecesinde katî isbat etmektedir. Şimdiye kadar o hakikatı göstermişiz. Elhasıl: Ehl-i dalâlet, muvakkat hayata karşı mücadele ediyorlar. Bizler, ölüme karşı nur-u Kuran ile cidaldeyiz.                                      Devam edecek